تَكَادُ ٱلسَّمَٰوَٰتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْهُ وَتَنشَقُّ ٱلْأَرْضُ وَتَخِرُّ ٱلْجِبَالُ هَدًّا
“Beinahe brechen davon die Himmel auseinander, und (beinahe) spaltet sich die Erde, und (beinahe) stürzen die Berge in Trümmern zusammen,” — Bubenheim & Elyas
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre bu ayette meleklerin yerdekiler için istiğfar etmesi iki yönden anlaşılabilir: birincisi göklerin ve meleklerin Allah'ın azameti ve celaline duydukları saygıdan çatlayacak gibi olması bağlamında meleklerin yeryüzündekilere O'nun gazabından korkarak istiğfar etmeleridir. İkincisi ise göklerin müşriklerin söylediği o çirkin söz karşısında çatlayacak gibi olması bağlamında, meleklerin Allah'ı tenzih edip hamd ederek, yeryüzündeki mü'minlerin -o sözden ve söyleyenlerinden uzak duranların- bağışlanmasını istemeleri veya Allah'ın yeryüzündekilere karşı hilm göstermesini, onlardaki maslahatları bildikleri, yaratılmışların kurtuluşuna düşkün oldukları ve kâfir ile fasıkların tövbe etmesini umdukları için, cezada acele etmemesini talep etmeleridir.
أما على أحدهما فكأنه قيل : تكاد السماوات ينفطرن هيبة من جلاله واحتشاما من كبريائه ، والملائكة الذين هم ملء السبع الطباق وحافون حول العرش صفوفا بعد صفوف يداومون خضوعا لعظمته على عبادته وتسبيحه وتحميده ، ويستغفرن لمن في الأرض خوفا عليهم من سطواته
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre âyette geçen ifade, gökyüzünün parçalanması, yerin yarılması ve dağların yıkılıp düşmesiyle ilgilidir; kelime 'hedden' olarak masdar, hal (mehdûde) veya sebep bildiren mef'ûlün lieclih olarak yorumlanabilir. Allah'a çocuk nispet etme sözünün göklerin çatlaması, yerin yarılması ve dağların çökmesine nasıl etki edeceği sorusuna karşılık, Râzî bunun Allah'ın bu iddiaya karşı gazabının bir ifadesi olduğunu, eğer O'nun hilmi ve cezada acele etmemesi olmasaydı bu felaketlerin gerçekten vuku bulacağı anlamına geldiğini belirtir.
أن الله سبحانه وتعالى يقول أفعل هذا بالسموات والأرض والجبال عند وجود هذه الكلمة غضبا مني على من تفوه بها لولا حلمي وأني لا أعجل بالعقوبة
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre 'yetefattarne' ifadesi göklerin şiddetli bir sesle çatlayıp parçalanmasını ifade eder; İbn Abbas bunu göklerin birbirinin üstünde -müşriklerin Allah'a çocuk isnat etmesinden dolayı- çatlaması olarak açıklarken, Dahhak ve Süddî bunu Allah'ın azamet ve celalinden dolayı yarılma şeklinde yorumlamıştır. Ayrıca 'hedden' kelimesinin yıkılma, çökme ve şiddetli çatırtı anlamına geldiği dilcilerin görüşleriyle desteklenmiştir.
وقال بن عباس : تكاد السماوات يتفطرن أي تكاد كل واحدة منها تنفطر فوق التي تليها من قول المشركين : اتخذ الله ولدا وقال الضحاك والسدي : يتفطرن أي يتشققن من عظمة الله وجلاله فوقهن
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr, ayetteki 'hedd' kelimesinin dağların üst üste yıkılması, çökmesi anlamına geldiğini aktarır; İbn Abbas'ın 'hedm' (yıkım), Said b. Cübeyr'in ise dağların birbiri üstüne art arda çökmesi şeklinde açıkladığını nakleder. Ayrıca Avn b. Abdullah'tan gelen bir rivayeti aktararak dağların Allah'ı zikreden kişiye şahitlik ettiğine, kişinin adıyla çağrılıp o gün zikir yapıp yapmadığının sorulduğuna dair bir haber zikreder.
قال ابن عباس هدما وقال سعيد بن جبير هدا ينكسر بعضها على بعض متتابعات
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre 'Rahman çocuk edindi' sözü, insanlar arasında söylenegelen bir iddia olduğundan onlara nispet edilmesi caizdir. 'Şiyen iddâ' ifadesi iltifat üslubuyla gelmiş olup bu, kınamada mübalağa ve Allah'a karşı cüretkarlıklarını tescil etmek içindir. Göklerin çatlaması, yerin yarılması ve dağların yıkılması ise bu sözün dehşetinin, eğer hissedilir bir surete büründürülseydi bu büyük cisimlerin buna dayanamayacağı derecede büyük olduğunu; ya da bu sözün öyle çirkin olduğunu ki Allah'ın hilmi olmasaydı bu söze karşı gazabından âlemin harap olacağını ifade eder.
لقد جئتم شيئا إدا على الالتفات للمبالغة في الذم والتسجيل عليهم بالجراءة على الله تعالى، والإد بالفتح والكسر العظيم المنكر
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ifade, yerin neredeyse yarılıp parçalanacağını ve dağların birbiri üzerine yıkılıp çökeceğini anlatmaktadır. 'Hedd' kelimesi çökme/yıkılma anlamına gelen bir mastardır. İbn Abbas'tan gelen rivayetlerle bu anlam desteklenmekte, ayrıca İbn Zeyd'den bu tepkinin Allah için duyulan bir öfke olduğu ve müşriklere tevbe çağrısı yapıldığı aktarılmaktadır.
والهد: السقوط، وهو مصدر هددت، فأنا أهد هدا
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler ayetin, Allah'a çocuk nispet etme sözünün son derece ağır bir iddia olduğunu, göklerin çatlaması, yerin yarılması ve dağların yıkılmasının bu sözün büyüklüğüne/çirkinliğine karşı sembolik veya gerçek bir tepki olduğunu kabul eder. 'Hedd' kelimesinin çökme, yıkılma anlamına geldiği dil tahlili ile de ortak bir zemindir. Ayrıca birçoğu bunu Allah'ın hilm ve gazabı arasındaki dengeyle ilişkilendirir.
Unterschiede
Zemahşerî ve Beydâvî belâgat ve iltifat sanatı üzerinden meleklerin istiğfarını hilm-gazap dengesiyle açıklarken, Taberî, Kurtubî ve İbn Kesîr daha çok rivayet tefsirine (İbn Abbas, Dahhak, Süddî, Said b. Cübeyr) dayanarak olayın fiziksel/kozmik boyutunu öne çıkarır. Râzî ise akli-kelamî bir soru-cevap yöntemiyle 'hedden'in dilbilimsel işlevini (masdar, hal, sebep) tartışarak meseleyi daha çok mantıksal çıkarım düzeyinde ele alır. Bu farklar, müfessirlerin ekol farkından (belâgat/kelam ağırlıklı veya rivayet ağırlıklı tefsir yöntemi) kaynaklanmaktadır.
Historischer Kontext
Taberî'den (erken dönem rivayet tefsiri) Beydâvî'ye (daha sonraki dönem belâgat ve özet tefsir) uzanan süreçte, ayetin temel anlamı -şirk sözünün büyüklüğü ve kozmik tepkisi- sabit kalırken, yöntem rivayetten dilbilimsel/kelamî analize doğru evrilmiştir. Sonraki müfessirler öncekilerin rivayetlerini koruyarak üzerine belâgat ve akli izahlar eklemiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet, söylenen sözün ağırlığının sadece dille sınırlı kalmayıp bir bütün olarak varlığı etkileyebilecek kadar ciddi olduğunu hatırlatır; bu da günümüzde söz ve düşüncede ihtiyat, saygı ve ihlas bilincine bir çağrı olarak okunabilir. Aynı zamanda Allah'ın hilminin öne çıkarılması, toplumsal ilişkilerde sabır ve hoşgörüyle yaklaşmanın, hemen tepki vermek yerine düşünüp değerlendirmenin bir örneği olarak düşünülebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben