يَٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ أَلَمْ يَأْتِكُمْ رُسُلٌ مِّنكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتِى وَيُنذِرُونَكُمْ لِقَآءَ يَوْمِكُمْ هَٰذَا قَالُوا۟ شَهِدْنَا عَلَىٰٓ أَنفُسِنَا وَغَرَّتْهُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا وَشَهِدُوا۟ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ أَنَّهُمْ كَانُوا۟ كَٰفِرِينَ

“"O Gesellschaft der Ginn und der Menschen, sind nicht zu euch Gesandte von euch (selbst) gekommen, die euch Meine Zeichen berichtet und euch vor dem Eintreffen dieses euren Tages gewarnt haben?" Sie werden sagen: "Wir zeugen gegen uns selbst." Das diesseitige Leben hat sie getäuscht, und sie zeugen gegen sich selbst, daß sie ungläubig waren.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre bu ayet, kıyamet günü Allah'ın müşrik cin ve insanlara söyleyeceği bir hitabı haber vermektedir; Allah onlara, kendilerine ayetlerini okuyan ve tevhide, hüccetlerine dair delilleri tanıtan, azabıyla uyaran resuller gönderildiğini hatırlatarak dünyada işledikleri günahlar ve isyanlar üzerine onları kınamaktadır. Ayrıca müfessir, cinlere de insanlardan olduğu gibi resul gönderilip gönderilmediği hususunda müfessirler arasındaki ihtilafı nakletmekte, kimilerinin cinlere de resuller gönderildiğini, kimilerinin ise resullerin sadece insanlardan olup cinlere sadece 'nüzür' (uyarıcılar) gönderildiğini söylediğini aktarmaktadır.

وهذا خبر من الله جل ثناؤه عما هو قائل يوم القيامة لهؤلاء العادلين به من مشركي الإنس والجن، يخبر أنه يقول لهم تعالى ذكره يومئذ
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Zemahşerî'ye göre cinlere kendilerinden bir peygamber gönderilip gönderilmediği konusunda ihtilaf vardır. Bir görüşe göre ayetin zahirine dayanılarak cinlere de kendi cinslerinden resul gönderildiği söylenmiş; diğer görüşe göre resuller sadece insanlardan olup, hitap ins ve cin ikisine birlikte yöneldiği için 'minküm' (sizden) ifadesi genelleştirilmiştir. Ayrıca ayetteki soru edatının inkâr için değil takrir (onaylatma) amaçlı geldiği, böylece kâfirlerin kendi aleyhlerine ikrar ettikleri belirtilmiştir.

واختلف في أن الجن هل بعث إليهم رسل منهم ، فتعلق بعضهم بظاهر الآية ولم يفرق بين مكلفين ومكلفين أن يبعث إليهم رسول من جنسهم ، لأنهم به آنس وله آلف . وقال آخرون : الرسل من الإنس خاصة ، وإنما قيل : رسل منكم لأنه لما جمع الثقلان في الخطاب صح ذلك وإن كان من أحدهما
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Râzî bu bölümde cinlerden peygamber gönderilip gönderilmediği tartışmasını nakleder; Dahhâk'ın cinlerden de insanlar gibi resuller gönderildiği görüşünü aktarır. Ayrıca kâfirlerin kıyamette peygamberlere düşmanlık ve şeriatlarını yalanlamada ne kadar ileri gitseler de sonunda kendi aleyhlerine küfürlerini itiraf edeceklerini belirtir. Bazılarının bunu organların kendileri aleyhine şirk ve küfre şahitlik etmesi şeklinde yorumladığını, maksadın ise kıyamet hallerinin anlatılmasıyla dünyada küfür ve günahtan sakındırma olduğunu ifade eder.

والمراد أنهم وإن بالغوا في عداوة الأنبياء والطعن في شرائعهم ومعجزاتهم ، إلا أن عاقبة أمرهم أنهم أقروا على أنفسهم بالكفر
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî bu bölümde 'şevâz' kelimesinin anlamı üzerinde durur; İbn Abbas'a göre dumansız alev, Nehhâs'a göre alevsiz duman olduğunu aktarır. Ayrıca kıyamet gününde göklerin yarılıp meleklerin sırayla inişini anlatan bir rivayeti nakleder ve ayetteki hitabın cinlere mi insanlara mı yönelik olduğu tartışmasına yer verir.

والشواظ في قول بن عباس وغيره اللهب الذي لا دخان له والنحاس : الدخان الذي لا لهب فيه
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr, peygamberlerin insanlardan seçilmesini ilahi lütfun en ileri derecesi olarak açıklar; çünkü kendi cinslerinden gelen elçilerle muhatap olmak, onlarla konuşup anlaşmayı ve sözlerini kavramayı kolaylaştırır. Ayrıca kıyamet günü kâfirlerin kendilerine elçilerin geldiğini ve kendilerini uyardığını itiraf edeceklerini belirtir. Metin ayrıca 'lü'lü' ve 'mercan' kelimelerinin farklı tefsirlerini (küçük inci, büyük/kaliteli inci, kırmızı renkli bir mücevher türü) selef alimlerinden nakillerle sıralar.

فهذا أبلغ في الإمتنان أن يكون الرسل إليهم منهم بحيث يمكنهم مخاطبته ومراجعته في فهم الكلام عنه
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre 'bazı zalimleri bazılarına musallat ederiz' ifadesi, zalimlerin dünyada birbirlerine sapıklık yoluyla önderlik etmesi ya da ahirette azapta birbirlerine arkadaş kılınmalarını ifade eder. Cin ve insanlara gönderilen resuller aslında yalnızca insanlardandır, fakat hitapta cinlerle birlikte zikredildikleri için ifade bu şekilde gelmiştir. Kâfirlerin kendi aleyhlerine şahitlik etmeleri, dünya hayatına kapılıp ahireti tamamen ihmal etmelerinin kötü sonucu olarak, azabı hak ettiklerini itiraf etmeye mecbur kalmalarıdır ve bu durum dinleyenler için bir uyarı niteliğindedir.

الرسل من الإنس خاصة، لكن لما جمعوا مع الجن في الخطاب صح ذلك ونظيره يخرج منهما اللؤلؤ والمرجان والمرجان يخرج من الملح دون العذب

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Tüm müfessirler ayetin kıyamet günü cin ve insanlara yönelik bir hitabı, kendilerine resul ve uyarıcı gönderildiğinin hatırlatılmasını ve kâfirlerin kendi aleyhlerine bunu itiraf edeceklerini konu edindiğinde birleşiyor. Ayrıca resullerin cinlerden mi yoksa sadece insanlardan mı olduğu tartışması ortak bir mesele olarak hemen hemen hepsinde (Taberî, Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, Beydâvî) yer alıyor.

Unterschiede

Taberî ve Râzî meseleyi daha çok rivayet nakli ve ihtilafların sıralanmasıyla ele alırken, Zemahşerî ve Beydâvî dil/belağat eksenli okuyup soru edatının işlevi ve hitabın gramatik kapsamı üzerinde dururlar. Kurtubî konuyu 'şevâz' kelimesinin anlamı ve kıraat farklarıyla genişletir; İbn Kesîr ise peygamberlerin insanlardan seçilmesini ilahi bir lütuf olarak yorumlayıp meseleye ahlaki-hikmetsel bir boyut katar. Bu farklar büyük ölçüde her müfessirin öne çıkan yöntem tercihinden (rivayet, dil/belağat, fıkhi-kelami çıkarım) kaynaklanır.

Historischer Kontext

Taberî'den İbn Kesîr ve Beydâvî'ye uzanan süreçte temel mesele -resullerin cin mi insan mı olduğu- sabit kalmış, fakat zamanla rivayet ağırlıklı nakilden dil ve belağat tahliline, oradan da hikmet ve maksat vurgusuna doğru bir zenginleşme görülür. Hiçbir dönemde tek bir görüş kesin kabul edilmemiş, ihtilaf nakli süreklilik arz etmiştir.

Bezug zur Gegenwart

Bu ayet, insanın kendi diliyle, kendi idrak seviyesiyle muhatap olmasının anlamayı ve sorumluluğu kolaylaştırdığını hatırlatır; bu da eğitimde ve iletişimde muhatabın diline ve seviyesine inmenin önemine işaret edebilir. Ayrıca kişinin kendi eylemlerine dair hesap verme bilinci, günlük hayatta ihlas ve sorumluluk duygusunu besleyen bir öz-muhasebe tutumuna zemin olabilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben