“Aber sie spalteten sich in ihrer Angelegenheit untereinander; doch sie werden alle zu Uns zurückkehren.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ayette insanların Allah'ın kendilerine emrettiği ve davet ettiği din konusunda parçalanıp gruplara ayrıldıkları anlatılmaktadır; Yahudiler Yahudileşmiş, Hristiyanlar Hristiyanlaşmış, bazıları putlara tapmıştır. Devamında Allah, bütün din mensuplarının dönüşünün kendisine olacağını bildirmekte, sapkınlık ve dalalet ehlini tehdit etmekte, kendisinin onları gözetlediğini ve herkesi iyiliğine göre iyilikle, kötülüğüne göre kötülükle karşılayacağını haber vermektedir.
وتفرق الناس في دينهم الذي أمرهم الله به، ودعاهم إليه، فصاروا فيه أحزابا، فهودت اليهود، وتنصرت النصارى، وعبدت الأوثان
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre ayetteki 'وتقطعوا أمرهم بينهم' ifadesinin aslı 'وتقطعتم' şeklinde olması gerekirken, söz iltifat üslubuyla gaib sigasına çevrilmiştir; bu, sanki başkalarına onların dini nasıl bozduklarını anlatıp fiillerini çirkin göstermek ve 'bunların dinde işledikleri büyük şeye bakın' demek gibidir. Anlam olarak, bir topluluğun bir şeyi aralarında bölüştürüp paylaştırması gibi, din işlerini kendi aralarında parça parça edip farklı fırka ve hiziplere ayrıldıklarını ifade eder. Sonunda bu farklı fırkaların Allah'a döneceği ve hesaba çekilip cezalandırılacakları tehdidi yer alır.
والمعنى : جعلوا أمر دينهم فيما بينهم قطعا ، كما يتوزع الجماعة الشيء ويتقسمونه ، فيطير لهذا نصيب ولذاك نصيب ، تمثيلا لاختلافهم فيه ، وصيرورتهم فرقا وأحزابا شتى
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre ayette 'tekattaʿtüm' yerine gaib sigasıyla ifade edilmesi bir iltifat sanatıdır; sanki onların bu bozuk fiili başkalarına aktarılıp çirkinliği gösterilmektedir. Anlam olarak, din işlerini aralarında parçalara böldükleri, bir topluluğun bir şeyi paylaştığı gibi paylaştıkları, böylece farklı fırka ve gruplara ayrıldıkları temsil edilmektedir. Ayrıca Allah'ın bu farklı fırkaların kendisine döneceğini vaad ettiği, onları hesaba çekip cezalandıracağı belirtilmiştir.
والمعنى جعلوا أمر دينهم فيما بينهم قطعا كما تتوزع الجماعة الشيء ويقسمونه فيصير لهذا نصيب ولذلك نصيب تمثيلا لاختلافهم فيه وصيرورتهم فرقا وأحزابا شتى
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre ayetteki ifade, insanların din konusunda parçalanıp ayrıldıklarını anlatır. Kelbî ve Ahfeş bunu 'dinde ihtilafa düştüler' şeklinde açıklamış ve bunun müşrikleri, Allah'tan başka ilahlar edinmelerini kınama bağlamında kullanıldığını belirtmiştir. Ezherî ise ifadeyi 'kendi işlerinde parçalandılar' şeklinde yorumlayarak bunun bütün insanları kapsadığını, kimisinin muvahhid, kimisinin Yahudi, kimisinin Hristiyan, kimisinin de melek veya puta tapan olarak dinlerini bölüştüklerini söylemiştir.
أي تفرقوا في أمرهم فنصب ( أمرهم ) بحذف ( في ) فالمتقطع على هذا لازم وعلى الأول متعد والمراد جميع الخلق أي جعلوا أمرهم في أديانهم قطعا وتقسموه بينهم فمن موحد ومن يهودي ومن نصراني ومن عابد ملك أو صنم
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre bu ifade, ümmetlerin peygamberlerine karşı ihtilafa düşmesini, kimisinin onları tasdik edip kimisinin yalanlamasını anlatmaktadır. Bahsedilen gün kıyamet günüdür ve o gün herkes amelinin karşılığını görecektir; hayır işleyen hayır, şer işleyen şer karşılığını alacaktır.
أي اختلفت الأمم على رسلها فمن بين مصدق لهم ومكذب ولهذا قال أي يوم القيامة فيجازي كل بحسب عمله إن خيرا فخير وإن شرا فشر
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre ayette hitap üsluptan gaybete dönüştürülmüştür; bu, dinde tefrikaya düşüp işi kendi aralarında parça parça bölenleri kınamak içindir. Ayrıca 'kefran' kelimesi mecazen amelin sevabının zayi edilmemesi anlamında kullanılmış, tıpkı 'şükür'ün karşılığın verilmesi için müsteâr olması gibi. Cins isminin nefyedilmesi ise mübalağa ifade etmektedir.
صرفه إلى الغيبة التفاتا لينعى على الذين تفرقوا في الدين
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler ayetin, insanların/ümmetlerin din konusunda parçalanıp gruplara, fırkalara ayrıldığını; bu ayrılığın Yahudileşme, Hristiyanlaşma, putperestlik veya peygamberleri tasdik/tekzip şeklinde tezahür ettiğini kabul eder. Ayrıca herkesin sonunda Allah'a döneceği, kıyamette amellerine göre karşılık göreceği vurgusu ortaktır.
Unterschiede
Zemahşerî, Râzî ve Beydâvî konuya dil/belağat merkezli yaklaşarak gaib sigasına geçişi iltifat sanatı üzerinden açıklar ve bunun fiilin çirkinliğini teşhir etme amacı taşıdığını söyler; Beydâvî ayrıca 'kefran' kelimesindeki istiareye odaklanır. Kurtubî, Kelbî, Ahfeş ve Ezherî gibi dilcilerin farklı i'rab yorumlarını aktararak ayetin kapsamını müşriklerle mi yoksa tüm insanlıkla mı sınırlı olduğunu tartışır. Taberî rivayet temelli, tarihsel-dinsel grupları sayan bir okuma sunarken; İbn Kesîr ayeti peygamberlere karşı tutumlar bağlamında yorumlayarak bağlamsal bir yaklaşım sergiler. Bu farklar, müfessirlerin yöntemsel eğilimlerinden (rivayet, dilbilim, bağlam) kaynaklanır.
Historischer Kontext
En erken dönem temsilcisi Taberî rivayete dayalı, tarihsel din gruplarını sayan bir tefsir tarzı sergilerken, sonraki dönemlerde Zemahşerî, Râzî ve Beydâvî gibi müfessirlerde dil ve belagat analizi ön plana çıkmış, ayetin edebi inceliklerine (iltifat, istiare) daha çok eğilinmiştir. Kurtubî ve İbn Kesîr ise dilbilimsel çeşitliliği ve bağlamsal okumaları bir arada sunarak daha sentezleyici bir tavır göstermiştir. Temel mesaj -parçalanma ve hesap günü- dönemler boyunca sabit kalmış, ele alınış yöntemi zenginleşmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, insanların inanç ve düşünce farklılıklarının her dönemde var olduğunu, ancak nihai hesabın Allah'a ait olduğunu hatırlatır. Bu bağlamda toplumsal çeşitlilik karşısında hoşgörü ve diyalog ruhu, farklılıkları çatışma değil bir arada yaşama zemini olarak görme çabası önemli bir ders olarak öne çıkabilir. Ayrıca herkesin kendi ameliyle sorumlu tutulacağı vurgusu, bireysel ihlas ve sorumluluk bilincini güçlendirici bir hatırlatma olarak değerlendirilebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben