وَٱلَّٰتِى يَأْتِينَ ٱلْفَٰحِشَةَ مِن نِّسَآئِكُمْ فَٱسْتَشْهِدُوا۟ عَلَيْهِنَّ أَرْبَعَةً مِّنكُمْ فَإِن شَهِدُوا۟ فَأَمْسِكُوهُنَّ فِى ٱلْبُيُوتِ حَتَّىٰ يَتَوَفَّىٰهُنَّ ٱلْمَوْتُ أَوْ يَجْعَلَ ٱللَّهُ لَهُنَّ سَبِيلًا
“Und diejenigen von euren Frauen, die das Abscheuliche begehen, - bringt vier Zeugen von euch gegen sie. Wenn sie (es) bezeugen, dann haltet sie im Haus fest, bis der Tod sie abberuft oder Allah ihnen einen (Aus)weg schafft.” — Bubenheim & Elyas
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Verilen ham metin, Zemahşerî'nin bu ayete (Nisâ:15) dair yorumunu içermemekte; sadece ayete bir atıf ve başka bir ayete geçiş ibaresi bulunmaktadır. Bu nedenle metinden ayete ilişkin herhangi bir görüş özetlenememektedir.
( النساء : 15 ) ، وقوله تعالى :
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Râzî'ye göre âyet, önceki âyetlerde kadınlara iyi davranılması emrinden sonra, fuhuş işleyen kadınlara karşı sertlik gösterilmesini emretmektedir; bu hem onlara gerçek anlamda bir iyiliktir (âhiretlerini korumak açısından), hem de Allah'ın iyilik emrinin hadleri uygulamamak için bir bahane olmasını önler. Ayrıca bu, Allah'ın hükümlerinde kimseye ayrıcalık göstermediğini ve şeriatın esasının adalet olduğunu gösterir. 'Sebil' kelimesinin anlamı konusunda ise Peygamber'in hadisiyle (bekâr için celde ve sürgün, evli için recim) âyetin müfesser/tahsis edildiği, bunun nesih olmadığı belirtilmiştir.
اعلم أنه تعالى لما ذكر في الآيات المتقدمة الأمر بالاحسان إلى النساء ومعاشرتهن بالجميل ، وما يتصل بهذا الباب ، ضم إلى ذلك التغليظ عليهن فيما يأتينه من الفاحشة ، فان ذلك في الحقيقة إحسان إليهن ونظر لهن في أمر آخرتهن
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre bu ayet zina suçunda dört şahit şartını getirmiştir; bu sayı iddiacı için ağırlaştırıcı, insanlar için ise örtücü bir hükümdür ve Tevrat, İncil ve Kur'an'da ortak sabit bir hükümdür. Ayrıca ayetteki hapsetme cezasının İslam'ın ilk döneminde uygulanan bir ceza olup sonradan Nûr suresindeki celde ve recm ayetleriyle neshedildiği; şahitlerin erkek ve adil olması gerektiği belirtilmiştir.
فجعل الله الشهادة على الزنى خاصة أربعة تغليظا على المدعي وسترا على العباد وتعديل الشهود بالأربعة في الزنى حكم ثابت في التوراة والإنجيل والقرآن
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre ayetteki 'sebîl' (çıkış yolu) ifadesi, Allah'ın zina eden kadınlar için ev hapsi hükmünü kaldıran Nur Sûresi'ndeki had cezalarını (celde veya recm) işaret eder ve bu hüküm önceki hapis hükmünü neshetmiştir. İbn Abbas'tan ve diğer tabiin âlimlerinden nakledilen görüşe göre bu ayet mensuhtur ve bu konuda âlimler arasında ittifak vardır.
قال ابن عباس رضي الله عنه كان الحكم لذلك حتى أنزل الله سورة النور فنسخها بالجلد أو الرجم وكذا روى عن عكرمة وسعيد بن جبير والحسن وعطاء الخراساني وأبي صالح وقتادة وزيد بن أسلم والضحاك أنها منسوخة وهوأمر متفق عليه
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre ayet, zina fahişesini işleyen kadınlara karşı önce dört müslüman erkeğin şahitlik yapmasının şart olduğunu, şahitlik gerçekleşirse bu kadınların evlerde hapsedilip ölene kadar tutulacağını bildirir. Beydâvî bu cezanın İslam'ın ilk döneminde geçerli olup daha sonra recim/celde haddiyle nesholunduğunu, ya da bunun celde uygulandıktan sonra kadınların dışarı çıkıp erkeklerle temas kurmalarını önlemek için evde tutulmalarına dair bir tavsiye olabileceğini belirtir. Ayrıca 'Allah'ın onlara bir yol açması' ifadesinin, hapisten kurtaran haddin belirlenmesi veya zinadan kurtaran nikah olabileceğini ifade eder.
قيل: كان ذلك عقوبتهن في أوائل الإسلام فنسخ بالحد، ويحتمل أن يكون المراد به التوصية بإمساكهن بعد أن يجلدن كيلا يجري عليهن ما جرى بسبب الخروج والتعرض للرجال
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ayet, zina eden kadınların önceki hükmü olan eve hapsetme cezasını neshetmiş; Allah onlara bir 'yol' (sebîl) belirlemiştir ki bu yol dövülmüş (bikr için sopa/celde ve sürgün) ve evli olanlar için celde ve recmdir. Müfessir, bu 'sebîl'in ne olduğu konusunda müfessirlerin farklı rivayetler naklettiğini, ancak Ubade b. Samit hadisine dayanarak sebîlin sevb için celde+recm, bikr için celde+nefy olduğunu tercih ettiğini belirtir.
قد جعل الله لهن سبيلا، الثيب بالثيب، والبكر بالبكر؛ أما الثيب فتجلد ثم ترجم؛ وأما البكر فتجلد ثم تنفى
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Zemahşerî hariç müfessirlerin çoğunluğu ayetteki ev hapsi cezasının geçici bir hüküm olduğu ve 'sebîl' (Allah'ın açtığı yol) ifadesinin Nûr sûresindeki celde/recm hadleriyle açıklandığı konusunda birleşiyor. Taberî, İbn Kesîr, Kurtubî ve Beydâvî bu hükmün neshedildiği görüşünü rivayetlere dayanarak paylaşıyor; Râzî ise nesih yerine tahsis/beyan yaklaşımını benimsiyor.
Unterschiede
Râzî meseleyi daha çok adalet ve şeriatın hikmeti çerçevesinde ele alıp nesih yerine hadisle tahsis yorumunu tercih ederken, Taberî ve İbn Kesîr güçlü rivayet zincirleriyle nesih görüşünü kesinleştiriyor. Kurtubî konuyu şahitlik şartları ve önceki kitaplarla ortaklık üzerinden fıkhi bir çerçevede işliyor. Beydâvî ise dil tahlili yaparak nesih dışında alternatif bir yorum (haddin ardından ihtiyati ev hapsi) de sunuyor; bu farklar, müfessirlerin yöntem farkından (hadis odaklı/fıkhi/dilbilimsel) kaynaklanıyor.
Historischer Kontext
Taberî gibi erken dönem müfessirden Beydâvî gibi daha geç dönem müfessire uzanan çizgide, nesih meselesi ve 'sebîl' kavramının Nûr suresiyle irtibatlandırılması sabit kalmış temel bir okuma olarak korunmuş; zamanla yorumlara dil ve hikmet temelli açıklamalar (Râzî, Beydâvî) eklenerek çeşitlenmiştir. Zemahşerî'nin metninde ise konuya dair doğrudan bir veri bulunmadığından bu süreklilik hakkında yorum yapılamaz.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, hukuki hükümlerin zaman içinde nasıl aşamalı geliştiğini ve adaletin uygulanmasında şahitlik, delil ve ihtiyat gibi ilkelerin önemini hatırlatması bakımından düşündürücüdür. Buradan hareketle, toplumsal düzenin sağlanmasında sabır, adil şahitlik ve ıslah edici bir yaklaşımın değeri; ayrıca ilim geleneğinin yüzyıllar boyunca aynı meseleyi farklı yöntemlerle ele alıp zenginleştirmesi, ilim ve akıl yürütmenin uyumuna dair bir örnek olarak görülebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben