وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُنَا قَالُوا۟ قَدْ سَمِعْنَا لَوْ نَشَآءُ لَقُلْنَا مِثْلَ هَٰذَآ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

“Und wenn ihnen Unsere Zeichen verlesen werden, sagen sie: "Wir haben es bereits gehört. Wenn wir wollten, könnten wir fürwahr etwas Gleichartiges sagen. Das sind nur Fabeln der Früheren."” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre bu ayet, Allah'ın kitabının apaçık ayetleri kâfirlere okunduğunda, onların bunu bilgisizce ve inatla, aslında yalan söylediklerini bildikleri halde 'daha önce işitmiştik, istesek biz de böylesini söyleyebiliriz' şeklinde karşılamalarını konu edinmektedir. Bu sözün sahibi Nadr b. el-Hâris olarak zikredilir; onun İran'da hristiyan rahiplerin İncil okuyup rükû-secde ettiklerini görüp, Mekke'ye dönünce Hz. Peygamber'in de aynı şekilde ibadet ettiğini görerek bu iddiayı ortaya attığı nakledilir.

كان النضر بن الحارث يختلف تاجرا إلى فارس، فيمر بالعباد وهم يقرءون الإنجيل، ويركعون ويسجدون. فجاء مكة، فوجد محمدا صلى الله عليه وسلم قد أنزل عليه وهو يركع ويسجد، فقال النضر: قد سمعنا، لو نشاء لقلنا مثل هذا
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî, bu ayette 'tütlâ' kelimesinin 'okunur' anlamına geldiğini belirtiyor. 'Beyyinât' kelimesinin de hâl olarak mansub olduğunu, yani 'apaçık, kendisinde hiçbir belirsizlik ve şüphe bulunmayan' anlamına geldiğini açıklıyor.

تتلى تقرأ ( وبينات ) نصب على الحال أي واضحات لا لبس فيها ولا إشكال
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr'e göre bu ifade müşriklerin fiilen değil sadece söz olarak öne sürdükleri bir iddiadır; Allah onları bir sûre getirmeye tekrar tekrar davet ettiği halde buna güç yetiremediler. Bu sözün asıl amacı kendilerini ve batıllarına tabi olanları kandırıp aldatmaktır. Bu sözün söyleyicisinin Nadr b. el-Hâris olduğu, onun Fars krallarının haberlerini öğrenip Hz. Peygamber'in meclislerinde anlattığı ve kendi kıssalarını Kur'an ile kıyasladığı, sonunda Bedir'de esir alınıp öldürüldüğü nakledilmektedir.

وهذا منهم قول بلا فعل وإلا فقد تحدوا غير مامرة أن يأتوا بسورة من مثله فلا يجدون إلى ذلك سبيلا وإنما هذا القول منهم يغرون به أنفسهم ومن تبعهم على باطلهم
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre bu söz Nadr b. Hâris'e ait olup topluluğa isnad edilmesi, reisin yaptığının kavmine isnadı gibidir; ayrıca bu söz Hz. Peygamber'in işine dair aralarında istişare edenlerin sözü de olabilir. Bu ifade, onların inatlarının ve mükabelelerinin son noktasıdır; çünkü Kur'an'a benzer söz söylemeye güçleri olsaydı bunu yapmaları için hiçbir engel yoktu, oysa on yıl aciz kaldılar ve kılıçla mücadeleye geçtiler ama tek bir sureye bile karşılık veremediler. 'Taş yağdır' talebi de aynı kişinin sözünden olup inkârda daha ileri bir aşamayı, alay ve kesin bir yargıyı ifade eder.

وهذا غاية مكابرتهم وفرط عنادهم، إذ لو استطاعوا ذلك فما منعهم أن يشاءوا وقد تحداهم وقرعهم بالعجز عشر سنين، ثم قارعهم بالسيف فلم يعارضوا سورة مع أنفتهم وفرط استنكافهم أن يغلبوا خصوصا في باب البيان.
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Zemahşerî, ayetteki secde edenlerin ağlama halini dilbilimsel açıdan ele alır; 'bükiyyen' kelimesinin 'sâcid' ve 'kâid' kelimelerinin çoğulu olan 'sücûd' ve 'kuûd' gibi 'bâkin'in çoğulu olduğunu belirtir. Bu bağlamda secde ve tilavet sırasında ağlamanın önemine dair Hz. Peygamber'den ve İbn Abbas'tan rivayetler nakleder. Ayrıca secde ayetlerinde okunması tavsiye edilen dualara da yer verir.

البكي : جمع باك ، كالسجود والقعود في جمع ساجد وقاعد

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Taberî, İbn Kesîr ve Beydâvî, sözün Nadr b. el-Hâris'e ait olduğu ve Kur'an'a benzer söz söyleme iddiasının inat ve aciziyet göstergesi olduğu konusunda birleşir; bu üç müfessir de rivayet malzemesini esas alır.

Unterschiede

Taberî ve İbn Kesîr olayın esbâb-ı nüzûl bağlamını (Nadr'ın kıssaları, sonu) rivayetle aktarırken, Kurtubî konuyu tamamen dil ve i'rab tahliline taşır; Beydâvî rivayeti dil analiziyle harmanlayıp iddianın onların on yıllık acizliğiyle çürütüldüğünü vurgular. Zemahşerî ise farklı bir ayet bağlamında secde ve ağlama meselesine odaklanarak dilbilimsel ve rivayet temelli bir yol izler; bu ayrılık kısmen ele alınan ayetin farklı yönlerine (kıssa/dil/ibadet) verilen öncelikten kaynaklanır.

Historischer Kontext

Taberî'den Beydâvî'ye kadar rivayet malzemesi büyük ölçüde sabit kalmış, fakat zaman içinde Kurtubî ve Beydâvî gibi müfessirlerde dil/belağat tahlili ile bağlamsal yorumun daha sistemli birleştirildiği görülür; temel kıssa değişmeden nakledilirken yorum katmanı zenginleşmiştir.

Bezug zur Gegenwart

Bu karşılaştırma, sözle iddia etmenin ile fiilen o iddiayı gerçekleştirebilmenin farklı şeyler olduğunu hatırlatır; ilim ve emek isteyen bir işte sabırla, ihlasla çalışmanın büyüklüğünü öne çıkarır. Günümüzde de bir söz veya fikri savunmanın, onu somut ve yapıcı bir çabayla desteklemekten geçtiği düşünülebilir; bu da eğitim ve sabır temalarıyla ilişkilendirilebilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben