مَثَلُ ٱلْفَرِيقَيْنِ كَٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْأَصَمِّ وَٱلْبَصِيرِ وَٱلسَّمِيعِ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلًا أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
“The similitude of the two parties is as the blind and the deaf and the seer and the hearer. Are they equal in similitude? Will ye not then be admonished?” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî bu ayeti hem köle/efendi temsili hem de kâfir-mü'min temsili olarak açıklar. Birden çok efendiye kötü ahlaklı ortaklarca hizmet edilen köle ile, tek bir efendiye itaatkâr hizmet eden köle arasındaki fark üzerinden, kâfirin (görmeyen-işitmeyen kör-sağır gibi) hakkı idrak edememesi ile mü'minin (gören-işiten gibi) Allah'ın hüccetlerini görüp davetini işitip icabet etmesi arasındaki farkı temsil ettiğini belirtir. 'Mesel' kelimesinin tekil kullanılmasını da her iki tarafın tek bir temsilde birleştirilmesine bağlar.
فكذلك فريق الكفر لا يبصر الحق، فيتبعه ويعمل به؛ لشغله بكفره بالله، وغلبة خذلان الله عليه، لا يسمع داعي الله إلى الرشاد، فيجيبه إلى الهدى فيهتدي به، فهو مقيم في ضلالته، يتردد في حيرته.
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre âyetteki ifadenin takdiri 'iki kişinin sıfatı bakımından eşit olup olmadığı' şeklindedir; yani soru bu iki kişinin sıfat ve durumlarının denk olup olmadığıdır. 'Meselen' kelimesi temyiz olarak mansub okunmuştur ve cins bildirmek amacıyla temyizde tekil lafız kullanılmıştır. Ayrıca bu kelimenin 'meseleyn' şeklinde de okunduğu belirtilir.
فالتقدير هل يستويان صفة ، فقوله : { مثلا } نصب على التمييز ، والمعنى هل تستوي صفتاهما وحالتاهما ، وإنما اقتصر في التمييز على الواحد لبيان الجنس وقرىء مثلين
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî bu ayette iki farklı temsil olduğunu, ilkinin kâfir ile mümin arasındaki farkı (sağır-kör ile işitip gören) anlattığını, ikincisinin ise ortak köle ile tek bir efendiye ait köle örneğiyle iki durumun karşılaştırılmasını ifade ettiğini aktarır. Ortak birçok kişiye hizmet eden kölenin çekişme ve yorgunluk içinde olduğu, tek kişiye hizmet edenin ise huzurlu ve doğru yol üzere olduğu vurgulanır. Ayrıca 'سلما' ve 'سالما' kıraatleri arasındaki dilbilimsel farklar ve tercihler detaylı olarak tartışılır.
هذا الذي يخدم جماعة شركاء أخلاقهم مختلفة ونياتهم متباينة لا يلقاه رجل إلا جره واستخدمه فهو يلقى منهم العناء والنصب والتعب العظيم وهو مع ذلك كله لا يرضى واحدا منهم بخدمته لكثرة الحقوق في رقبته والذي يخدم واحدا لا ينازعه فيه أحد إذا أطاعه وحده عرف ذلك له وإن أخطأ صفح عن خطئه فأيهما أقل تعبا أو على هدى مستقيم
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr bu ayette daha önce şekavet ve saadetle nitelenen iki grubun temsili tasvir edildiğini belirtir; kâfir kör ve sağıra, mümin ise gören ve işitene benzetilmiştir. Kâfir dünyada ve ahirette hakkı görmez, hüccetleri işitmez, sapıklık içinde kalır; mümin ise nur içinde doğru yol üzerinde yürüyerek cennete ulaşır. Ayet ayrıca Allah'a ortak koşan müşrik ile yalnız Allah'a ibadet eden muhlis mümin arasındaki eşitsizliğe de bir temsil olarak yorumlanmıştır.
فالكافر أعمى عن وجه الحق في الدنيا والآخرة لا يهتدي إلى خير ولا يعرفه أصم عن سماع الحجج فلا يسمع ما ينتفع به فالمؤمن بصير سميع في نور يمشي على صراط مستقيم في الدنيا والآخرة
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre 23. ayette iman edip salih ameller işleyen ve Rablerine gönül vererek huzur bulan kimseler cennet ehli olarak nitelenir; 24. ayette ise kâfir ve mü'min iki grup, kör-sağır ile gören-işiten kişilere benzetilir. Kâfir Allah'ın ayetlerinden yüz çevirdiği ve O'nun sözünü işitmezlik ettiği için köre ve sağıra benzetilirken, mü'min bunun zıddı olan görme ve işitme vasıflarıyla temsil edilir. Bu benzetme ya iki ayrı vasıf üzerinden ikişer teşbih olarak ya da körlük-sağırlığın birleşimi ile bunların zıddının birleşimi şeklinde anlaşılabilir.
كالأعمى والأصم والبصير والسميع يجوز أن يراد به تشبيه الكافر بالأعمى لتعاميه عن آيات الله، وبالأصم لتصامه عن إسماع كلام الله تعالى وتأبيه عن تدبر معانيه، وتشبيه المؤمن بالسميع والبصير لأن أمره بالضد
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî bu ayette geçen 'meselen' kelimesinin 'iki grup' için bir benzetme/temsil olduğunu belirtir. 'Hel yestevîyân' ifadesindeki fiilin failinin sıfat/hal olduğunu, temyizin tekil zikredilmesinin ise cinsi belirtmek amacıyla olduğunu açıklar. Ayrıca ayetin bazı kıraatlerde 'meseleyn' (ikil) şeklinde okunduğunu belirtir.
وإنما اقتصر في التمييز على الواحد لبيان الجنس
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler ayetin kâfir ile mü'min (veya köle-efendi) arasındaki temsili bir karşılaştırma olduğunda hemfikirdir; kör-sağır ile gören-işiten arasındaki zıtlık üzerinden hakkı idrak edememe/edebilme farkının anlatıldığı ve 'mesel' kelimesinin tekil kullanımının cins bildirme amaçlı gramer inceliği taşıdığı ortak vurgulardır.
Differences
Taberî, İbn Kesîr ve Kurtubî rivayet temelli (İbn Abbas, Mücahid, Katade) bağlamsal yorumu ön plana çıkarırken, Fahreddin er-Râzî ve Zemahşerî daha çok nahiv/kıraat (meselen-meseleyn okuyuşları, temyiz izahı) tahliline odaklanır; Kurtubî ayrıca köle örneğini iki ayrı temsil olarak ayrıntılandırırken Beydâvî teşbih ve tıbâk sanatları üzerinden edebi bir çözümleme sunar.
Historical context
Erken dönem müfessiri Taberî'den itibaren rivayet ile dil analizi birlikte kullanılmış, sonraki dönemlerde (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) belağat ve gramer tahlili giderek ön plana çıkmış, Kurtubî ve İbn Kesîr ise rivayet temelli yorumu sürdürerek çizginin sabit kaldığını göstermiştir; temel mana değişmeden kalmış, sadece açıklama yöntemi zenginleşmiştir.
Modern connection
Bu karşılaştırma, gerçeği görüp işitmenin sadece fiziksel bir duyu değil, kalbin ve zihnin açıklığıyla ilgili olduğunu hatırlatır; ilim ve iman arasındaki uyumun, hakikate açık bir duruşla mümkün olabileceğine işaret eder. Tek bir yöne (hakka) bağlı kalmanın huzur ve istikrar getirdiği fikri, günümüzde ihlaslı ve odaklı bir yaşam tutumuyla ilişkilendirilebilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar