ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ دِينَهُمْ لَهْوًا وَلَعِبًا وَغَرَّتْهُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا فَٱلْيَوْمَ نَنسَىٰهُمْ كَمَا نَسُوا۟ لِقَآءَ يَوْمِهِمْ هَٰذَا وَمَا كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَجْحَدُونَ
“die ihre Religion zum Gegenstand der Zerstreuung und des Spiels genommen haben und die das diesseitige Leben getäuscht hat." Heute werden Wir sie vergessen, so wie sie die Begegnung mit diesem ihrem Tag vergaßen und wie sie Unsere Zeichen zu verleugnen pflegten.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre ayet, ahiret gününde Allah'ın kâfirleri cezalandırma biçimini bildirmektedir; onlar dünyada iman davetini alay ve eğlence konusu yaptıkları gibi, kıyamet gününde de kendileri terk edilip azapta unutulacaklardır. Buradaki 'unutma' gerçek anlamda unutma değil, dünyada hesap gününe hazırlanmayı ihmal edip kulluk görevlerini terk ettikleri gibi, Allah'ın da onları rahmetinden mahrum bırakıp azapta terk etmesi anlamındadır.
أي ففي هذا اليوم، وذلك يوم القيامة، ننساهم، يقول: نتركهم في العذاب المبين جياعا عطاشا بغير طعام ولا شراب، كما تركوا العمل للقاء يومهم هذا ورفضوا الاستعداد له بإتعاب أبدانهم في طاعة الله.
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre bu ifade Allah'ın hakiki anlamda unutması söz konusu değildir; burada kastedilen, efendisinin kölesine iyilik etmeyi hiç düşünmemesi ve onu hayırdan mahrum bırakması gibi bir davranış benzetmesidir. Yani Allah'ın o kimselere davranışı, kölelerini unutan ve onlara hiçbir hayır bahşetmeyen efendilerin davranışına benzetilmektedir.
نفعل بهم فعل الناسين الذين ينسون عبيدهم من الخير لا يذكرونهم به
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre bu ifade, kâfirlerin o günü unutmalarına karşılık kendilerinin ateşte terk edilmesini anlatmaktadır; yani onlar dünyada bu güne dair ameli terk edip onu yalanladıkları için, ceza olarak kendileri de terk edilmiştir.
أي نتركهم في النار أي تركوا العمل به وكذبوا به وما مصدرية أي كنسيهم عطف عليه أي وجحدهم
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre Allah'ın kâfirleri 'unutması' gerçek unutma değildir; Allah'ın onlara, kendilerini terk edip önemsemeyen birinin muamelesiyle davranacağı anlamına gelir, çünkü Allah'tan hiçbir şey gizli kalmaz ve O hakikaten unutmaz. Ayrıca Sûre-i Tâhâ 127'deki 'unutma' ifadesinin, Kur'an'ı ezberleyip sonra unutan kişiyle ilgili olmadığını, bu konuda ayrı hadislerle şiddetli tehdit bulunduğunu belirtir. Cezanın amelin cinsinden olması ilkesiyle, dünyada kıyamet gününü unutanların ahirette aynı şekilde 'unutulacağı' vurgulanır.
أي يعاملهم معاملة من نسيهم لأنه تعالى لا يشذ عن عمله شيء ولا ينساه كما قال تعالى قال نسيهم الله من الخير ولم ينسهم من الشر
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre cehennem ehli cennet ehlinden su ya da rızıklandırıldıkları şeylerden dökülmesini isteyecek, cennet ehli de Allah'ın bunları kâfirlere haram kıldığını söyleyecektir. 'İfâzatü'l-mâ' ifadesi suyun döküldüğü anlamına gelir ve bu, cennetin cehennemin üstünde olduğuna delildir. Haram kılınan şey içeceklerin tümü veya yemek olabilir; kâfirlerin dinlerini eğlence ve oyun edinmeleri, Cahiliye dönemindeki bahîre, tasdiye ve mükâ gibi bâtıl adetlerle örneklendirilir.
أن أفيضوا علينا من الماء أي صبوه، وهو دليل على أن الجنة فوق النار
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Taberî, Zemahşerî, Kurtubî ve İbn Kesîr, Allah'ın kâfirleri 'unutması' ifadesinin gerçek unutma olmadığında, bunun onların dünyada hesap gününü ve kulluk görevlerini terk etmelerine karşılık bir ceza/mukabele olduğunda hemfikirdir; yani ceza amelin cinsindendir.
Unterschiede
Taberî ve İbn Kesîr rivayet zincirine (İbn Abbas, Mücahid, es-Süddî, hadisler) dayanarak dilsel-mecazi ayrımı desteklerken, Zemahşerî bunu tamamen belâgat açısından efendi-köle temsili benzetmesiyle açıklar; Kurtubî ise dilbilgisel açıdan 'mâ' edatının yapısı üzerinden nisyân-terk ilişkisini çözümler. Beydâvî ise ayetin bağlamını farklı bir yöne, cennet-cehennem ehli arasındaki diyalog ve Cahiliye âdetlerine taşıyarak konuyu genişletir.
Historischer Kontext
Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ağırlıklı yaklaşırken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Kurtubî dilbilim ve belâgat araçlarını daha sistematik kullanmış, İbn Kesîr ise rivayet ile dilsel analizi birleştirerek konuyu netleştirmiştir; temel anlayış (mecazi unutma, ceza-amel ilişkisi) dönemler boyunca sabit kalmış, yöntem ve derinlik farklılaşmıştır.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet, bir kimsenin hayatında sorumluluklarını ve öz muhasebesini ihmal etmesinin, zamanla kendi ruhsal ve ahlaki hayatını da ihmal etmesine yol açabileceğini hatırlatır. Günlük yaşamda ibadetin ruhunu, samimiyeti ve sorumluluk bilincini canlı tutmak, kişinin hem kendisiyle hem çevresiyle olan ilişkisinde tutarlılık sağlar. Bu bağlamda ihlas ve sabır, unutkanlığa karşı bir denge unsuru olarak düşünülebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben