وَأَخَذَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ٱلصَّيْحَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دِيَٰرِهِمْ جَٰثِمِينَ
“And the (awful) Cry overtook those who did wrong, so that morning found them prostrate in their dwellings,” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Metin, âyetteki ifadenin 'ölüm onları çöktürdü ve avlularında/kapı eşiklerinde cansız bıraktı' anlamına geldiğini nakleder; kavmin dizleri üzerine çöküp evlerinin önünde yere serilmiş halde helak olduklarını belirtir.
قد جثمتهم المنايا، وتركتهم خمودا بأفنيتهم
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu metinde Râzî, 'خطاياكم' kelimesindeki kıraat farklılıklarını (Cahderî, A'meş, Hasan, Kisâî, İbn Kesîr gibi kıraatlerin okuyuş biçimlerini) ayrıntılı biçimde aktarır. Ardından 'جاثمين' kelimesinin anlamını açıklar: Ebû Ubeyde'ye dayanarak cüsûmun kuş ve insanlar için kullanılan, devede rükûk (çöküş) gibi bir sükûnet ve hareketsizlik hali olduğunu belirtir. Helak olan kavmin şiddetli bir ses (sayha/sâika) sonucu can verip yerlerinde hareketsiz kaldıklarını, bunun ölüme ve sükûna işaret ettiğini aktarır.
فثبت أن الجثوم عبارة عن السكون والخمود ، ثم اختلفوا ، فمنهم من قال : لما سمعوا الصيحة العظيمة تقطعت قلوبهم وماتوا جاثمين على الركب
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî'ye göre bu ayette geçen sayha (çığlık/haykırış), kavmin dördüncü günde helak edildiği sesi ifade eder; bu sesin Cibril'in sesi ya da göklerden gelen ve her yıldırım ve yeryüzündeki her şeyin sesini içeren bir ses olduğu söylenmiştir. Tefsirde nakledildiğine göre kavim azabı anlayınca silahlanıp yollara çıkmış, bunun üzerine Allah güneş meleğine emredip güneşi başlarına yaklaştırmış, elleri kavrulmuş, dilleri susuzluktan göğüslerine sarkmış, hayvanları ölmüş ve sular fışkırıp göğe kadar yükselmiş; sonunda güneş batınca sayha ile helak olmuşlardır. Ayrıca A'râf suresinde 'racfe' (sarsıntı) kelimesinin kullanılmasıyla buradaki 'sayha' arasındaki fark, her ikisinin de aynı olayı farklı yönleriyle anlattığı şeklinde açıklanmıştır.
وفي التفسير : أنهم لما أيقنوا بالعذاب قال بعضهم لبعض ما مقامكم أن يأتيكم الأمر بغتة قالوا : فما نصنع فأخذوا سيوفهم ورماحهم وعددهم
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre Salih'in ve iman edenlerin 'o günün rezilliğinden' kurtarılması, Sayha ile helak olmalarından ya da kıyamet günündeki zillet ve rezil olma durumlarından korunmaları anlamına gelir. Zalimlere gelen sayha onları helak etmiş, evlerinde çökmüş halde bırakmıştır; sanki hiç orada yaşamamışlardır. Metin ayrıca 'يومئذ' kelimesinin farklı kıraat şekillerine (Nafi'in fethalı okuyuşu gibi) ve 'ثمود' kelimesinin bazı kurrâ tarafından munsarif okunmasına (kabile veya büyük ata kastedilerek) dair dilbilimsel açıklamalar sunar.
أي ونجيناهم من خزي يومئذ وهو هلاكهم بالصيحة أو ذلهم وفضيحتهم يوم القيامة
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler kavmin şiddetli bir ses (sayha) sonucu çöküp hareketsiz kaldığını ve evlerinde/kapı eşiklerinde cansız bırakıldığını kabul eder; 'câsimîn' ifadesinin ölüm anındaki çöküş halini tasvir ettiği ortak vurgudur.
Differences
Taberî sade rivayet nakliyle olayı özetlerken, Râzî kıraat farklılıkları ve kelime iştikakına dayalı dilbilimsel derinlik katar; Kurtubî olayın ayrıntılı sahnesini (güneşin yaklaştırılması, susuzluk, sayha-racfe ilişkisi) rivayetlerle canlandırır; Beydâvî ise daha özet bir dil/kıraat analizine yönelir ve kurtuluşun kıyamet günü rezilliğinden korunmayla bağlantısını ekler. Bu farklar, her müfessirin ağırlıklı yöntemine (rivayet, lugavî tahlil, kıssa detayı) bağlıdır.
Historical context
Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte olayın temel çerçevesi (sayha ile helak, çöküş hali) sabit kalmış, ancak zamanla dil ve kıraat tahlilleri daha sistematik hale gelmiş, rivayet malzemesi ayrıntılandırılmıştır; bu bir çeşitlenme değil, yöntemsel derinleşme örneğidir.
Modern connection
Bu anlatı, bir toplumun uyarılara kulak vermemesinin ne denli ağır sonuçlar doğurabileceğini hatırlatarak sabır ve tedbir bilincine dikkat çeker. Ayrıca farklı müfessirlerin aynı ayete dil, rivayet ve bağlam açısından katkı sunması, ilim ile iman arasındaki uyumlu, çok yönlü araştırma ruhuna güzel bir örnektir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar