وَسْـَٔلْهُمْ عَنِ ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِى كَانَتْ حَاضِرَةَ ٱلْبَحْرِ إِذْ يَعْدُونَ فِى ٱلسَّبْتِ إِذْ تَأْتِيهِمْ حِيتَانُهُمْ يَوْمَ سَبْتِهِمْ شُرَّعًا وَيَوْمَ لَا يَسْبِتُونَ لَا تَأْتِيهِمْ كَذَٰلِكَ نَبْلُوهُم بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ

“Und frag sie nach der Stadt, die am Meer lag, als sie den Sabbat übertraten, als ihre Fische zu ihnen an ihrem Sabbat sichtbar (geschwommen) kamen, aber an dem Tag, an dem sie nicht Sabbat hielten, nicht zu ihnen kamen. So prüfen Wir sie dafür, daß sie zu freveln pflegten.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre bu ayet, kıyı köyünde (Eyle veya Mikna denilen yer) yaşayan bir topluluğun cumartesi günü onlara açıkça görünen balıkları avlama yasağını çiğnemesini anlatır. Balıklar cumartesi günü su üstünde açıkça belirirken diğer günlerde görünmez oluyordu; bu durum onlar için bir sınama (ibtila) idi. Şeytanın kandırmasıyla önce hileli yollarla (cumartesi bağlayıp pazar günü tutma gibi) sonra açıkça balık tutmaya başladılar ve bu yasağı çoğalttıkça Allah'ın cezasının gelmediğini görüp Musa'nın uyarısını batıl zannettiler; sonuçta bir kısmı maymuna dönüştürülerek cezalandırıldı.

وكان اعتداؤهم في السبت أن الله كان حرم عليهم السبت، فكانوا يصطادون فيه السمك يقول: إذ تأتيهم حيتانهم يوم سبتهم الذي نهوا فيه عن العمل شرعا، يقول: شارعة ظاهرة على الماء من كل طريق وناحية كشوارع الطرق
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Zemahşerî'ye göre ayetteki 'yeadûn' fiili, cumartesi günü yasak olan balık avlamak suretiyle Allah'ın koyduğu haddi aşmalarını ifade eder. Ayrıca farklı kıraatlere göre bu fiil 'i'dâd' (avlanma aletlerini hazırlamak) kökünden veya 'sebt' (cumartesi gününü tazim etme) kökünden de anlaşılabilir; bu durumda anlam, onların bu günü tazim etme konusunda haddi aşmaları şeklinde olur.

إذ يتجاوزون حد الله فيه ، وهو اصطيادهم في يوم السبت ، وقد نهوا عنه . وقرىء : ( يعدون ) بمعنى يعتدون ، أدغمت التاء في الدال ونقلت حركتها إلى العين ، ويعدون من الإعداد ، وكانوا يعدون آلات الصيد يوم السبت
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre ayet, kıyı halkının cumartesi (sebt) günü kendilerine yasaklanan balık avlama konusunda haddi aştıklarını anlatır; balıklar sadece cumartesi günü sudan görünür şekilde kıyıya yaklaşır, diğer günler görünmezmiş. Yahudiler önce cuma günüyle emrolunmuşken bunu terk edip sebt gününü seçmişler, bunun üzerine Allah onları bu balıklarla imtihan etmiş ve o gün avlanmayı haram kılmıştır.

قال ابن عباس ومجاهد : إن اليهود أمروا باليوم الذي أمرتم به ، يوم الجمعة ، فتركوه واختاروا السبت فابتلاهم الله به وحرم عليهم الصيد فيه وأمروا بتعظيمه ، فإذا كان يوم السبت شرعت لهم الحيتان ينظرون إليها في البحر
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî'ye göre ayet, cumartesi yasağını çiğneyen köy halkının (İsrailoğulları) balık avlama hikayesini anlatır; balıklar sadece Sebt (cumartesi) günü bol miktarda ve su yüzüne çıkarak geldiği için Allah onları bu şekilde imtihan etmiştir. Yahudiler bu yasağı bir hile ile (havuzlar kazarak veya cumartesi hazırlık yapıp pazar günü toplayarak) delmeye çalışmışlar, bu da onların maymun ve domuza dönüştürülmelerine sebep olmuştur. Söz konusu köyün hangi yer olduğu konusunda âlimler arasında Eyle, Medyen, Taberiye gibi farklı görüşler nakledilmiştir.

وقيل : إنها كانت تشرع على أبوابهم كالكباش البيض رافعة رءوسها حكاه بعض المتأخرين فتعدوا فأخذوها في السبت قاله الحسن وقيل : يوم الأحد وهو الأصح على ما يأتي بيانه
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr, Ashâb-ı Sebt'in cumartesi yasağını nasıl aştıklarına dair rivayetleri nakleder: Bir adam cumartesi günü havuza balık hapsedip pazar günü çıkarıp yiyor, komşuları da bunu görüp aynısını yapmaya başlıyor. Bilginleri onları uyardığında av gününün cumartesi olduğunu, sadece alım gününün pazar olduğunu söyleyerek hile yaptıklarını belirtir. İkinci görüş olarak, yasağı çiğneyenleri engellemeyip sadece seyredip susan ve fiilen katılmayanların da helâk olanlardan sayıldığı rivayetini aktarır.

فقال الفقهاء لا ولكنكم صدتموه يوم فتحتم له الماء فدخل
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre Hz. Peygamber'e sahil şehri halkının kıssasının sorulması, onların eski küfür ve isyanlarını hatırlatıp yüzlerine vurmak (takrir ve takri' ) amacı taşır; ayrıca bu bilginin ancak vahiy veya öğretimle bilinebilecek türden olması, Peygamber için bir mucize delili teşkil eder. Balıkların Cumartesi günü açıkça su üstünde belirip diğer günlerde gelmemesi, halkın fısklarına karşılık bir imtihan (bela) olarak gönderilmiştir.

وسئلهم للتقرير والتقريع بقديم كفرهم وعصيانهم، والإعلام بما هو من علومهم التي لا تعلم إلا بتعليم أو وحي ليكون لك ذلك معجزة عليهم.

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Tüm müfessirler ayetin, kıyı köyünde yaşayan bir topluluğun cumartesi (sebt) günü balık avlama yasağını hile yoluyla veya açıkça çiğnemesini konu edindiğinde birleşir. Balıkların sadece cumartesi günü su yüzünde belirmesinin bir ilahi imtihan (ibtila) olduğu ve İbn Abbas, Mücahid, Katâde gibi sahâbe-tâbiîn rivayetlerinin ortak dayanak olarak kullanıldığı görülür.

Unterschiede

Taberî, Kurtubî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir yöntemle olayın nasıl geliştiğini (hileli avlanma yöntemleri, köyün yeri, uyaranların durumu) ayrıntılı nakillerle işlerken; Zemahşerî, Râzî ve Beydâvî dil/belağat ve kıraat farklılıklarına daha fazla yer vererek 'yeadûn' fiilinin kök anlamı üzerinde durur. Kurtubî ve İbn Kesîr ayrıca cezanın kapsamı (maymun/domuz dönüşümü, sessiz kalanların durumu) gibi ayrıntılarda farklılaşır.

Historischer Kontext

Erken dönem müfessiri Taberî büyük ölçüde nakil ve rivayet derlemesine dayanırken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Râzî ile dilbilimsel/kıraat temelli analiz ağırlık kazanmış, Kurtubî ve İbn Kesîr'de ise rivayetler sistematikleştirilip farklı görüşler karşılaştırmalı sunulmuştur. Beydâvî'de ise özet ve mucize vurgusu öne çıkarak daha kelamî bir çerçeve eklenmiştir. Temel anlatı sabit kalmış, yöntem ve vurgu zamanla çeşitlenmiştir.

Bezug zur Gegenwart

Bu kıssa, konulan bir sınırın hile yoluyla değil özünde saygıyla korunmasının önemine dikkat çekebilir; zira şekli kurallara uyup ruhunu boşaltmak, toplumsal bir yozlaşmaya kapı açabilir. Bu bağlamda ibadetin içtenlikle (ihlas) yerine getirilmesi ve haksızlığa sessiz kalmamanın da bir sorumluluk taşıdığı hatırlatılabilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben