فَلَمَّا نَسُوا۟ مَا ذُكِّرُوا۟ بِهِۦٓ أَنجَيْنَا ٱلَّذِينَ يَنْهَوْنَ عَنِ ٱلسُّوٓءِ وَأَخَذْنَا ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ بِعَذَابٍۭ بَـِٔيسٍۭ بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ

“Und als sie vergessen hatten, womit sie ermahnt worden waren, retteten Wir diejenigen, die das Böse verboten, und ergriffen diejenigen, die Unrecht taten, mit schlimmer Strafe dafür, daß sie zu freveln pflegten.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Zemahşerî bu metinde 'إلا قليلاً' istisnasının müstesna edatının bağlantılı (muttasıl) mı yoksa munkatı' mı olduğunu tartışır; eğer istisna zahiri lafza göre muttasıl kabul edilirse anlam bozulur, çünkü bu durumda fesattan sakındırma emri sadece kurtulan az kişiye tahsis edilmiş olur. Bunun yerine, sakındırma çağrısında zımnen bir olumsuzluk anlamı bulunduğunu, yani 'o nesillerden bakiye sahibi olanlar yok, ancak azı vardı' şeklinde takdir edildiğinde istisnanın muttasıl ve anlamın sahih olacağını belirtir.

إن جعلته متصلا على ما عليه ظاهر الكلام ، كان المعنى فاسدا ؛ لأنه يكون تخصيصا لأولى البقية على النهي عن الفساد ، إلا للقليل من الناجين منهم
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre âyetteki 'be's' ve 'bîis' kelimeleri şiddet ve azap anlamına gelir; 'be's' kelimesi savaş için de kullanılır çünkü savaşta şiddet ve eziyet vardır. 'Min ledünhü' ifadesi ise 'kendi katından, kendisinden sadır olan' anlamındadır. Ayrıca 'bîis' kelimesinin farklı kıraatlerle okunduğunu ve bunun ya şiddet ya da fakirlik (büs) kökünden geldiğini açıklar.

وقوله : { من لدنه } أي صادرا من عنده قال الزجاج وفي : { لدن } لغات يقال لدن ولدي ولد والمعنى واحد
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî bu ayette geçen 'بئيس' kelimesinin 'şiddetli/kötü' anlamına geldiğini, ancak bu kelime hakkında on bir farklı kıraat rivayetinin bulunduğunu tespit etmiştir. Kelimenin farklı kıraatlerdeki okunuş biçimlerini (hemze ile, hemzesiz, harekelerin farklı dizilişiyle) tek tek sayarak, anlamının 'kötü/berbat bir şey' (بشيء رديء) olduğunu belirtir. Ebû Hatim'in Hasen'in kıraatine yönelik itirazını da Nahhâs'ın reddiyle birlikte nakleder.

العرب تقول جاء ببنات بيس أي بشيء رديء فمعنى بعذاب بيس بعذاب رديء
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr'e göre bu ayette Allah, yasaklayanların kurtuluşundan ve zalimlerin helakinden açıkça bahsetmiş, fakat susup müdahale etmeyenler hakkında sükût etmiştir; bunun sebebi cezanın işlenen amelin cinsinden olmasıdır. Sükût edenler ne büyük bir günah işleyip kınanmayı, ne de övgüyü hak edecek bir davranışta bulunmadıkları için haklarında açık hüküm zikredilmemiştir. Bununla birlikte âlimler bu susanların helak olanlardan mı yoksa kurtulanlardan mı olduğu konusunda ihtilaf etmişlerdir.

فنص على نجاة الناهين وهلاك الظالمين وسكت عن الساكتين لأن الجزاء من جنس العمل فهم لا يستحقون مدحا فيمدحوا ولاارتكبوا عظيما فيذموا
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre ayette geçen 'nesû' (unuttular) kelimesi, hatırlatılan şeyi hatırlamayan kimsenin bırakışı gibi terk etmek anlamındadır; kendilerine hatırlatılan şey salih kişilerin verdiği öğüttür. Kötülükten sakındıranlar kurtarılmış, zulmedenler ise haddi aşmaları ve Allah'ın emrine muhalefetleri sebebiyle şiddetli bir azapla yakalanmıştır. Azgınlıkta ısrar edip yasaklanan şeyden vazgeçmeyi kibirle reddedince de maymuna dönüştürülmüşlerdir; rivayete göre yasaklayanlar onları tanısa da maymunlar akrabalarını tanıyarak ağlayarak etraflarında dönmüş ve üç gün sonra ölmüşlerdir.

فلما نسوا تركوا ترك الناسي. ما ذكروا به ما ذكرهم به صلحاؤهم. أنجينا الذين ينهون عن السوء وأخذنا الذين ظلموا بالاعتداء ومخالفة أمر الله.
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre bu ayet, cumartesi günü haddi aşıp yasak olan balık avını helal sayanların Allah'ın azabıyla helak edildiğini, buna karşılık onları kötülükten menedenlerin kurtulduğunu bildirmektedir. Ayrıca 'be'îs' kelimesinin okunuşu hakkında kıraat farklılıkları nakledilmekte ve müfessirlerin bu kelimeyi 'şiddetli' anlamına geldiği konusunda görüş birliğinde olduğu belirtilmektedir.

لأن أهل التأويل أجمعوا على أن معناه شديد

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Müfessirlerin çoğu 'bîis/be's' kelimesinin şiddet, kötülük veya azap anlamına geldiği ve kelimenin çok sayıda kıraat farklılığıyla okunduğu konusunda birleşir. Ayrıca kötülükten sakındıranların kurtulduğu, haddi aşanların ise şiddetli bir azapla cezalandırıldığı temel kıssa anlatımı ortak zemindir.

Unterschiede

Zemahşerî meseleyi nahiv/istisna bahsi üzerinden ele alırken, Râzî ve Kurtubî filolojik/kıraat odaklı bir inceleme yapar; Taberî ise rivayet zincirlerine (selef alimlerinden nakiller) daha çok yer verir. İbn Kesîr, susup müdahale etmeyenlerin durumu hakkında ayetin sükût ettiğini vurgulayarak farklı bir yorum katmanı açar; Beydâvî ise kıssanın detaylarını (maymuna dönüşüm rivayeti) aktararak anlatımı zenginleştirir. Bu farklar, her müfessirin kendi ekolünün ağırlık verdiği yönteme (dil analizi, rivayet, bağlamsal okuma) bağlıdır.

Historischer Kontext

Taberî gibi erken dönem müfessirler rivayet ağırlıklı bir yaklaşım sergilerken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Beydâvî gibi müfessirlerde dil/belağat analizinin daha sistematik hale geldiği görülür. Kurtubî ve Râzî ise kıraat farklılıklarını ayrıntılı biçimde kayıt altına alarak bu birikimi bir sonraki nesle taşımıştır; temel anlam (şiddet/kötülük) sabit kalırken yöntemsel derinlik zamanla artmıştır.

Bezug zur Gegenwart

Bu ayet, toplumda yanlışa karşı sessiz kalmanın ve haddi aşmanın sonuçları üzerine düşünmeye vesile olabilir. Kötülüğe karşı yapıcı bir duruş sergilemek ve toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etmek, bugün de aile ve toplum içinde dayanışmayı güçlendiren bir tutum olarak değerlendirilebilir. Ayrıca müfessirlerin farklı yöntemlerle aynı ayete yaklaşması, ilim ile derin düşüncenin bir arada nasıl yürüyebileceğine dair ihtiyatlı bir örnek sunar.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben