وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَٰيِشَ وَمَن لَّسْتُمْ لَهُۥ بِرَٰزِقِينَ

“And we have given unto you livelihoods therein, and unto those for whom ye provide not.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî, ayetteki 'من' ifadesinin kime/neye işaret ettiği konusunda müfessirler arasındaki ihtilafı aktarır. Bazıları bunun binek ve ehli hayvanları (dâbbe ve en'am), bazıları ise sadece vahşi hayvanları (vahş) kastettiğini söylemiştir. Taberî kendisi ise en doğru görüşün, bununla köleler, cariyeler, binek ve ehli hayvanların kastedildiği olduğunu savunur; çünkü Araplar hayvanlarla insanları birlikte anlattıklarında 'men' lafzını kullanabilirler.

وأولى ذلك بالصواب، وأحسن أن يقال: عنى بقوله: من العبيد ، والإماء، والدواب، والأنعام، فمعنى ذلك: وجعلنا لكم فيها معايش، والعبيد، والإماء، والدواب، والأنعام
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre 'men lestüm lehû birâzikîn' ifadesi, 'meâyiş'e veya 'lekum'un mahalline atıftır; yani Allah insanlara hem kendileri için hem de rızıklarını verdiklerini sandıkları kimseler (ıyal, köleler, hizmetçiler) için geçim vasıtaları kılmıştır. Bu kişiler kendilerinin rızık verdiğini zannederler ama gerçekte rızık veren yalnızca Allah'tır; bu kapsama hayvanlar ve davarlar da girer.

وأراد بهم العيال والمماليك والخدم الذين يحسبون أنهم يرزقونهم ويخطئون ، فإن الله هو الرزاق ، يرزقهم وإياهم
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Râzî'ye göre âyetteki "لستم له برازقين" ifadesindeki "من" lafzının kime râci olduğu hususunda görüşler vardır; bir görüşe göre bu akıl sahipleri olan çocuklar, köleler ve hizmetçilerdir ve insanların bunları rızıklandırdığını zannetmeleri hatalıdır, çünkü hizmetçiyi de hizmet edileni de, köleyi de sahibini de rızıklandıran Allah'tır. İkinci bir ihtimale göre ise "من" lafzı vahşi hayvanlar ve kuşlar gibi akıl sahibi olmayanları da kapsar; bu durumda "من" sıygasının akıl sahiplerine tahsis edilmiş olmasına rağmen gayrı akıllılar üzerinde de kullanılabileceği, akıl sahiplerinin galip kılınması (teğlîb) yoluyla açıklanır.

وذلك خطأ فإن الله هو الرزاق يرزق الخادم والمخدوم ، والمملوك والمالك فإنه لولا أنه تعالى خلق الأطعمة والأشربة ، وأعطى القوة الغاذية والهاضمة ، وإلا لم يحصل لأحد رزق
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre 'men lestüm lehu bi-râzikîn' ifadesindeki 'men' kelimesi, Mücahid'e göre köleleri, cariyeleri ve hayvanları; başka bir görüşe göre ise vahşi hayvanları kastetmektedir. Mücahid'in görüşünde Allah'ın rızıklandırdığı ama insanların rızıklandırmadığı köleler ve çocuklar kastedilirken, diğer görüşte 'men' akledenlerle akletmeyenlerin birleşmesi nedeniyle akledenler kategorisine dahil edilerek kullanılmıştır. Kurtubî ayrıca bu kelimenin gramer açısından 'leküm' ifadesindeki zamire atfedilmesinin Basra dilcilerine göre kabul görmediğini, zira zahir ismin zamire atfının cer harfinin tekrarı olmadan caiz olmadığını belirtir.

يريد الدواب والأنعام قاله مجاهد وعنده أيضا هم العبيد والأولاد الذين قال الله فيهم : نحن نرزقهم وإياكم ولفظ من يجوز أن يتناول العبيد والدواب إذا اجتمعوا لأنه إذا اجتمع من يعقل وما لا يعقل غلب من يعقل
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre ayet, yerin döşenmesi, dağların sabitleştirilmesi ve orada dengeli/ölçülü şekilde her şeyin bitirilmesiyle Allah'ın kudretine ve tevhidine delil sunar. 'Mevzûn' kelimesi, hikmetin gerektirdiği belirli bir ölçüye göre takdir edilmiş olma, ya da güzel ve uyumlu olma anlamına gelebilir. İnsanların geçim kaynağı olan besin ve giyecekler Allah tarafından yaratılmıştır; kulların rızık verdiğini zannettiği köle, hizmetçi ve aile efradını da gerçekte rızıklandıran Allah'tır.

من كل شيء موزون مقدر بمقدار معين تقتضيه حكمته، أو مستحسن، مناسب من قولهم كلام موزون، أو ما يوزن ويقدر أو له وزن في أبواب النعمة والمنفعة.

Comparison

Common ground

Müfessirlerin çoğu 'men' ifadesinin köle, cariye, hizmetçi ve aile efradını kapsadığında; bunların rızkını gerçekte insanların değil Allah'ın verdiği fikrinde birleşir. Ayrıca 'men' kelimesinin hayvanları da (vahşi veya ehli) kapsayabileceği ihtimali ortak biçimde tartışılır.

Differences

Taberî rivayet ile dil analizini birleştirip köle-cariye ve hayvanları kastettiğini tercih eder; Zemahşerî meseleyi atıf/i'rab tahliliyle ele alıp insan ve hayvanları birlikte değerlendirir; Râzî hem dil hem de hükemânın illet-malûl temelli aklî yorumunu nakleder; Kurtubî gramer tartışmasına (Basra dilcilerinin atıf itirazına) özel önem verir; Beydâvî ise meseleyi tevhid delili bağlamına taşıyarak ayetin bütününü hikmet ve kudret vurgusuyla okur.

Historical context

Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte rivayet temelli yorumdan giderek dil/belağat ve mantık temelli tahlile geçiş görülür; erken dönemde rivayetlerin çokluğu öne çıkarken, sonraki müfessirlerde gramer inceliği ve teolojik/felsefi çerçeveleme daha belirgin hale gelmiştir; temel anlam (rızkın gerçek kaynağının Allah olduğu) sabit kalmıştır.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, insanın bakmakla sorumlu olduğu kişiler ve canlılar için harcadığı emeğin kıymetli olmakla birlikte, rızkın nihai kaynağının insan çabasının ötesinde olduğunu hatırlatabilir. Bu bilinç, aile içinde ve toplumda şükür, tevazu ve sabır temelli bir tutum geliştirmeye; ilim ile iman arasında uyumlu bir bakış inşa etmeye vesile olabilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar