ٱتَّبِعْ مَآ أُوحِىَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ وَأَعْرِضْ عَنِ ٱلْمُشْرِكِينَ

“Folge dem, was dir von deinem Herrn (als Offenbarung) eingegeben worden ist! Es gibt keinen Gott außer Ihm. Und wende dich von den Götzendienern ab!” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre bu ayet, Peygamber'in müşriklerle tartışma ve mücadeleyi bırakıp sadece tebliğle yetinmesini, onlarla savaşmaktan kaçınmasını emretmektedir. Bu hüküm, kendisine cihad henüz farz kılınmadan önceki döneme aittir. Taberî, bu ayetin hükmünün daha sonra Berâe (Tevbe) sûresinde inen cihad ve müşriklerle savaş emreden ayetlerle nesholunduğunu belirtir.

يقول: ودع عنك جدالهم وخصومتهم. ثم نسخ ذلك جل ثناؤه بقوله في براءة
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Râzî'ye göre bu ayet Peygamber'in kalbini kuvvetlendirmeyi ve şüphe/söz duyması sebebiyle oluşan hüznü gidermeyi amaçlar; bazılarının 'muhalifleri terk etmek nesh edilmiştir' şeklindeki görüşünü zayıf bulur, zira geçici olarak mukabeleyi terk emri sürekli terki gerektirmez. Ayrıca ifadenin, sefihlere karşı en uygun ve ürkütmeyen bir yola yönelmeyi kastettiği ve kâfirlerin kınamasına aldırmamayı ifade ettiği belirtilir; bunun da kıtal ayetiyle nesholduğu iddiası zayıf görülür çünkü buradaki 'i'raz' sadece onlara aldırmamak anlamındadır, nesih söz konusu olamaz.

وهذا ضعيف لأن الأمر بترك المقابلة في الحال لا يفيد الأمر بتركها دائما ، وإذا كان الأمر كذلك لم يجب التزام النسخ
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr'e göre bu ayette geçen emir Peygamber'in vahyedilen hakka uyması, ona tabi olması ve müşriklerin eziyetlerine karşı sabredip onları affetmesi anlamındadır; bu durum Allah'ın kendisine yardım edip fetih nasip edeceği vakte kadar sürecektir. Ayrıca Allah'ın insanları hidayete zorla yöneltmeye kadir olduğu halde bunu dilemediği, bunda bir hikmet bulunduğu belirtilir. Sonuç olarak Allah'ın vaadinin gerçekleşeceği ve düşmanlarına karşı zafer vereceği vurgulanır.

أي اعف عنهم واصفح واحتمل أذاهم حتى يفتح الله لك وينصرك ويظفرك عليهم واعلم أن لله حكمة في إضلالهم فإنه لو شاء لهدى الناس كلهم جميعا ولو شاء لجمعهم على الهدى
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre 106. ayette Hz. Peygamber'e vahyedilene bağlanması ve müşriklerden yüz çevirmesi emredilmektedir; 'lâ ilâhe illâ hû' ifadesi ise ittibâ emrini tekid eden bir ara söz ya da tevhidi vurgulayan bir haldir. 107. ayet ise Allah dileseydi müşriklerin şirke düşmeyeceğini belirtir ve bu durum Allah'ın kâfirlerin imanını irade etmediğine, muradının ise mutlaka gerçekleşeceğine delil sayılır. Ayrıca Hz. Peygamber'in onlar üzerinde ne bir gözetici ne de işlerini üstlenen bir vekil olmadığı ifade edilir.

وهو دليل على أنه سبحانه وتعالى لا يريد إيمان الكافرين وأن مراده واجب الوقوع
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî'ye göre bu ayet, Hz. Peygamber'in müstehzilerin sözlerine üzülmemesini ve onlarla ilgilenmeyip Allah'a ibadetle meşgul olmasını emreder; Allah kendisini onların iddialarından beri kılmıştır. Ayrıca bu görüşe göre Allah, Peygamber'e eziyet eden beş müstehzi liderini helak ederek onu korumuş, bu da 'İnnâ kefeynâke'l-müstehziîn' vaadinin gerçekleşmesidir.

اصدع بما تؤمر ولا تخف في الله فإن الله كافيك من آذاك كما كفاك المستهزئين

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Tüm müfessirler ayeti Hz. Peygamber'in müşrikler karşısındaki tavrıyla ilişkilendirir: onlara karşı sertlik ve mücadele yerine sabır, yüz çevirme, vahye bağlılık ve Allah'a güven vurgulanır. Kurtubî ve İbn Kesîr, Peygamber'in eziyetlere karşı sabrı ve Allah'ın onu koruyup zafer vaad ettiği noktasında birleşir.

Unterschiede

Taberî ayeti nesih (cihad ayetleriyle hükmün kaldırılması) çerçevesinde tarihsel bir aşama olarak okurken, Râzî bu nesih iddiasını dil ve belağat açısından zayıf bulup ayetin sürekli bir tavrı (aldırmama, ürkütmeme) ifade ettiğini savunur. Beydâvî nesih tartışmasına yer verirken ayrıca kelâmî bir boyut katıp Allah'ın iradesi ve kâfirlerin imanı meselesini işler. İbn Kesîr ve Kurtubî ise daha çok bağlamsal ve rivayet temelli bir okuma sunarak ayeti Peygamber'in sabrı ve Allah'ın koruması bağlamında ele alır.

Historischer Kontext

Erken dönem müfessiri Taberî'de nesih temelli tarihsel-hukuki bir yaklaşım ağır basarken, sonraki dönemlerde Râzî ile dil/belağat ve kelâmî tahlillerin öne çıktığı, nesih iddialarının sorgulandığı görülür. Beydâvî bu iki yaklaşımı bir arada tartışırken, İbn Kesîr ve Kurtubî'de rivayet ve bağlamsal okumanın ağırlık kazandığı, hukuki nesih tartışmasının ikinci plana düştüğü bir eğilim sezilir.

Bezug zur Gegenwart

Bu farklı okumalar, farklı görüş ve eleştirilerle karşılaşıldığında sabır, ihlas ve yapıcı bir tavrın önemine işaret edebilir. Fikir ayrılıklarına karşı öfke ve çekişme yerine sağduyulu bir mesafe, kişinin kendi değerlerine bağlılığını güçlendirebilir. Bu yaklaşım, toplumsal ilişkilerde hoşgörü ve diyalog zemini oluşturmaya katkı sunabilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben