يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَقْرَبُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنتُمْ سُكَٰرَىٰ حَتَّىٰ تَعْلَمُوا۟ مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا إِلَّا عَابِرِى سَبِيلٍ حَتَّىٰ تَغْتَسِلُوا۟ وَإِن كُنتُم مَّرْضَىٰٓ أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ أَوْ جَآءَ أَحَدٌ مِّنكُم مِّنَ ٱلْغَآئِطِ أَوْ لَٰمَسْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَلَمْ تَجِدُوا۟ مَآءً فَتَيَمَّمُوا۟ صَعِيدًا طَيِّبًا فَٱمْسَحُوا۟ بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا
“O die ihr glaubt, nähert euch nicht dem Gebet, während ihr trunken seid, bis ihr wißt, was ihr sagt, noch im Zustand der Unreinheit - es sei denn, ihr geht bloß vorbei -, bis ihr den ganzen (Körper) gewaschen habt. Und wenn ihr krank seid oder auf einer Reise oder jemand von euch vom Abort kommt oder ihr Frauen berührt habt und dann kein Wasser findet, so wendet euch dem guten Erdboden zu und streicht euch über das Gesicht und die Hände. Allah ist Allverzeihend und Allvergebend.” — Bubenheim & Elyas
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre bu metinde 'zina' kelimesinin doğrudan kullanılmayıp bunun yerine 'fecerabihâ', 'habüse bihâ' gibi kinayeli ifadelerin tercih edildiği, çünkü zina konusunda edep ve kinaye gözetilmesinin uygun olmadığı belirtilir. Ayrıca 'el-bağy' kelimesinin erkeklere düşkün olan fahişe kadın anlamına geldiği açıklanır ve bu kelimenin sarf yapısı (vezni) hakkında Müberred ile İbn Cinnî arasındaki görüş farkı nakledilir.
والبغي : الفاجرة التي تبغي الرجال ، وهي فعول عند المبرد ( بغوي ) فأدغمت الواو في الياء . وقال ابن جنى في كتاب التمام : هي فعيل ، ولو كانت فعولا لقيل : ( بغو ) كما قيل : فلان نهو عن المنكر
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metin, teyemmüm ayeti etrafında doğan çok sayıda fıkhi meseleyi (yolculukta suyun unutulması, su aramanın vakti, teyemmümün gusül yerine geçmesi, namaz sırasında suyun bulunması, namazların cem'i vb.) sırayla ele alarak farklı mezheplerin (Şâfiî, Hanefî, Ebû Yûsuf, Ahmed b. Hanbel) görüşlerini ve delillerini karşılaştırır. Râzî her meselede ayetin lafzından hareketle hangi görüşün ayetin şartına (suyu bulamama şartı) daha uygun düştüğünü tartışır ve genellikle Şâfiî'nin delilini 'lenâ' diyerek destekler.
المسألة الحادية عشرة : قال الشافعي رحمه الله : المسافر إذا لم يجد الماء بقربه لم يجز له التيمم إلا بعد الطلب عن اليمين واليسار ، وإن كان هناك واد هبط إليه ، وإن كان جبل صعده . وقال أبو حنيفة رحمه الله : إذا غلب على ظنه عدم الماء لم يجب طلبه
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî bu ayette "hattâ ta'lemû mâ tekûlûn" ifadesinin, kişinin ne söylediğini tam bir yakîn ile bilmesi anlamına geldiğini, sarhoşun ise söylediğini bilemeyeceğini belirtir. Bu bağlamda sarhoşun boşama (talak) hükmünün geçerli olup olmadığı konusundaki alimler arasındaki ihtilafı aktarır; bir grup sarhoşun talakının geçerli olmadığını (Osman b. Affân, İbn Abbas, Tâvûs, Atâ, Leys, İshak, Ebû Sevr, Müzenî, Tahâvî), diğer bir grup ise geçerli olduğunu (Ömer b. Hattâb, Muâviye, Ebû Hanîfe, Sevrî, Evzâî) savunur. Mâlik ise talak ve kısası gerekli görürken nikah ve alışverişi geçersiz saymıştır.
أي حتى تعلموه متيقنين فيه من غير غلط والسكران لا يعلم ما يقول ولذلك قال عثمان بن عفان رضي الله عنه : إن السكران لا يلزمه طلاقه
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre bu ayette geçen 'sükr' ifadesiyle kastedilen içki sarhoşluğudur; namaza sarhoşken yaklaşılmaması emredilmiştir, çünkü hitap ne söylediğini anlamayan kimseye değil, teklifi kavrayan sarhoşadır. Ayrıca ayetin nüzul sebebi olarak Sa'd b. Ebî Vakkas'ın içki içildiği bir mecliste burnunun yaralanması olayı ve Hz. Ömer'in içki hakkında kesin bir hüküm istemesi rivayet edilmiştir. Bu ayetin, Mâide suresindeki içkinin tamamen haram kılınması ayetinden önce nazil olduğu belirtilmiştir.
وقد ذكره غير واحد من الأصوليين وهو أن الخطاب يتوجه إلى من يفهم الكلام دون السكران الذي لا يدري ما يقال له فإن الفهم شرط التكليف
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî bu ayette geçen 'sekr' (sarhoşluk) kelimesinin içki sarhoşluğu anlamına geldiğini, ayetin sarhoşken namaza yaklaşılmamasını emrettiğini aktarır. Ayrıca 'lems' (dokunma) kelimesinin cima anlamına geldiğini, çünkü Peygamber'in eşini öptükten sonra abdest almadan namaz kıldığına dair haberlerin bunu doğruladığını belirtir. Su bulunamayan bir seferde teyemmüm ayetinin nazil olduğuna dair rivayeti de nakleder.
وأولى القولين في ذلك بالصواب قول من قال: عنى الله بقوله: : الجماع دون غيره من معاني اللمس، لصحة الخبر عن رسول الله صلى الله عليه وسلم أنه قبل بعض نسائه ثم صلى ولم يتوضأ
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre ayet, sarhoşken veya cünüpken namaza/mescide yaklaşılmasını yasaklamakta, sarhoşluğun içki veya uyku kaynaklı olabileceğini belirtmekte, cünüp kişinin yolcu olması durumunda mescidden geçebileceğini (Şâfiî görüşü) veya hiç geçemeyeceğini (Ebû Hanîfe görüşü) ele almaktadır. Ayrıca teyemmümün abdest bozukluğunu (hades) tam olarak kaldırmadığına, sadece namaza müsaade ettiğine dair delil bulunduğunu, lems (dokunma) kelimesinin Şâfiî'ye göre abdesti bozan bir temas olduğunu aktarmaktadır.
وفيه دليل على أن التيمم لا يرفع الحدث
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Taberî, İbn Kesîr ve Beydâvî 'sekr' kelimesinin içki sarhoşluğunu ifade ettiğinde ve sarhoşken namaza yaklaşılmaması emrinde birleşir; Kurtubî ve Beydâvî sarhoşun hukuki ehliyeti (talak, muamele) konusunda mezhepler arası ihtilafı aktarır. Râzî, Kurtubî, Taberî ve Beydâvî ortak biçimde ayetin lafzından fıkhi hüküm çıkarma (istinbat) yöntemini kullanır ve farklı mezheplerin delillerini karşılaştırır.
Unterschiede
Zemahşerî esas olarak dil/belağat ve sarf tartışmasına (kinaye kullanımı, kelime vezni) odaklanırken, Taberî ve İbn Kesîr rivayet/nüzul sebebi haberlerini önceliklendirir. Râzî ve Beydâvî ise teyemmüm, lems ve hades gibi meselelerde Şâfiî-Hanefî gibi mezhep görüşlerini karşılaştırmalı sunar; bu farklılık kısmen müfessirlerin yöntemsel eğilimlerinden (dilci/belagatçi, rivayetçi, fakih) ve bağlı oldukları fıkhi ekolden kaynaklanır.
Historischer Kontext
En eski tabakada (Taberî) rivayet ve dil analizi bir aradayken, sonraki dönemde (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, Beydâvî) fıkhi ve belâgat temelli tartışmalar daha sistematik ve mezhepler arası karşılaştırmalı hale gelmiştir; temel hükümler (sarhoşken namaza yaklaşmama, teyemmüm şartı) sabit kalmış, ayrıntılı fıkhi sonuçlar ve gerekçelendirme yöntemleri zamanla çeşitlenmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, ibadete hazırlıklı ve bilinçli bir şekilde yönelmenin önemini hatırlatabilir; zihnin ve bedenin temizliği ile ibadet ruhu arasındaki ilişki üzerinde düşünmeye kapı açar. Ayrıca farklı görüşlerin saygıyla bir arada aktarılması, ilim geleneğinde hoşgörü ve diyalog tutumunun bir örneği olarak görülebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben