وَفِى ٱلْأَرْضِ قِطَعٌ مُّتَجَٰوِرَٰتٌ وَجَنَّٰتٌ مِّنْ أَعْنَٰبٍ وَزَرْعٌ وَنَخِيلٌ صِنْوَانٌ وَغَيْرُ صِنْوَانٍ يُسْقَىٰ بِمَآءٍ وَٰحِدٍ وَنُفَضِّلُ بَعْضَهَا عَلَىٰ بَعْضٍ فِى ٱلْأُكُلِ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

“And in the Earth are neighbouring tracts, vineyards and ploughed lands, and date-palms, like and unlike, which are watered with one water. And we have made some of them to excel others in fruit. Lo! herein verily are portents for people who have sense.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre ayet, birbirine bitişik ve yakın topraklarda dahi farklılıklar bulunduğunu anlatır; bazı toprak tuzlu ve verimsiz (sebeh) olup hiçbir şey bitirmezken, yanındaki toprak tatlı ve verimli (adiyy) olup ürün verir. Aynı şekilde bir tek suyla sulanan bitişik topraklarda hurma, üzüm gibi bitkiler tatlı-ekşi, verimli-verimsiz gibi farklı özellikler taşıyabilir. Sâlvon (صنوان) kelimesi ise tek bir kökten çıkan birden fazla hurma ağacını ifade eder, tekili sınv'dir.

الأرض تنبت حلوا، والأرض تنبت حامضا، وهي متجاورة (تسقى بماء واحد)
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî, birbirine bitişik ve komşu topraklarda tatlı-tuzlu, verimli-verimsiz, sert-yumuşak gibi farklı özelliklerin bulunmasını, aynı su ile sulanan üzüm bağları, ekinler ve hurma ağaçlarının şekil, renk, tat ve koku bakımından birbirinden farklı meyveler vermesini kudret sahibi ve iradeli bir failin fiillerini belirli şekillerde gerçekleştirdiğine delil olarak okur. Ayrıca ayetteki kıraat farklılıklarını (وجنات, وزرع ونخيل, الصنوان gibi kelimelerin farklı okunuşlarını) dilbilimsel açıdan inceler ve bu farklı okuyuşların gramer bakımından hangi kelimeye atfedildiğini açıklar.

بقاع مختلفة ، مع كونها متجاورة متلاصقة : طيبة إلى سبخة ، وكريمة إلى زهيدة ، وصلبة إلى رخوة ، وصالحة للزرع لا للشجر إلى أخرى على عكسها ، مع انتظامها جميعا في جنس الأرضية . وذلك دليل على قادر مريد ، موقع لأفعاله على وجه دون وجه
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre ayette geçen birbirine yakın topraklardan biri verimli, diğeri tuzlu ve kısır olarak zikredilir; bu görüş İbn Abbâs, Mücâhid, Said b. Cübeyr ve Dahhâk'tan nakledilmiştir. Ayrıca toprakların renk, doku ve nitelik farklılıkları (kırmızı, beyaz, sarı, siyah, taşlı, kumlu vb.) da ayetin kapsamına dahil edilmiş, bunların hepsinin tek bir failin (Allah'ın) kudretine delalet ettiği belirtilmiştir. Metinde ayrıca 'sınvân' kelimesinin tek bir kökten çıkan bitkiler (nar, incir, bazı hurma türleri gibi) anlamına geldiği, 'gayru sınvân'ın ise tek bir asıldan çıkan diğer ağaçlar olduğu açıklanmış; bu konuda Sevrî, Şu'be, Berâ ve diğer alimlerden rivayetler nakledilmiştir.

أي أراض يجاور بعضها بعضا مع أن هذه طيبة تنبت ما ينفع الناس وهذه سبخة مالحة لا تنبت شيئا هكذا روي عن ابن عباس ومجاهد وسعيد بن جبير والضحاك وغير واحد
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayette geçen 'sınvân' kelimesi, aynı kökten çıkan hurma ağaçlarının birden ya da farklı köklerden çıkmasını ifade eder; bu durum aynı zamanda toprağın çeşitliliğine (yükseklik, tuzluluk, renk vb.) ve bu farklı yerlerden benzer ya da farklı bitkilerin çıkmasının ilahi tesire delil oluşturduğuna işaret eder. Ayrıca metin, kıraat farklılıklarını (sınvân/sunvân, yüfaddılu/nüfaddılu) ve 'ekl' kelimesinin 'yenilen meyve' ya da 'yemeye hazırlanmış olan' şeklindeki iki farklı tefsirini aktarır.

والصنو أن يكون الأصل واحدا وتنبت فيه النخلتان والثلاثة فأكثر فكل واحدة صنو
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî, aynı topraktan ve aynı suyla sulanan bitkilerin farklı tat ve şekillerde meyve vermesini, Allah'ın birliğine ve kudretinin büyüklüğüne delil olarak zikreder. Ayrıca Hasan el-Basrî'den nakille bu ayetin, aslı bir olduğu halde iman-küfür, hayır-şer bakımından farklılaşan insanoğluna dair bir temsil olduğunu belirtir. Bitkilerdeki bu farklılığın tabiat (doğa yasaları) ile açıklanamayacağını, bunun ancak Allah'ın dilemesi ve kudretiyle olduğunu vurgular.

وهذا أدل دليل على بطلان القول بالطبع إذ لو كان ذلك بالماء والتراب والفاعل له الطبيعة لما وقع الاختلاف
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre yeryüzünün yayılması, dağların ve nehirlerin varlığı, meyve çeşitlerinin ikişer ikişer yaratılması, birbirine yakın toprak parçalarının farklı özellikler taşıması ve aynı su ile sulanan bitkilerin lezzetçe farklılaşması, bu şeylerin belirli bir şekilde ve başka türlü değil de bu türlü oluşunun hikmet sahibi bir yaratıcının varlığına delil olduğunu gösterir. Toprak parçalarının aynı doğal yapıyı paylaşmasına rağmen farklı özellikler taşıması, ancak kadir ve muhtar bir failin tahsis etmesiyle mümkündür. Meyvelerin şekil, ölçü, koku ve tat bakımından farklılaşması da aynı şekilde bu hikmetli yaratıcıya işaret eder.

لولا تخصيص قادر موقع لأفعاله على وجه دون وجه لم تكن كذلك

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayeti, birbirine bitişik topraklarda ve aynı su ile sulanan bitkilerde (üzüm, hurma, ekin) görülen tat, verim, renk farklılıklarının tesadüfi olmayıp kudret ve irade sahibi bir yaratıcının fiiline delalet ettiği yönünde okur. Sınvân kelimesinin tek kökten çıkan bitkileri ifade ettiği, ayrıca kıraat farklılıklarının (zer', nahîl, sınvân gibi kelimelerin merfû/mecrûr okunuşu) dilbilimsel açıdan incelendiği de ortak bir husustur. Taberî, İbn Kesîr ve Râzî bu okumaları sahabe-tabiîn rivayetleriyle (İbn Abbas, Mücahid, Katade, Dahhak vb.) desteklerken herkes doğa gözlemini ilahi kudrete delil kılar.

Differences

Taberî ve İbn Kesîr daha çok rivayet ağırlıklı bir yöntem izleyip nakledilen görüşleri sıralamakla yetinirken, Zemahşerî ve Beydâvî belağat ve akli/kelamî istidlal (kozmolojik delil) vurgusunu ön plana çıkarır. Râzî kıraat ve lugavî tahlile daha fazla yer ayırır. Kurtubî ise farklı bir katman ekleyerek Hasan el-Basrî'den nakille ayeti insanların iman-küfür, hayır-şer bakımından farklılaşmasına dair işârî/temsilî bir yoruma taşır ve ayrıca doğa yasalarıyla açıklama girişimini (tabiatçı görüş) açıkça reddeder; bu, diğerlerinde bu kadar belirgin olmayan bir polemik unsurudur.

Historical context

En eski müfessir Taberî'den en yeni olan Beydâvî'ye kadar temel okuma (doğadaki çeşitliliğin ilahi kudrete delaleti) sabit kalmış, ancak zamanla rivayet ağırlıklı yaklaşımdan (Taberî, İbn Kesîr) dil/belağat ve akli-kelamî istidlale (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) doğru bir yöntem çeşitlenmesi görülür. Kurtubî'nin tabiatçı açıklamaları reddetme vurgusu, kelam tartışmalarının tefsire daha belirgin şekilde yansımasının bir işareti olarak okunabilir.

Modern connection

Bu ayet, aynı toprak ve suya rağmen ortaya çıkan çeşitliliğin dikkatle gözlemlenmesinin, ilim ile iman arasında bir uyum kurma imkânı sunduğunu hatırlatır. Tabiattaki bu farklılıklar, insanı hem doğayı incelemeye hem de bu çeşitlilik karşısında hikmet ve sabırla düşünmeye davet edebilir. Toplumsal hayatta da benzer koşullarda yetişen insanların farklı kabiliyet ve karakterlere sahip olabileceği düşünüldüğünde, bu ayet hoşgörü ve çeşitliliğe saygı temasıyla ilişkilendirilebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar