وَلَن تَسْتَطِيعُوٓا۟ أَن تَعْدِلُوا۟ بَيْنَ ٱلنِّسَآءِ وَلَوْ حَرَصْتُمْ فَلَا تَمِيلُوا۟ كُلَّ ٱلْمَيْلِ فَتَذَرُوهَا كَٱلْمُعَلَّقَةِ وَإِن تُصْلِحُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا

“Und ihr werdet zwischen den Frauen nicht gerecht handeln können, auch wenn ihr danach trachtet. Aber neigt nicht gänzlich (von einer weg zu der anderen), so daß ihr sie gleichsam in der Schwebe laßt. Und wenn ihr (es) wiedergutmacht und gottesfürchtig seid, gewiß, so ist Allah Allvergebend und Barmherzig.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre eşler arasında tam adaleti (kalbî meyil ve sevgi bakımından) sağlayamamak beşerî bir zorunluluktur; bundan dolayı Allah, geçmişte eşlere karşı yapılan haksızlıkları örtüp cezalandırmamakta, tövbe edenlerin tövbesini kabul ederek merhamet göstermektedir. Ayrıca 'meyil' ifadesi, kalben sevilen eşe tamamen yönelip diğerini ne evli ne dul (muallaka) durumda bırakacak şekilde ihmal etmemek gerektiği şeklinde açıklanmıştır. Rivayetlerde bu meylin sevgi, cinsel ilişki (cimâ') ve gönül eğilimi (nefsin kendisi) anlamlarına geldiği nakledilmiştir.

فلا تميلوا بأهوائكم إلى من لم تملكوا محبته منهن كل الميل، حتى يحملكم ذلك على أن تجوروا على صواحبها في ترك أداء الواجب لهن عليكم من حق في القسم لهن، والنفقة عليهن، والعشرة بالمعروف.
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre burada anlatılan kimseler, küfür üzerinde ısrarla direnmeleri ve inatları sebebiyle imana karşı adeta çökmüş, iman etmekten tamamen uzaklaşmış durumdadırlar. Onların bu hâli, iradî bir tercih ve küfürde kesin karar kılmalarının sonucu olarak değerlendirilmiştir.

وتهالكت على إيمانهم لتصميمهم على الكفر وعنادهم
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre 'eşler arasında adaleti sağlayamama' ifadesi kalbî meyildeki farklılığa (sevgi ölçüsündeki eşitsizliğe) işaret eder; bu husus insan gücü dışında olduğu için mükellefiyet konusu değildir. Asıl yasaklanan şey, kalpteki bu meylin söz ve fiillere yansıtılmasıdır; yani kişi kalben birine daha fazla meyletse de sözlerinde ve davranışlarında eşitliği gözetmekle sorumludur.

والمعنى أنكم لستم منهيين عن حصول التفاوت في الميل القلبي لأن ذلك خارج عن وسعكم ، ولكنكم منهيون عن إظهار ذلك التفاوت في القول والفعل
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr'e göre bu ayet, kişinin eşleri arasında şekli (mekân/zaman) taksimi eşit yapsa da sevgi, şehvet ve cinsel ilişkide tam denklik sağlamasının imkansız olduğunu bildirir; bu yüzden erkeğin çok evlilikten çekinmesi halinde tek kadınla veya cariyelerle yetinmesi tavsiye edilir. Ayrıca ayetin, Hz. Peygamber'in Hz. Ayşe'yi diğer hanımlarından daha çok sevmesi bağlamında indiği rivayet edilmiştir. Bir eşe tam meyletmenin diğerini ne evli ne boşanmış (askıda) bir konuma düşürdüğü belirtilir.

فإنه وإن وقع القسم الصوري ليلة وليلة فلا بد من التفاوت في المحبة والشهوة والجماع كما قاله ابن عباس وعبيدة السلماني ومجاهد والحسن البصري والضحاك بن مزاحم
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre eşler arasında tam anlamıyla eşitlik (kalpteki meyil dahil) mümkün değildir, ayetteki emir mümkün olan maddi/fiili adaleti gerçekleştirmek, imkansız olan kalbi meyli terk etmemektir. Bir eşe tamamen yönelip diğerini ne evli ne boşanmış gibi askıda bırakmak yasaklanmıştır. Islah ve takva gösterildiği takdirde geçmişteki kusurlu meyiller Allah tarafından bağışlanır; ayrılık durumunda ise Allah her iki tarafı da kendi genişliğinden rızıklandırır.

ولن تستطيعوا أن تعدلوا بين النساء لأن العدل أن لا يقع ميل ألبتة وهو متعذر فلذلك كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يقسم بين نسائه فيعدل ويقول: «هذا قسمي فيما أملك فلا تؤاخذني فيما تملك ولا أملك»
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî'ye göre Allah, erkeklerin kadınlar arasında kalben tam adalet sağlamaya güç yetiremeyeceklerini haber vermiştir; çünkü sevgi, cinsel ilgi ve kalbin meyli yaratılış itibariyle elde değildir. Bununla birlikte kasıtlı kötü davranıştan kaçınılması, taksim ve nafakada eşitliğin gözetilmesi emredilmiştir, çünkü bu insanın gücü dahilindedir. Ayrıca 'muallaka' kavramı, ne boşanmış ne de gerçek anlamda eş olan kadının durumu olarak, askıda kalan bir şeye benzetilerek açıklanmıştır.

لا تتعمدوا الإساءة بل إلزموا التسوية في القسم والنفقة لأن هذا مما يستطاع

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Taberî, Fahreddin er-Râzî, İbn Kesîr, Beydâvî ve Kurtubî; eşler arasında kalben tam adaletin (sevgi, cinsel meyil bakımından) beşer gücünün dışında olduğu, dolayısıyla mükellefiyet konusu olmadığı; asıl emredilenin fiili/maddi taksimde (nafaka, zaman) adalet ve bir eşi ne evli ne boşanmış (muallaka) durumda bırakmama olduğu konusunda birleşirler. Bu görüş ağırlıkla rivayet (sahabe-tabiin tefsirleri, Hz. Peygamber'in hadisleri) üzerine kuruludur.

Unterschiede

Zemahşerî ayeti tamamen farklı bir bağlamda ele alıp dil/belağat analiziyle küfürde inat eden kimselerin iradî tercihini konu edinmiştir; bu diğerlerinden köklü bir okuma farkıdır. Diğer müfessirler arasında ise farklar daha ince nüanslardadır: Râzî ve Beydâvî meselenin akli/kelamî boyutuna (teklif-i mâlâyutâk, Mu'tezile tartışması) ağırlık verirken, Taberî ve İbn Kesîr rivayet zincirini öncelemiş, Kurtubî ise dilbilimsel tahlile (muallaka kelimesinin teşbihi, i'rab) ayrıca önem vermiştir.

Historischer Kontext

En eski müfessir Taberî'den itibaren rivayet temelli okuma sabit kalmış; Zemahşerî'nin farklı yorumu istisna olarak durmaktadır. Sonraki dönemlerde (Râzî, Beydâvî, Kurtubî) rivayete dil/belağat ve kelamî tartışmalar eklenerek yorum zenginleşmiş, fakat temel çıkarım (kalbi meylin mükellefiyet dışı, fiili adaletin emredildiği) değişmeden korunmuştur.

Bezug zur Gegenwart

Bu okuma, aile içi ilişkilerde duygusal eşitliğin her zaman mümkün olmayabileceğini kabul ederken, davranış ve sorumluluklarda adil ve ihlâslı olmanın insan iradesiyle mümkün olduğunu hatırlatır. Günümüzde bu, aile içi ilişkilerde sabır, adil davranma çabası ve karşılıklı hoşgörünün önemine dair genel bir ders olarak düşünülebilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben