لَوْ أَرَدْنَآ أَن نَّتَّخِذَ لَهْوًا لَّٱتَّخَذْنَٰهُ مِن لَّدُنَّآ إِن كُنَّا فَٰعِلِينَ
“Wenn Wir Uns eine Zerstreuung hätten nehmen wollen, dann hätten Wir sie wahrlich von Uns aus genommen - wenn Wir das (überhaupt) hätten tun wollen.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ayette Allah, eğer bir zevce ve çocuk edinmek isteseydi bunu kendi katından yapardı, ancak böyle bir şeyi yapmaz ve bu O'na yakışmaz; çünkü Allah'a çocuk ve eş nispet edilmesi caiz değildir. Ayrıca 'lehv' kelimesinin bazı müfessirlere göre 'zevce/kadın' anlamına geldiği, Yemen lehçesinde bu kelimenin kadın manasında kullanıldığı; İbn Cüreyc rivayetine göre ise ayetin, müşriklerin Meryem'i Allah'ın zevcesi, İsa'yı da oğlu saymalarına bir cevap olduğu belirtilmektedir.
لو أردنا أن نتخذ زوجة وولدا لاتخذنا ذلك من عندنا، ولكنا لا نفعل ذلك، ولا يصلح لنا فعله، ولا ينبغي، لأنه لا ينبغي أن يكون لله ولد، ولا صاحبة.
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre bu ayette geçen 'lehv' kelimesi hakkında farklı görüşler nakledilmiştir: Katade'ye göre Yemen lehçesinde kadın anlamına gelir, İbn Abbas'a göre çocuk demektir, bazılarına göre ise cima (cinsel birleşme) anlamındadır. Ayrıca 'eğer çocuk edinmek isteseydik' ifadesinin, müşriklerin putları Allah'ın kızları saydığı iddiasına veya Hristiyanların iddiasına bir reddiye olduğu, 'in' edatının inkâr anlamında kullanıldığı ve çocuk edinmenin cennet, cehennem, ölüm, ba's ve hesabın var olmasıyla çelişeceği için imkânsız olduğu belirtilmiştir.
قال بن عباس : اللهو الولد وقاله الحسن أيضا قال الجوهري : وقد يكنى باللهو عن الجماع
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr, âyetteki 'lehv' kelimesinin tefsirinde çeşitli selef görüşlerini nakletmektedir: Mücahid'e göre bu, Allah'ın cennet, cehennem, ölüm, ba's ve hesap yaratmadığı anlamına gelir; Hasan ve Katâde 'lehv'i Yemen lehçesinde 'kadın' olarak açıklamış, İbrahim en-Nehaî hûrilerle, İkrime ve Süddî ise çocukla ilişkilendirmiştir. Ayrıca 'in' edatının Kur'an'da genellikle inkâr bildirdiği belirtilmiştir.
قال ابن أبي نجيح عن مجاهد يعني من عندنا يقول وما خلقنا جنة ولا نارا ولا موتا ولا بعثا ولا حسابا وقال الحسن وقتادة وغيرهما اللهو المرأة بلسان أهل اليمن وقال إبراهيم النخعي من الحور العين وقال عكرمة والسدي المراد باللهو ههنا الولد
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre gökler, yer ve ikisi arasındaki varlıklar oyun ve eğlence amacıyla değil, çeşit çeşit hikmetli sanat eserleriyle dolu olarak, ibret alanlar için görülüp düşünülsün, kullar dünya ve ahiret işlerini düzene koysunlar diye yaratılmıştır. Bu nedenle insanların bu yaratılmışlar aracılığıyla kemale ulaşmaya çalışması, süslerine kapılıp aldanmaması gerekir, çünkü bunlar çabucak yok olucudur. Eğer bir eğlence edinmek istenseydi bu, Allah'ın kudreti gereği ve O'nun makamına yakışan mücerred şeylerden olurdu, insanların yaptığı gibi cisimlerden ve cirimlerden olmazdı; 'lehv' kelimesinin Yemen lehçesinde 'evlat' anlamına geldiği, bazılarına göre de 'zevce' anlamına geldiği ve bununla Hristiyanlara reddiyede bulunulduğu da nakledilmiştir.
وإنما خلقناها مشحونة بضروب البدائع تبصرة للنظار وتذكرة لذوي الاعتبار وتسببا لما ينتظم به أمور العباد في المعاش والمعاد، فينبغي أن يتسلقوا بها إلى تحصيل الكمال ولا يغتروا بزخارفها فإنها سريعة الزوال.
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre ayet, Allah'ın eğlence/oyun edinmeyi dilemediğini ve yapmadığını, buna muktedir olmakla birlikte bunu fiilen gerçekleştirmediğini beyan etmektedir. Ayrıca 'lehv' kelimesine dair farklı görüşler nakledilmekte; Yemen lehçesinde çocuk, ya da eş anlamına geldiği, yahut 'ledünnâ' ifadesinin insanlardan değil meleklerden olduğunu belirterek Mesih ve Uzeyr'in Allah'ın çocuğu olduğunu iddia edenlere reddiye niteliği taşıdığı aktarılmaktadır.
وقيل : اللهو الولد بلغة اليمن وقيل : المرأة
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler 'lehv' kelimesinin farklı anlamlara gelebileceğini (kadın/zevce, çocuk, cima, hûri gibi) nakleder ve bu anlam çeşitliliğini Yemen lehçesine dayandırır. Ayrıca hepsi ayeti, Allah'a eş veya çocuk isnadını reddeden bir bağlamda okur; müşriklerin veya Hristiyanların Meryem-İsa, melekler ya da putlar konusundaki iddialarına bir cevap olarak görürler.
Unterschiede
Taberî ve İbn Kesîr daha çok rivayet malzemesini bir araya getirmekle yetinirken, Kurtubî bunlara ek olarak kelamî bir istidlal (çocuk edinmenin cennet-cehennem-hesap düzenini bozacağı) ekler. Beydâvî ise dil tahlilini aşarak yaratılışın hikmet ve amaç taşıdığına dair felsefi-kelamî bir çerçeve sunar; Râzî ise 'ledünnâ' ifadesinin meleklere işaret ettiğini vurgulayarak farklı bir nüans katar. Bu farklar, tefsir okulları arasındaki yöntem farkını (rivayet ağırlıklı vs. dirayet/kelam ağırlıklı) yansıtır.
Historischer Kontext
Erken dönem müfessirler (Taberî, İbn Kesîr) sahabe ve tabiin rivayetlerini aktarmayı öncelerken, sonraki dönem müfessirleri (Kurtubî, Beydâvî, Râzî) bu rivayetlere dil analizi ve kelamî istidlalleri ekleyerek yorumu derinleştirmiştir. Temel mesaj -Allah'a eş ve çocuk nispetinin reddi- tüm dönemlerde sabit kalmış, sadece izah yöntemleri ve vurgular zamanla çeşitlenmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet, evrenin ve içindekilerin amaçsız bir oyun olmadığı, aksine hikmetli bir düzen taşıdığı fikrini hatırlatır ki bu, ilim ile iman arasındaki uyumu düşünmeye kapı aralar. Ayrıca yaratılışa dair bu bilinç, insanın dünya nimetlerine geçici bir süsten ibaret olarak bakıp asıl gayesini unutmaması, sabır ve ihlasla hayatını anlamlı kılması için bir teşvik olarak okunabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben