فَتَوَلَّىٰ عَنْهُمْ وَقَالَ يَٰقَوْمِ لَقَدْ أَبْلَغْتُكُمْ رِسَٰلَٰتِ رَبِّى وَنَصَحْتُ لَكُمْ فَكَيْفَ ءَاسَىٰ عَلَىٰ قَوْمٍ كَٰفِرِينَ
“So kehrte er sich von ihnen ab und sagte: "O mein Volk, ich habe euch doch die Botschaften meines Herrn ausgerichtet und euch gut geraten. Wie sollte ich betrübt sein über ungläubige Leute?"” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî, ayetteki ifadeyi Şuayb'ın kendi kavminin helakine üzülmesinin nedenini açıklamak olarak yorumlar; Şuayb kendilerine Allah'ın gazabı konusunda uyarı görevini yerine getirdiğini, buna rağmen Allah'ın birliğini inkâr edip peygamberi yalanlayan bir topluluğa artık üzülmemesi gerektiğini kendi kendine söyleyerek nefsini teselli ettiğini belirtir.
أصاب شعيبا على قومه حزن لما يرى بهم من نقمة الله، ثم قال يعزي نفسه فيما ذكر الله عنه
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metinde Kurtubî, ayette geçen ifadenin 'üzülme, mahzun olma' anlamına geldiğini belirtmektedir. Bunu Arapçadaki 'asiye alâ-şşey'' (bir şeye üzülmek) fiilinin çekimleriyle açıklamış ve 'âsin' (üzülen kişi) kelimesinin de bu kökten geldiğini ifade etmiştir.
أي أحزن أسيت على الشيء آسى أسي وأنا آس
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
Verilen metin, ayete ilişkin herhangi bir tefsir içeriği barındırmamaktadır; sadece '< الآيات' şeklinde bir başlık/ibare yer almaktadır.
< الآيات
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre 'الذين كذبوا شعيبا' ifadesi mübteda olarak tekrar edilmiş ve helak edilen kavmin, Şuayb'ı yalanlayanlar olduğu, ona inanıp tabi olanların değil, hem dinde hem dünyada hüsrana uğrayanlar olduğu vurgulanmıştır. Şuayb'ın kavminden yüz çevirip söylediği söz, onlara duyduğu şiddetli hüznün ifadesi olup, ardından kendi nefsini kınayarak kâfir bir topluluğa üzülmenin gereksizliğini belirtmiştir; bu söz ayrıca hüznünün şiddetli olmadığına dair bir özür de olabilir.
وللتنبيه على هذا والمبالغة فيه كرر الموصول واستأنف بالجملتين وأتى بهما اسميتين.
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre ayette 'karye' zikredilmesi, elçilerin gönderildiği toplulukların toplandığı yer olması sebebiyledir ve şehir de bu lafzın kapsamına girer. 'Bais ve zarrâ' ile kastedilen, halkın peygamberi yalanlaması durumunda başlarına gelen sıkıntı ve hastalıklardır; bunun amacı ise onların Allah'a boyun eğip tevazu göstermeleridir (tedarru'). Râzî, 'lealle' ifadesinin Allah hakkında şüphe anlamına gelemeyeceğini belirterek, bunun Allah'ın bu fiili tedarru' için yapmış olması şeklinde anlaşılması gerektiğini vurgular ve bu noktada Mu'tezile ile kendi mezhebinin (Ehl-i Sünnet) görüşlerini karşılaştırır.
والتضرع هو الخضوع والانقياد لله تعالى
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Taberî, Kurtubî ve Beydâvî, ayetteki ifadenin Şuayb'ın kavmine duyduğu üzüntüyü ve ardından bunu bastırıp nefsini teselli etmesini konu edindiği noktasında birleşir; Kurtubî bu üzüntü anlamını dil tahliliyle destekler.
Unterschiede
Taberî rivayet temelli bir açıklama sunarken, Kurtubî meseleyi salt dil/belağat düzeyinde ele alır; Beydâvî buna ek olarak cümle yapısı ve kıraat farkı üzerinden hüznün şiddeti ve özür boyutunu tartışır. Râzî ise konuyu tamamen farklı bir eksene, 'karye' kavramının kapsamı ve musibetlerin amacı (tedarru') meselesine taşıyarak Mu'tezile-Ehl-i Sünnet tartışmasına bağlar; İbn Kesîr'den ise bu ayet için içerik aktarılmamıştır.
Historischer Kontext
Erken dönem müfessiri Taberî rivayete dayalı sade bir açıklamayla yetinirken, sonraki dönem müfessirleri Kurtubî ve Beydâvî dil ve belağat inceliklerine daha çok yer verir; Râzî ise kelami tartışmaları işin içine katarak yorumu genişletir, bu da tefsir geleneğinin zamanla rivayetten dilbilimsel ve kelami derinliğe evrildiğini gösterir.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırma, bir davetçinin veya öğreticinin karşılaştığı olumsuz tepkiler karşısında hem duyarlılığını korumasının hem de nefsini teselli edip sabırla yoluna devam etmesinin önemine işaret eder. Sıkıntı ve zorlukların insanı tevazuya ve öz eleştiriye yöneltmesi, ilim ile gönül inceliğinin birlikte yürümesi gerektiğine dair düşündürücü bir örnek sunar.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben