إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَظْلِمُ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ وَإِن تَكُ حَسَنَةً يُضَٰعِفْهَا وَيُؤْتِ مِن لَّدُنْهُ أَجْرًا عَظِيمًا

“Allah tut gewiß nicht im Gewicht eines Stäubchens Unrecht. Und wenn es eine gute Tat ist, vervielfacht Er sie und gibt von Sich aus großartigen Lohn.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu metin karışık ve birden fazla ayetin tefsirini bir araya getiriyor; temel olarak zerre miktarı iyiliğin kat kat artırılacağı, bunun ecr-i azîm (cennet) olduğu ve bu vaadin muhacirlere mi yoksa tüm müminlere mi ait olduğu tartışılıyor. Taberî, Hz. Peygamber'in eşlerini muhayyer bıraktığı (tahyîr) ayetinin nüzul sebebini de aktarıyor; Hz. Aişe'nin Allah, Resulü ve ahireti tercih etmesiyle diğer hanımların da aynı yolu izlediği rivayet ediliyor.

وأولى القولين في ذلك بالصواب ، قول من قال: عنى بهذه الآية المهاجرين دون الأعراب. وذلك أنه غير جائز أن يكون في أخبار الله أو أخبار رسول الله صلى الله عليه وسلم شيء يدفع بعضه بعضا
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Zemahşerî bu ayette 'zerre ağırlığı' ifadesinden sonra gelen 'daha küçüğü' ve 'daha büyüğü' kelimelerinin i'rabını tartışır; bunların ref' ile okunuşunun istinaf (yeni cümle) olduğunu, nasb/fetha ile okunuşunun ise cins nefyi ifade ettiğini açıklar. Ayrıca 'gayb' kelimesinin, Levh-i Mahfuz'a yazılmadan önceki gizli şeyler anlamına geldiğini, bu şeylerin gaybdan ayrılmayıp ancak Levh'te yazılı olarak ortaya çıktığını belirtir.

وقرىء : ( ولا أصغر من ذلك ولا أكبر ) . بالرفع على أصل الابتداء . وبالفتح على نفي الجنس ، كقولك : لا حول ولا قوة إلا بالله ، بالرفع والنصب . وهو كلام منقطع عما قبله
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî'ye göre bu ayet, Allah'ın hiç kimseye zerre miktarı bile zulmetmeyeceğini, iyiliklerin ise kat kat karşılık göreceğini ifade eder. 'Zerre' kelimesi hakkında kırmızı karınca, karınca başı veya hardal tanesi gibi farklı görüşler nakledilir; bunların ortak noktası en küçük ve en az şeyi ifade etmesidir. Kurtubî ayrıca kıraat farklılıklarını (حسنة'nin merfû/mansûb okunuşu, يضاعفها/نضاعفها gibi) ve konuyla ilgili şefaat ve mizan hadislerini de aktarır.

والمراد من الكلام أن الله تعالى لا يظلم قليلا ولا كثيرا كما قال تعالى : إن الله لا يظلم الناس شيئا
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre Allah zerre kadar bir şeyde bile haksızlık yapmaz; ne mükafattan eksiltir ne de cezaya ilave eder. Zerre, çok küçük şeyler için örnek olarak zikredilmiştir ve bunun zikredilmesi, kadri küçük olsa bile karşılığının büyük olacağına işaret eder. Bir hasene bulunduğunda Allah onun sevabını katlayarak arttırır ve kendi katından, yapılan amelin karşılığı olarak vaat edilenin üzerine, fazladan büyük bir ödül verir.

لا ينقص من الأجر ولا يزيد في العقاب أصغر شيء كالذرة، وهي النملة الصغيرة. ويقال لكل جزء من أجزاء الهباء، والمثقال مفعال من الثقل، وفي ذكره إيماء إلى أنه وإن صغر قدره عظم جزاؤه.
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre ayet, Allah'ın kimseye zerre kadar zulmetmeyeceğini, iyilik veya kötülüğün zerre miktarınca bile hesaba katılacağını ifade eder. Zulmün olmayışı hem az hem çok miktarda geçerlidir ve hasenatın kat kat artırılması, sürede değil miktarda katlanma şeklinde gerçekleşir. Ayrıca kâfirin iyiliklerinin küfürle boşa gitmesi ve müminin günahlarının bağışlanması meselesine dair müfessirler arasında farklı açıklamalar nakledilir.

واعلم أن المراد من الآية أنه تعالى لا يظلم قليلا ولا كثيرا
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu metinde İbn Kesîr, kıyamet gününde kul haklarının hesaba çekilmesini ve hasenat-seyyiat mübadelesini anlatan rivayetleri aktarır; ayrıca ayetin müşrik hakkında olduğuna, azabının hafifletilse de ateşten hiç çıkmayacağına dair görüşleri, Ebu Talib örneğiyle sınırlı bir istisna ihtimalini ve bir hasenenin bindin katına kadar mükâfatlandırılacağına dair Ebu Hureyre rivayetini nakleder.

فأما المشرك فيخفف عنه العذاب يوم القيامة ولا يخرج من النار أبدا

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Tüm müfessirler ayetin, Allah'ın hiç kimseye zerre kadar bile zulmetmeyeceğini ve iyiliklerin kat kat artırılarak karşılık göreceğini bildirdiği konusunda birleşir. Zerre kelimesinin en küçük şeyi temsil ettiği, bunun yanında hasenenin katlanarak mükâfatlandırılmasının ilahi adalet ve keremin bir göstergesi olduğu ortak vurgudur.

Unterschiede

Taberî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir yöntemle ayetin nüzul sebeplerini, hadisleri ve sahabe görüşlerini aktarırken; Zemahşerî, Beydâvî ve Kurtubî daha çok dil, nahiv ve kıraat farklılıkları (hasene kelimesinin ref/nasb okunuşu) üzerinden i'rab ve belağat tahlili yapar. Fahreddin er-Râzî ise kelami tartışmaları (Mu'tezile'ye karşı ehl-i sünnet görüşü) ve kâfirin/müminin amellerinin akıbeti meselesini daha felsefi bir çerçevede ele alır. Bu farklar, müfessirlerin ait olduğu ekollerin (rivayet tefsiri, dirayet/dil tefsiri, kelam ağırlıklı tefsir) yöntem farklılığından kaynaklanır.

Historischer Kontext

Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ve nüzul sebeplerine odaklanırken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Beydâvî gibi müfessirlerde dil ve belağat tahlili öne çıkmış, Râzî ile kelami tartışmalar derinleşmiştir. Kurtubî ve İbn Kesîr gibi daha geç dönem müfessirler ise rivayet ve dil analizini bir arada sunarak önceki birikimi sentezlemiştir. Temel mesaj (ilahi adalet ve iyiliğin kat kat mükâfatı) tüm dönemlerde sabit kalmış, sadece izah yöntemi zenginleşmiştir.

Bezug zur Gegenwart

Bu ayet, küçük görünen iyiliklerin bile değersiz sayılmaması gerektiğini, ihlasla yapılan en ufak bir çabanın dahi anlamlı bir karşılığı olabileceğini hatırlatabilir. Günlük hayatta sabırla ve içtenlikle yapılan küçük iyiliklerin toplumsal dayanışmaya katkı sağlayabileceği düşünülebilir. Ayrıca ilahi adaletin hem az hem çok üzerinde geçerli olması, insanın kendi davranışlarını ölçülü ve hesaplı bir şekilde değerlendirmesine dair bir teşvik olarak okunabilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben