“Und den geschiedenen Frauen steht eine Abfindung in rechtlicher Weise zu - eine Pflicht für die Gottesfürchtigen.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî, ayette geçen 'her boşanmış kadın için müt'a vardır' ifadesinin, daha önceki ayetlerde zikredilen mehir kesilmemiş ve zifafa girilmemiş kadınlarla sınırlı olmayıp, zifaf öncesi veya sonrası tüm boşanmış kadınları kapsadığını savunur. Kendisi bu ayetin, diğer müt'a ayetlerinde eksik kalan bir hükmü tamamlamak üzere indiğini, yani genel bir kural koyduğunu belirtir. Sadece dul (zifafa girilmiş) kadınlara özgü olduğu görüşünü reddedip Said b. Cübeyr'in görüşünü tercih eder.
والصواب من القول في ذلك ما قاله سعيد بن جبير، من أن الله تعالى ذكره. أنزلها دليلا لعباده على أن لكل مطلقة متعة؛ لأن الله تعالى ذكره ذكر في سائر آي القرآن التي فيها ذكر متعة النساء خصوصا من النساء
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre 241. ayette geçen 'متاع' kelimesi 'müt'a' anlamına gelmekte olup, ayetin zâhiri tüm boşanmış kadınlar için müt'anın vacip olduğunu gerektirmektedir. Bu görüşü Said b. Cübeyr, Ebu'l-Âliye ve Zührî benimseyerek ayetin zahirine tutunmuş ve müt'ayı bütün mutallakalar için farz görmüşlerdir. Şâfiî ise bunu, mehri belirlenmiş ve kendisiyle cinsel birleşme gerçekleşmemiş kadın hariç, her mutallaka için geçerli saymıştır.
أحدهما : أنه هو المتعة ، فظاهر هذه الآية يقتضي وجوب هذه المتعة لكل المطلقات ، فمن الناس من تمسك بظاهر هذه الآية وأوجب المتعة لجميع المطلقات ، وهو قول سعيد بن جبير وأبي العالية والزهري قال الشافعي رحمه الله تعالى : لكل مطلقة إلا المطلقة التي فرض لها مهر ولم يوجد في حقها المسيس
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr, bazı âlimlerin bu ayeti delil alarak boşanan her kadın için -mehri belirlenmiş olsun olmasın, zifaf öncesi veya sonrası boşanmış olsun- mut'a verilmesinin vacip olduğuna hükmettiklerini nakleder. Bu görüşün Şafiî'nin bir kavli olduğunu, Said b. Cübeyr ve selef âlimlerinden bazılarının da bu görüşte olduğunu ve İbn Cerîr'in de bunu tercih ettiğini belirtir. Buna karşılık mut'ayı genel olarak vacip görmeyenlerin ise bu genel hükmü başka bir ayetin mefhumuyla tahsis ettiklerini aktarır.
وقد استدل بهذه الآية من ذهب من العلماء إلى وجوب المتعة لكل مطلقة سواء كانت مفوضة أو مفروضا لها أو مطلقة قبل المسيس أو مدخولا بها وهو قول عن الشافعي رحمه الله وإليه ذهب سعيد بن جبير وغيره من السلف واختاره ابن جرير
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre bu ayet, daha önce sadece bir grup boşanmış kadın için vacip kılınan mut'a hakkını genelleştirerek bütün boşanmış kadınlara ispat etmektedir. Bazı âlimler bunu her boşanmış kadın için vacip sayarken, bazıları vacip ve müstehab mut'ayı kapsayacak şekilde yorumlamış, bir kısmı ise metaı iddet nafakası olarak anlamıştır. Ayetin tekrarının ya ahd lamı ile ya da önceki hükmün tekrarını vurgulamak amacıyla geldiği belirtilmiştir.
أثبت المتعة للمطلقات جميعا بعد ما أوجبها لواحدة منهن، وإفراد بعض العام بالحكم لا يخصصه إلا إذا جوزنا تخصيص المنطوق بالمفهوم ولذلك أوجبها ابن جبير لكل مطلقة، وأول غيره بما يعم التمتيع الواجب والمستحب.
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Dört müfessir de ayetin 'her boşanmış kadın için müt'a vardır' ifadesini merkeze alır ve Said b. Cübeyr'in görüşüyle bağlantılı olarak bu hükmün mehri kesilmiş/kesilmemiş, zifafa girilmiş/girilmemiş tüm boşanmış kadınları kapsayacak şekilde genel bir kural olduğu görüşünü aktarır. Taberî, İbn Kesîr ve Beydâvî bu genelleme görüşünü Şâfiî'nin bir kavli ve selef alimlerinin (Ebu'l-Âliye, Zührî) görüşü olarak nakleder ve bunun karşısında sınırlayıcı/tahsis edici görüşlerin de var olduğunu belirtir.
Unterschiede
Taberî sınırlayıcı görüşü açıkça reddederek genel okumayı tercih eder; Râzî ise taraf tutmadan zahir lafza dayalı genel görüşü ile Şâfiî'nin şartlı görüşünü yan yana sunar. İbn Kesîr, genelleme görüşünü nakletmekle birlikte karşı görüşün başka bir ayetin mefhumuyla tahsis yaptığını da aktararak dengeli bir sunum yapar. Beydâvî ise meseleyi biraz daha genişletip metaın vacip mi müstehab mı olduğu, hatta iddet nafakası olarak anlaşılıp anlaşılamayacağı gibi ek yorum katmanları ekler; bu farklar büyük ölçüde fıkhi ekol ve yöntem (rivayet ağırlıklı/dil-belağat ağırlıklı) farkından kaynaklanır.
Historischer Kontext
En eski müfessir Taberî'den en yeni müfessir Beydâvî'ye kadar temel tartışma konusu (müt'anın genel mi özel mi olduğu) sabit kalmış, fakat zamanla mesele daha sistematik fıkhi kategorilere (vacip/müstehab, has/âm, mantuk/mefhum) oturtularak incelenmiştir. İbn Kesîr ve Beydâvî'nin, önceki nakilleri özetleyip farklı görüşleri sınıflandırma çabası, tefsir birikiminin olgunlaşmasının bir yansımasıdır.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet çerçevesinde aktarılan tartışma, boşanma sonrasında tarafların birbirine karşı vicdani ve insani bir sorumluluk taşıdığı fikrini hatırlatabilir; bu da aile içi ilişkilerde adaleti ve iyiliği elden bırakmama çabası olarak günümüzde de anlam kazanabilir. Farklı müfessirlerin aynı ayetten farklı hükümler çıkarabilmesi, ilmi çoğulculuğun ve saygılı diyalog kültürünün İslam düşünce tarihinde köklü bir yer tuttuğunu gösterir. Bu da bugün farklı görüşlere karşı hoşgörülü ve yapıcı bir tutum geliştirmek için ilham verici bir örnek olabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben