“Und Er ist es, Der euch auf der Erde (an Zahl) hat anwachsen lassen, und zu Ihm werdet ihr versammelt werden.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metne göre ayet, Allah'ın insanları yeryüzünde yarattığını ve ölümlerinden sonra kabirlerinden hesap yerine (mevkif-i hisab) toplanacaklarını (haşr olunacaklarını) beyan etmektedir. Taberî, ayetin lafzını doğrudan açıklayarak 'ileyhi tuhşerûn' ifadesinin kabirlerden kalkıp hesap için toplanma anlamına geldiğini belirtir.
والله الذي خلقكم في الأرض وإليه تحشرون من بعد مماتكم، ثم تبعثون من قبوركم إلى موقف الحساب
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metinde Ebû Müslim'in {خلقكم} ifadesini insanların birbirinden türeyerek yeryüzünde çoğalması şeklinde yorumlayabileceği aktarılıyor. Ayrıca kelamcıların bu ayeti, insanın filozofların ve bazı Müslümanların iddia ettiği gibi mekândan ve nicelikten soyutlanmış mücerred bir cevher olmadığına delil olarak kullandıkları belirtiliyor. Metin ayrıca kâfirlerin Hz. Peygamber'den azabın vaktini tayin etmesini talep ettiklerini de hikaye ediyor.
واحتج المتكلمون بهذه الآية على أن الإنسان ليس هو الجوهر المجرد عن التحيز والكمية على ما يقوله الفلاسفة وجماعة من المسلمين
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metne göre 'sizi inşa edip yaydı ve yarattı' ifadesi, insanların kıyamet günü toplanıp cezalandırma/mükafatlandırma için bir araya getirileceğine işaret etmektedir. Metin, Allah'ın diriltme ve öldürme sıfatının, herkesin amelinin karşılığını görmesi amacına bağlandığını belirtir.
أي تجمعون للجزاء المؤمنون : ( 80 ) وهو الذي يحيي > < حتى يجاري كلا بعمله
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre bu ifade, insanların ölümden sonra dağılmışlıklarına rağmen yeniden bir araya toplanacaklarını, Allah'ın onları ilk yarattığı gibi yeniden var edeceğini bildirmektedir. Bu, öldükten sonra dirilişin (mead) bir müjdesi/haberi niteliğindedir. Ardından metin, öldükten sonra dirilişi inkâr eden ve bunu imkânsız gören kâfirlerin durumuna geçmektedir.
أي تجمعون بعد هذا التفرق والشتات بجمعكم كما فرقكم ويعيدكم كما بدأكم
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre Allah, işitme, görme ve kalp gibi duyu ve idrak organlarını insanlara ayetleri hissetmeleri, üzerinde düşünmeleri ve delil getirmeleri için yaratmıştır; ancak insanlar bu nimetlere karşı çok az şükrederler çünkü gerçek şükür bunları yaratılış amaçlarına uygun kullanmak ve Allah'a ortak koşmadan boyun eğmektir. Ayrıca Allah'ın insanları yeryüzünde üreterek çoğaltması, kıyamette toplaması, hayat verip öldürmesi ve gece-gündüzü art arda getirmesi de yalnızca O'na has kudretler olarak zikredilir; gece-gündüzün ardışıklığının güneşe değil Allah'ın emir ve takdirine bağlanması gerektiği vurgulanır.
قليلا ما تشكرون تشكرونها شكرا قليلا لأن العمدة في شكرها استعمالها فيما خلقت لأجله، والإذعان لمانحها من غير إشراك وما صلة للتأكيد.
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler ayetin, Allah'ın insanları yeryüzünde yaratıp yaydığını ve öldükten sonra tekrar bir araya toplanıp hesaba çekileceklerini bildirdiği konusunda birleşir; yaratma ile haşir arasında doğrudan bir bağ kurulur.
Unterschiede
Taberî ayetin lafzını doğrudan te'vil ederek haşrin kabirlerden kalkış anlamına geldiğini açıklarken, Kurtubî ve İbn Kesîr bunu amellerin karşılığının görülmesi ve mead müjdesi bağlamında ele alır. Râzî ise dilsel yorum imkanlarını (Ebû Müslim'in çoğalma yorumu) aktarmakla birlikte, ayeti kelamcıların insanın cismani bir varlık olduğuna dair akli istidlaline malzeme yapar; bu, felsefi tartışmalara cevap arayan kelamî bir yaklaşımdır. Beydâvî ise ayeti daha geniş bir bağlamda, duyu organlarının yaratılış amacı, şükür ahlakı ve gece-gündüzün Allah'ın takdirine bağlılığı gibi temalarla ilişkilendirip belagat ve kıraat farklarına da değinir; bu farklılıklar müfessirlerin yöntem (dil analizi, kelam, bağlamsal okuma) ve dönemsel ilgi alanlarından kaynaklanır.
Historischer Kontext
Taberî'nin erken dönem yaklaşımı ayetin zahir anlamına odaklanırken, sonraki müfessirlerde (Râzî, Beydâvî) kelam ilminin gelişmesiyle birlikte akli istidlal ve felsefi tartışmalara cevap verme kaygısı belirginleşir. Kurtubî ve İbn Kesîr gibi daha sonraki müfessirler ise ayeti ahiret inancının pekiştirilmesi bağlamında ele alarak bağlamsal bütünlüğe önem verir; temel mesaj (yaratılış-haşir ilişkisi) dönemler boyunca sabit kalmıştır.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet, insanın yaratılışı ile hesap verme bilinci arasındaki bağı hatırlatarak, ilim ve iman arasında bir çelişki değil bütünlük arayışına zemin sunabilir. Duyu ve akıl nimetlerinin doğru kullanılması gerektiği vurgusu, günümüzde bilimsel araştırma ile ahlaki sorumluluğun bir arada yürütülmesi gerektiğine dair ihtiyatlı bir hatırlatma olarak okunabilir. Ayrıca hesap bilinci, toplumsal dayanışma ve kişisel sorumluluk duygusunu pekiştirici bir çerçeve sunabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben