قَالَ قَآئِلٌ مِّنْهُمْ لَا تَقْتُلُوا۟ يُوسُفَ وَأَلْقُوهُ فِى غَيَٰبَتِ ٱلْجُبِّ يَلْتَقِطْهُ بَعْضُ ٱلسَّيَّارَةِ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ

“One among them said: Kill not Joseph but, if ye must be doing, fling him into the depth of the pit; some caravan will find him.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî bu bölümde ayetteki 'cübb' kelimesinin kuyu anlamına geldiğini, kimi rivayetlere göre bunun Beytülmakdis'te bulunan belirli bir kuyunun adı olduğunu belirtir. Ayrıca kardeşlerden Yusuf'u öldürmekten vazgeçirip kuyuya atılmasını öneren kişinin kimliği hakkında Rûbîl (Rubil) ve Şem'ûn görüşlerini rivayetlerle aktarır. Son olarak 'ba'du's-seyyâre' ifadesindeki müzekker/müennes kullanım farklılığını dilbilimsel örneklerle açıklar.

والجب: بئر. وقيل: إنه اسم بئر ببيت المقدس
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Bu metinde Zemahşerî, ateşin İbrahim için 'berd ve selâm' olması ifadesini yorumlarken bunun mübalağalı bir anlatım olduğunu, yani ateşin zâtının bizzat serinlik ve selamet haline geldiğini belirtir. Maksat ateşin İbrahim'e zarar vermeden sönmesi/serinlemesidir, ya da zararsız bir şekilde serinlemesidir. Ayrıca Allah'ın ateşin doğal tabiatını (sıcaklık ve yakıcılık) ondan kaldırıp yalnızca ışık verme ve alevlenme özelliğini bıraktığını, ya da kudretiyle İbrahim'in bedenini ateşin zararından koruduğunu açıklar.

والمعنى : ذات برد وسلام ، فبولغ في ذلك ، كأن ذاتها برد وسلام . والمراد : ابردي فيسلم منك إبراهيم . أو ابردي بردا غير ضار . وعن ابن عباس رضي الله عنه : لو لم يقل ذلك لأهلكته ببردها
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre kardeşlerden Yûsuf'u kuyuya atmayı öneren kişi ya Rûbîl ya da Yehûdâ'dır; bu kişi Yûsuf'a karşı en iyi niyetli, en akıllı ve en yaşlı/faziletli olandı. Kuyunun herkesçe bilinen ve kervanların sürekli uğradığı bir yer olması sebebiyle, Yûsuf'un oraya atılmasının onu tamamen öldürmekten daha güvenli bir seçenek olduğu, çünkü kervanların onu bulup çıkarabileceği belirtilir. Ayrıca 'iltikat' kelimesinin 'bir şeyi yoldan alma' anlamına geldiği, bunun da en hafif zarar verecek şekilde hareket etme tercihine işaret ettiği ifade edilir.

وكان يعلم أنه إذا طرح فيها يكون إلى السلامة أقرب ، لأن السيارة إذا جازوا وردوها ، وإذا وردوها شاهدوا ذلك الإنسان فيها ، وإذا شاهدوه أخرجوه وذهبوا به فكان إلقاؤه فيها أبعد عن الهلاك
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî bu ayette 'yeltekıtuhu ba'du's-seyyâre' ifadesindeki gizli konuşanın Yehûdâ (İbn Abbas'a göre), Rûbîl ya da Şem'ûn olabileceğini nakleder; ardından 'iltikât' kelimesinin lugavî anlamını açıklayarak buradan lakît (bulunmuş çocuk) hükümlerine geçer ve fıkıhçıların lakîtin hürlüğü, velâsı ve nafakası konusundaki görüşlerini aktarır. Ayrıca Yûsuf'un kuyuya atıldığında küçük bir çocuk olduğuna dair Mâlik'ten nakledilen görüşü, ayetteki 'yeltekıtuhu' ve kurt yemesinden korkma ifadelerini delil göstererek destekler.

قال بن عرفة : الالتقاط وجود الشيء على غير طلب ومنه قوله تعالى : يلتقطه بعض السيارة أي يجده من غير أن يحتسبه
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr, Yusuf'un kardeşleri arasında onu öldürmeye kesin karar verenlere karşı çıkıp 'onu kuyunun dibine atın' teklifini yapan kardeşin kimliği hakkında ihtilaf nakleder; Katade ve İbn İshak'a göre bu en büyükleri Rûbîl'dir, Süddî'ye göre Yehûdâ'dır, Mücahid'e göre Şem'ûn'dur. Allah'ın Yusuf hakkında peygamberlik ve Mısır'da hükümranlık gibi gerçekleşmesi mutlaka gereken bir muradı olduğu için kardeşlerin onu öldürmeye güçleri yetmemiş, Allah onları bu teklifle ondan uzaklaştırmıştır. İbn İshak ayrıca kardeşlerin bu davranışının akrabalık bağını kesme, babaya saygısızlık ve hem küçük hem yaşlı olan iki kişiye karşı merhametsizlik anlamına gelen büyük bir işe girişmek olduğunu vurgular.

ولم يكن لهم سبيل إلى قتله لأن الله تعالى كان يريد منه أمرا لابد من إمضائه وإنمائه من الإيحاء إليه بالنبوة ومن التمكين له ببلاد مصر والحكم بها فصرفهم الله عنه بمقالة روبيل فيه وإشارته عليهم بأن يلقوه في غيابة الجب
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre kardeşlerin 'öldürelim veya bir yere atalım' teklifi ortak bir karara varmadan önce içlerinden birinin (Yehûdâ veya Rûbîl olarak nakledilir) buna karşı çıkıp Yûsuf'u öldürmek yerine kuyuya atmayı önerdiğini belirtir. Bu kişiye göre kuyu, insan gözünden gizli olduğu için 'ğayâbetu'l-cübb' diye adlandırılmıştır ve teklifin amacı, geçip giden kervanlardan birinin onu bulup almasıdır. 'Yahlü leküm vechü ebîküm' ifadesi, babalarının sevgisinin artık sadece kendilerine yöneleceği anlamına gelir.

قال قائل منهم يعني يهوذا وكان أحسنهم فيه رأيا. وقيل روبيل. لا تقتلوا يوسف فإن القتل عظيم. وألقوه في غيابت الجب في قعره، سمي بها لغيبوبته عن أعين الناظرين.

Comparison

Common ground

Taberî, Fahreddin er-Râzî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî; Yûsuf'u öldürmekten vazgeçirip kuyuya atılmasını öneren kardeşin kimliği konusunda Rûbîl, Yehûdâ veya Şem'ûn isimlerini nakleder ve bu kişinin niyetinin Yûsuf'u tamamen öldürmekten kurtarmak olduğu görüşünde birleşirler. Ayrıca kuyunun kervanların uğrak yeri olması ve 'iltikât/yeltekıtuhu' kelimesinin lugavî anlamı üzerinde ortak bir dilbilimsel ilgi göze çarpar.

Differences

Taberî ve İbn Kesîr rivayet zincirlerine (Katade, Süddî, Mücahid, İbn İshak) ağırlık verirken, Fahreddin er-Râzî ve Beydâvî daha çok dil/belağat tahliline ve bağlamsal okumaya yönelir. Kurtubî ise bu rivayet malzemesini fıkhi bir çıkarıma (lakît hükümleri) taşıyarak farklı bir istikamette derinleşir. Zemahşerî ise konu tamamen ayrı olup ateşin İbrahim için 'berd ve selâm' olmasını mübalağalı bir anlatım ve Allah'ın kudretiyle doğal kanunları değiştirmesi çerçevesinde kelâmî-itikadi bir izahla ele alır; bu farklılıklar müfessirlerin yöntem tercihlerinden (rivayet ekolü, dil ekolü, fıkıh ekolü, kelâm ekolü) kaynaklanır.

Historical context

Erken dönem müfessirleri (Taberî, İbn Kesîr) rivayet nakline ve selef görüşlerinin çeşitliliğini kayıt altına almaya önem verirken, sonraki dönem müfessirleri (Fahreddin er-Râzî, Kurtubî, Beydâvî) bu rivayet malzemesini korumakla birlikte dil tahlili, bağlamsal okuma ve fıkhi/kelâmi çıkarımlarla zenginleştirmiştir. Kardeşin kimliği hakkındaki ihtilaf tüm dönemlerde sabit kalmış, kesin bir isim üzerinde birleşme oluşmamıştır; bu durum tefsir geleneğinin ihtilafı olduğu gibi nakletme tutumunu yansıtır.

Modern connection

Bu farklı rivayetlerin bir arada nakledilmesi, ilim geleneğinde ihtilafın hoşgörüyle karşılanabileceğini ve kesin yargıya varmadan bilgiyi olduğu gibi aktarmanın bir erdem olduğunu hatırlatabilir. Yûsuf kıssasındaki 'öldürmek yerine daha az zararlı bir yol bulma' çabası, aile içi anlaşmazlıklarda bile yapıcı ve zarar azaltıcı bir tutumun değerine işaret edebilir. Ayrıca kardeşler arası kıskançlığın büyük zulümlere yol açabileceği fikri, toplumsal dayanışma ve sabrın önemine dair genel bir hatırlatma olarak düşünülebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar