وَأَنَّ ٱلسَّاعَةَ ءَاتِيَةٌ لَّا رَيْبَ فِيهَا وَأَنَّ ٱللَّهَ يَبْعَثُ مَن فِى ٱلْقُبُورِ

“und weil die Stunde kommt, an der es keinen Zweifel gibt, und weil Allah (all) diejenigen auferwecken wird, die in den Gräbern sind.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre ayet, kıyamet vaktinde yerde bulunan ölülerin diriltilerek hesap yerine (mahşere) çıkarılacağını bildirmektedir. Bu duruma karşı şüphe ve tereddüde düşülmemesi gerektiği vurgulanmaktadır.

حينئذ من فيها من الأموات أحياء إلى موقف الحساب، فلا تشكوا في ذلك، ولا تمتروا فيه
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî, bu ifadenin öncesindeki 'ذلك بأن الله هو الحق' cümlesine lafız açısından atfedildiğini, ancak mana bakımından atıf olmadığını belirtir. Çünkü 'Allah şunu yaptı çünkü kıyamet gelecektir' denilemeyeceğinden, burada gizli bir fiilin takdir edilmesi gerektiğini söyler; yani mana 've kıyametin geleceğini bilsinler' şeklindedir, bunun da sevap ve ceza içindir.

عطف على قوله : ذلك بأن الله هو الحق من حيث اللفظ وليس عطفا في المعنى إذ لا يقال فعل الله ما ذكر بأن الساعة آتية بل لابد من إضمار فعل يتضمنه أي وليعلموا أن الساعة آتية يريد للثواب والعقاب
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr'e göre bu ifade, kıyametin gerçekleşeceği hususunda hiçbir şüphe ve tereddüt bulunmadığını belirtir. Buna göre Allah, insanları kabirlerine girdikten sonra tekrar diriltip iade edecektir; bu, onları yoktan var etmesine benzer bir şekilde gerçekleşecektir.

أي كائنة لا شك فيها ولا مرية أي يعيدهم بعد ما صاروا في قبورهم ربما يوجدهم بعد العدم
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre 'ذلك' ifadesi, önceki âyetlerde zikredilen insanın farklı yaratılış aşamalarından geçirilmesi, zıt hallere dönüştürülmesi ve ölü toprağın diriltilmesi gibi hususlara işaret eder; bu haber cümlesi Allah'ın Hak, ölüleri diriltici, her şeye kadir olduğunu ve kıyametin geleceğini, kabirdekilerin diriltileceğini ispatlamaktadır. Yaratılıştaki bu gözlemlenebilir değişimler, Allah'ın bazı ölüleri diriltmeye kadir olduğunu gösterdiğinden, bunun tümü diriltmeye de kudretinin yettiğini gerektirdiği belirtilir. Kıyametin şüphesiz geleceği ise, mevcut değişimlerin yok oluşun öncülleri ve alâmetleri olmasından çıkarılır.

فلما دلت المشاهدة على قدرته على إحياء بعض الأموات لزم اقتداره على إحياء كلها. وأن الساعة آتية لا ريب فيها فإن التغير من مقدمات الانصرام وطلائعه.

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Tüm müfessirler ayetin kıyametin kesin gerçekleşeceğini ve ölülerin diriltilip kabirlerinden çıkarılacağını bildirdiği konusunda birleşir; bu hususta şüphe olmaması gerektiği ortak vurgudur.

Unterschiede

Taberî ve İbn Kesîr bağlamsal okumayla konuyu doğrudan mahşer ve diriliş gerçeğine bağlarken, İbn Kesîr ayrıca yaratılışın tekrarı kıyasını ekler. Kurtubî ise meseleyi dil ve belağat açısından ele alır; 'ذلك' ifadesinin öncesine lafzen atfedilse de manaca gizli bir fiil takdiri gerektiğini savunarak nahiv/i'rab tartışmasına girer. Beydâvî, önceki ayetlerdeki yaratılış aşamalarını akli bir kıyasla kıyamete delil sayar; bu yaklaşım farkı kısmen tefsir yöntemlerindeki (rivayet/bağlam, dil/belağat, akli istidlal) farklı ağırlıklardan kaynaklanır.

Historischer Kontext

Taberî'nin erken dönem rivayet ve bağlam merkezli sade okuması, sonraki dönemde Kurtubî'de dilbilimsel derinleşmeye, İbn Kesîr'de rivayet-akıl birleşimine, Beydâvî'de ise daha sistematik akli/kelamî istidlale evrilmiştir; temel mesaj değişmemiş, izah yöntemleri zenginleşmiştir.

Bezug zur Gegenwart

Bu ayet, tabiattaki gözlemlenebilir yaratılış ve dönüşüm süreçlerinin, akıl ile imanın birbirini desteklediği bir düşünce zemini sunduğunu hatırlatır. Ölümden sonra yeniden dirilişe dair kesin inanç, insanı sabır ve hesap bilinciyle yapıcı bir hayat sürmeye yöneltebilir. Ayrıca bu tür konularda ihtilafların ilmî bir olgunlukla, saygı ve diyalog içinde ele alınması örnek bir tutum olarak görülebilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben