أُو۟لَٰٓئِكَ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ وَهُمْ لَهَا سَٰبِقُونَ

“diese beeilen sich mit den guten Dingen, und sie werden sie erreichen.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Zemahşerî'ye göre 'وهم لها سابقون' ifadesi, o kişilerin hayır işlerinde öne geçtiklerini veya bu hayrın karşılığını (mükâfatı) dünyada iken elde ederek buna koşanlar olduklarını anlatır. Buradaki 'لها' takdimi, o işe has kılınmış, o işin adamı oldukları anlamını taşır; bunun için Arap şiirinden bir örnek (Ahmed'in o iş için biçilmiş kaftan olduğunu belirten mısra) getirilir. Ayrıca 'وهم لها سابقون' cümlesinin önceki cümleye ikinci bir haber olarak da bağlanabileceği belirtilir.

ويجوز أن يكون خبرا بعد خبر . ومعنى { وهم لها } كمعنى قوله : % أنت لها أحمد من بين البشر
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Râzî bu ayette 'sâbikûn' ifadesinin birden fazla yönden anlaşılabileceğini belirtir: hayır işlerinde birbirlerini geçmek, insanları geçmek veya bu hayırları ahiretten önce dünyada elde etmek. Ayrıca 'lehâ' ifadesinin bağımsız bir haber olabileceğini, yani onların o hayra tam bir bağlılık içinde olduklarını (kişinin bir şeye ait olması gibi) ifade edebileceğini söyler. Son olarak, sâbikûn kelimesinin, kulların iyi amellere şiddetle rağbet edip vaktinde kaçırmamak için acele etmelerini veya dünyada çeşitli fayda ve ikramları önceden elde etmelerini anlatabileceğini belirtir.

فالمعنى فاعلون السبق لأجلها أو سابقون الناس لأجلها أو وهم لها سابقون أي ينالونها قبل الآخرة حيث عجلت لهم في الدنيا
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî, 'يسارعون في الخيرات' ifadesinin, kişilerin en yüksek dereceleri ve makamları elde etmek amacıyla ibadetlerde acele etmelerini ve birbirlerini geçmeye çalışmalarını ifade ettiğini belirtir. 'يسرعون' değil 'يسارعون' okunuşunun daha güçlü bir anlam taşıdığını, bunun da namazın ilk vaktinde kılınmasının efdal olduğuna delalet ettiğini aktarır. Ayrıca İbn Abbas'tan, 'وهم لها سابقون' ifadesinin, Allah tarafından onlara önceden takdir edilmiş mutluluk (saadet) sebebiyle hayırlarda acele ettiklerini gösterdiğine dair bir görüş nakleder.

قال الزجاج : يسارعون أبلغ من يسرعون ( ) أحسن ما قيل فيه : أنهم يسبقون إلى أوقاتها ودل بهذا أن الصلاة في أول الوقت أفضل
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr, İbn Abbas, Muhammed b. Kâ'b el-Kurazî ve Hasan el-Basrî'nin bu ayeti hayır işlerinde yarışma anlamında tefsir ettiklerini aktarır; ayrıca bir hadise atıfla bu görüşü destekler. Bazı kimselerin ayeti farklı okuduğunu, ancak bu okuyuşun kişileri sabikun (öne geçenler) sınıfından çıkarıp muktesid veya mukassir sınıfına düşürebileceğini belirtir.

وقد قرأ آخرون هذه الآية فجعلهم من السابقين ولو كان المعنى على القراءة الأخرى لأوشك أن لا يكونوا من السابقين بل من المقتصدين أو المقصرين والله أعلم
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî bu ayetlerde Rablerinden korkanların, O'nun ayetlerine iman edip şirk koşmaksızın verdiklerini vererek kalpleri titreyerek hayırlarda yarışan müminlerin sıfatlarını sıraladığını belirtir. Kalplerinin ürpermesi, amellerinin kabul edilip edilmeyeceği ve Rablerine dönüşün gerçekleşeceği korkusundandır. 'Yüsariune' ve 'sabikun' ifadelerini ya taatlere olan aşırı istek ve onlara koşma, ya da salih amellere karşılık vaad edilen dünyevi hayırlara ulaşmada öne geçme olarak iki farklı şekilde açıklar.

والذين يؤتون ما آتوا يعطون ما أعطوه من الصدقات، وقرئ «يأتون ما أتوا» أي يفعلون ما فعلوا من الطاعات. وقلوبهم وجلة خائفة أن لا يقبل منهم وأن لا يقع على الوجه اللائق فيؤاخذ به.
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre bu ayet, salih amellerde acele eden ve Allah'a itaatle O'na yakınlık arayan kimseleri tasvir etmektedir. Bazı görüşlere göre 'sabık olmaları' onların işledikleri hayırlı işlere koşmalarıdır; ancak Taberî'nin tercih ettiği görüş, İbn Abbas'tan nakledildiği üzere, onlara Allah tarafından mutluluğun önceden takdir edilmiş olması ve bu sebeple hayırlı işlere koşmalarıdır.

سبقت لهم من الله السعادة

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Tüm müfessirler 'sâbikûn' ve 'yüsâriûne' ifadelerinin hayır işlerinde acele etmek, öne geçmeye çalışmak anlamına geldiği konusunda birleşir. Ayrıca çoğu, 'lehâ' (لها) takdiminin veya lam harfinin taşıdığı anlamın, bu kişilerin hayra has kılınmış, ona tam bağlı olduklarını gösterdiği yönünde ortak bir dilsel gözlem paylaşır. İbn Abbas'a dayanan rivayet de birden fazla müfessirde (Kurtubî, Taberî) tekrar eder.

Unterschiede

Zemahşerî ve Beydâvî meseleye daha çok dil ve belağat açısından yaklaşırken, Taberî ve Kurtubî rivayet malzemesine (özellikle İbn Abbas'tan gelen 'önceden takdir edilmiş mutluluk' yorumuna) ağırlık verir. Râzî ihtimalleri sıralayıp kesin bir tercih yapmazken, Taberî açıkça bir görüşü tercih ettiğini belirtir. İbn Kesîr ise kıraat farklılıklarının kişinin manevi mertebesini nasıl etkileyebileceğine dair bağlamsal bir okuma sunar; bu noktada diğerlerinden ayrılır. Kurtubî'nin namazın ilk vaktinde kılınması gibi fıkhî bir sonuç çıkarması da kendine özgü bir vurgudur.

Historischer Kontext

Taberî ve Zemahşerî gibi erken dönem müfessirler daha çok dil tahlili ve doğrudan rivayete dayanırken, Râzî ve Beydâvî gibi sonraki müfessirler ihtimalleri sistematik biçimde sıralayarak çok yönlü bir yorum sunma eğilimindedir. Kurtubî ve İbn Kesîr gibi daha sonraki müfessirlerde ise rivayet ve dil analizinin birlikte kullanıldığı, ayrıca fıkhî çıkarımlara (namaz vakti gibi) uzanan bir zenginleşme görülür. Temel anlam çerçevesi (hayırda yarışma) dönemler boyunca sabit kalmış, yorumun derinliği ve kullanılan yöntemler zamanla çeşitlenmiştir.

Bezug zur Gegenwart

Bu ayet, günümüzde kişinin hayırlı işlere gönülden istekle, ihlasla ve vakit kaçırmadan yönelmesinin önemine dair bir hatırlatma olarak düşünülebilir. Farklı müfessirlerin vurguladığı 'öne geçme' fikri, bireyin toplumsal fayda ve dayanışma için yapıcı bir gayret içinde olmasına işaret eden bir teşvik olarak yorumlanabilir. Bu okuma, ibadetlerde ve hayırda samimiyetle çaba göstermenin, kişisel ve toplumsal huzura katkısı bağlamında düşünülebilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben