وَأَصْحَٰبُ مَدْيَنَ وَكُذِّبَ مُوسَىٰ فَأَمْلَيْتُ لِلْكَٰفِرِينَ ثُمَّ أَخَذْتُهُمْ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ

“und die Bewohner von Madyan. Auch Musa wurde der Lüge bezichtigt. Da gewährte Ich den Ungläubigen Aufschub, hierauf ergriff Ich sie. Wie war da Meine Mißbilligung!” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî, ayette 'Musa'nın kavmi' denilmeyip Firavun ve kavminin zikredilmesini, çünkü Musa'nın gerçek kavmi olan İsrailoğulları'nın onu tekzip etmeyip icabet ettiğini, asıl yalanlayanların ise Kıptî olan Firavun ve kavmi olduğunu belirtir. Ayrıca bir görüşe göre Firavun'un Musa'ya nispet edilmesinin sebebi, onun bu kavim içinde doğup büyümüş olmasıdır, tıpkı Mekke halkı içinde doğan Hz. Muhammed gibi. Devamında Allah'ın bu kâfir ümmetlere mühlet verip azabı acele etmediğini, ancak Hz. Peygamber'e kendisinden önceki kavimlere verdiği nimeti nasıl değiştirip helak ettiğini düşünmesini, Kureyş'i yalanlayanlara da aynı şekilde vaadini yerine getireceğini bildirir.

ولم يقل: (وقوم موسى) ، لأن قوم موسى بنو إسرائيل، وكانت قد استجابت له، ولم تكذبه، وإنما كذبه فرعون وقومه من القبط. وقد قيل: إنما قيل ذلك كذلك، لأنه ولد فيهم، كما ولد في أهل مكة
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Zemahşerî bu ayette 'kavmu Mûsâ' değil de sadece 'Mûsâ' denilmesini, Mûsâ'yı yalanlayanların kendi kavmi olan İsrailoğulları değil, Kıptîler olması ile açıklar. Ayrıca önceki kavimlerin peygamberlerini yalanlaması zikredildikten sonra, âyetlerinin açıklığı ve mucizelerinin büyüklüğüne rağmen Mûsâ'nın da yalanlanmış olmasının, ondan daha az delili olanların yalanlanmasının ne kadar beklenir bir şey olduğuna işaret ettiğini belirtir. Buna ek olarak, azabın 'tenkir' (belirsiz zikredilmesi) ile ifade edilmesini, nimetin musibete, hayatın helake, bayındırlığın harabeye dönüştürülmesi anlamındaki bir inkâr ve değişim olarak yorumlar.

لأن موسى ما كذبه قومه بنو إسرائيل ، وإنما كذبه غير قومه وهم القبط . وفيه شيء آخر ، كأنه قيل بعد ما ذكر تكذيب كل قوم رسولهم : وكذب موسى أيضا مع وضوح آياته وعظم معجزاته ، فما ظنك بغيره . التنكير : بمعنى الإنكار والتغيير ، حيث أبدلهم بالنعمة محنة ، وبالحياة هلاكا ، وبالعمارة خرابا
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Râzî bu metinde, Musa'nın kendi kavmi olan İsrailoğulları tarafından değil, kıptîler tarafından yalanlandığını, dolayısıyla ayette 'kavmi Musa' denmediğini açıklar. Ayrıca 'nekîr' ifadesinin Allah'ın kâfirlere verdiği azap ve inkârı ifade ettiğini, bunun O'nun kudretinin kemaline delil olduğunu belirtir. Son olarak, bu ümmete istisna azabının (kavmin topyekûn helâki) gelmemesinin sebebini Hasan (el-Basrî)'den naklen iki şarta bağlar: küfrün belli bir sınıra ulaşması ve Allah'ın o kavimden hiç kimsenin iman etmeyeceğini bilmesi.

قال الحسن : السبب في تأخر عذاب الاستئصال عن هذه الأمة أن ذلك العذاب مشروط بأمرين : أحدهما : أن عند الله حد ( ا ) من الكفر من بلغه عذبه ومن لم يبلغه لم يعذبه والثاني : أن الله لا يعذب قوما حتى يعلم أن أحدا منهم لا يؤمن
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî'ye göre ayetteki yalanlama fiili Firavun ve kavmine racidir; İsrailoğulları Musa'yı yalanlamadıklarından dolayı ifade onlara atfedilmemiştir. Ayrıca 'كيف كان نكير' ifadesindeki istifham, Allah'ın onların nimet içindeki hallerini azap ve helak ile değiştirmesi anlamında bir tağyir/değişim manasını taşır. Bu durum Kureyş'ten yalanlayanlara karşı da aynı ilahi sünnetin işleyeceğine işaret eder.

أي كذبه فرعون وقومه فأما بنو إسرائيل فما كذبوه فلهذا لم يعطفه على ما قبله فيكون وقوم موسى أي أخرت عنهم العقوبة استفهام بمعنى التغيير أي فانظر كيف كان تغييري ما كانوا فيه من النعم بالعذاب والهلاك فكذلك أفعل بالمكذبين من قريش
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre bu ayet Peygamber'i (s.a.v.) teselli etmektedir; kavmi kendisini yalanlarsa bu durum tekzip edilen ilk peygamber olmadığını gösterir, çünkü Nûh, Âd, Semûd, İbrâhim ve Lût kavimleri ile Medyen halkı da kendi resullerini önceden yalanlamıştır. Ayrıca 'كذب موسى' ifadesinde nazımda bir değişiklik olduğu, fiilin meçhul bina edildiği belirtilir; çünkü Musa'yı kendi kavmi (Benî İsrail) değil Kıptîler yalanlamıştır ve bu tekzip daha çirkin, mucizeleri de daha büyük ve yaygın olmuştur.

تسلية له صلى الله عليه وسلم بأن قومه إن كذبوه فهو ليس بأوحدي في التكذيب، فإن هؤلاء قد كذبوا رسلهم قبل قومه. وكذب موسى غير فيه النظم وبنى الفعل للمفعول لأن قومه بنو إسرائيل، ولم يكذبوه وإنما كذبه القبط ولأن تكذيبه كان أشنع وآياته كانت أعظم وأشيع.
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr'e göre bu ayet, Allah'ın Firavun ve kavmine mühlet verip cezalarını ertelediğini, ancak sonunda onları şiddetli bir şekilde cezalandırdığını anlatmaktadır. Bazı selef alimlerinin belirttiğine göre Firavun'un 'Ben sizin en yüce Rabbinizim' demesi ile Allah'ın onu helak etmesi arasında kırk yıl geçmiştir. Bu durum, zalime mühlet verilse de sonunda yakalanacağına dair bir uyarı niteliğindedir.

إن الله ليملي للظالم حتى إذا أخذه لم يفلته

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Taberî, Zemahşerî, Râzî, Kurtubî ve Beydâvî ayette 'kavmu Mûsâ' değil sadece 'Mûsâ' denilmesini ortak biçimde, yalanlayanların İsrailoğulları değil Firavun ve Kıptîler olmasıyla açıklar; ayrıca Kurtubî, Râzî ve Zemahşerî 'nekîr/tağyir' ifadesini Allah'ın nimeti azaba çevirmesi şeklinde yorumlayarak bunun Kureyş'e de bir uyarı taşıdığını belirtir.

Unterschiede

Zemahşerî ve Beydâvî ağırlıklı olarak dil/belağat (fiilin meçhul bina edilişi, nazım değişikliği) üzerinden giderken, Beydâvî ayrıca ayeti Hz. Peygamber'e teselli bağlamında okur; Râzî hem belağat hem de Hasan el-Basrî'den nakledilen bir rivayetle azabın şartlarını açıklar; İbn Kesîr ise dilsel tahlilden ziyade doğrudan rivayet ve tarihi ayrıntıya (Firavun'un helakine kadar geçen kırk yıl) dayanır; Taberî de nakledilen bir görüşü (Hz. Muhammed'in Mekke'de doğması örneği) ekleyerek nispet meselesine ayrı bir açıklama getirir.

Historischer Kontext

En erken dönem müfessiri Taberî'den itibaren yalanlayanların Kıptîler olduğu okuması sabit kalmış, sonraki müfessirler (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, Beydâvî) bu ortak çizgiyi derinleştirerek belağat incelemeleriyle zenginleştirmiş; İbn Kesîr ise dilsel tahlilden çok rivayet ve tarihsel anlatıya yönelerek farklı bir vurgu getirmiştir. Böylece temel yorum değişmeden kalmış, yöntem ve vurgu zamanla çeşitlenmiştir.

Bezug zur Gegenwart

Bu karşılaştırmalı okuma, bir toplumda doğru sözün bazen en yakın çevre yerine daha geniş bir kitle tarafından reddedilebileceğini, ancak haksızlığa mühlet verilmesinin onun hesapsız kalacağı anlamına gelmediğini hatırlatır. Buradan hareketle sabır ve ihlasla hakikate hizmet etme tutumunun, sonucun hemen görünmemesi karşısında bile değerini koruduğu düşünülebilir. Ayrıca ilim ehlinin metin üzerinde farklı yöntemlerle (dil, tarih, rivayet) durabilmesi, bilgiye çok yönlü ve hoşgörülü yaklaşmanın bir örneği olarak görülebilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben