فَوَرَبِّكَ لَنَحْشُرَنَّهُمْ وَٱلشَّيَٰطِينَ ثُمَّ لَنُحْضِرَنَّهُمْ حَوْلَ جَهَنَّمَ جِثِيًّا
“Bei deinem Herrn, Wir werden sie ganz gewiß versammeln, (sie) und die Satane. Hierauf werden Wir sie ganz gewiß rings um die Hölle herum auf den Knien herbeibringen.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî bu ayeti, Hz. Peygamber'e hitaben Allah'ın öldükten sonra dirilmeyi inkar edenleri ve onların şeytan dostlarını kıyamet günü diz üstü çökmüş halde bir araya toplayacağını bildiren bir yemin ifadesi olarak açıklar. 'Cisiyy' kelimesinin 'câsî' kelimesinin çoğulu olduğunu ve İbn Abbas'a göre 'diz üstü çökmüş oturanlar' anlamına geldiğini belirtir.
فوربك يا محمد لنحشرن هؤلاء القائلين: أئذا متنا لسوف نخرج أحياء يوم القيامة من قبورهم، مقرنين بأوليائهم من الشياطين والجثي: جمع الجاثي
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metin, ayetteki yeminin faydasını iki noktada açıklar: birincisi haberi te'kid etmenin âdet olması, ikincisi Allah'ın kendi adını Rasulünün adına izafe ederek yemin etmesinin onun şanını yüceltmesi, tıpkı gök ve yerin şanının yükseltilmesi gibi. Ayrıca cehenneme sokulmadan önce insanların en zelil bir vaziyette, diz üstü çökmüş halde (cüsiyyen) toplanacağı belirtilir; çünkü diz üstü çöken kişinin sureti ya zillet ya da acziyet sahibi kişinin suretidir.
أحدهما : أن العادة جارية بتأكيد الخبر باليمين . والثاني : أن في إقسام الله تعالى باسمه مضافا إلى اسم رسوله صلى الله عليه وسلم تفخيم لشأنه صلى الله عليه وسلم ورفع منه كما رفع من شأن السماء والأرض
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî bu ayette kâfirlerin şeytanlarla birlikte cehennem etrafında diz üstü çökmüş halde toplanacağını aktarır. 'Cüsiyyen' kelimesinin hem gerçek anlamda dizler üzerinde çökme (şiddetli durumdan ayakta duramama) hem de topluluklar/gruplar anlamına gelebileceğini, farklı âlimlerin görüşlerini sıralayarak nakleder. Ayrıca 'vürûd' (ateşe varma/dokunma) kavramının müminler için selametle geçiş, kâfirler için gerçek girişle azap olacağı şeklindeki yorumları da aktarır.
وقال بن عباس : ( جثيا ) جماعات وقال مقاتل : جمعا جمعا وهو على هذا التأويل جمع جثوة وجثوة وجثوة ثلاث لغات وهي الحجارة المجموعة والتراب المجموع فأهل الخمر على حدة وأهل الزنى على حدة
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre metinde geçen ilgili ifade 'kuûden' (oturarak) anlamındadır; İbn Abbas'tan nakledilen bu görüş, ayetteki kelimenin bu şekilde anlaşılması gerektiğini belirtir.
قال العوفي عن ابن عباس يعني قعودا كقوله
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre Allah, Peygamber'e nispet ederek yemin etmiş ve kâfirlerin kendilerini saptıran şeytanlarla birlikte, her biri kendi şeytanına zincirlenmiş halde haşredileceğini bildirmiştir. Bunlar cehennemin çevresinde diz üstü çökmüş (câsiye/cüsiyye) halde durdurulacak; bu durum ya hesap öncesi bekleme yerinin gereği, ya dehşetten kaynaklanan bir çöküş, ya da zillet göstermek amacıyla sürüklenerek getirilmelerindendir. Böylece mutlu kimseler kurtuluşlarını görüp sevinç duyacak, bedbaht olanlar ise hem azaplarını hem de mutluların kendilerinden ayrılıp sevap yurduna gitmesinin verdiği kahrı yaşayacaktır.
أقسم باسمه تعالى مضافا إلى نبيه تحقيقا للأمر وتفخيما لشأن رسول الله صلى الله عليه وسلم. والشياطين عطف أو مفعول معه لما روي أن الكفرة يحشرون مع قرنائهم من الشياطين الذين أغووهم كل مع شيطانه في سلسلة
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre kâfirler haşirde kendilerini azdıran şeytan karînleriyle birlikte, her biri bir şeytanla zincirde eşleşmiş halde toplanacaktır. Ayrıca müşrikler ve müminlerin haşir yerinde ayrılmayıp beraber getirilmelerinin sebebi, mutlu olanların Allah'ın kendilerini kurtardığı halleri görüp sevinçlerinin artmasıdır. Süleyman kıssasıyla ilgili olarak da 'asfâd' kelimesinin bağ/kayıt anlamına geldiği, azgın şeytanların terbiye ve fesattan alıkoymak için zincirlerle bağlandığı belirtilir.
يقرن كل كافر مع شيطان في سلسلة
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler ayetin, kâfirlerin/inkarcıların kıyamet günü şeytan dostlarıyla birlikte cehennem etrafında 'cüsiyyen/cisiyyen' halde (diz üstü çökmüş veya oturur vaziyette) toplanacağını bildirdiği konusunda birleşir. Bu durumun bir zillet, acziyet veya dehşet göstergesi olduğu ortak vurgudur; İbn Abbas'a dayanan rivayet birçoğunda referans noktasıdır.
Unterschiede
Taberî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı kısa açıklamalarla yetinirken (İbn Kesîr kelimeyi 'oturarak' şeklinde anlar), Râzî ve Beydâvî kelimenin belâgat ve psikolojik/manevî boyutuna (zillet, acziyet, dehşet) daha derin dilbilimsel çözümlemelerle yaklaşır. Kurtubî hem dil hem rivayet malzemesini geniş biçimde bir araya toplayarak farklı ihtimalleri (gerçek diz çökme/topluluk anlamı) sıralar. Zemahşerî ise şeytanlarla zincirlenme temasını öne çıkarıp müşrik-mümin birlikte haşrinin hikmetini (mutluların sevincinin artması) vurgular; bu fark, dilbilimci kimliğinin bağlamsal-amaçsal okumaya yönelmesinden kaynaklanır.
Historischer Kontext
Erken dönem müfessirler (Taberî, İbn Kesîr) sahâbe rivayetine dayanarak sözcüğün anlamını sabitlemeye çalışırken, sonraki dönem müfessirleri (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî, Kurtubî) rivayet malzemesini korumakla birlikte dilbilimsel ve belâgat temelli yorumları genişletmiş, ayetin anlam katmanlarını (zillet, dehşet, sevinç-keder tezadı) daha sistematik işlemişlerdir. Temel anlam çerçevesi dönemler boyunca değişmemiş, yorumun derinliği ve gerekçelendirme biçimi zenginleşmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet, insanın büyüklenme ve gaflet içinde geçirdiği bir hayatın ardından hesap gününde acziyetle yüzleşeceği fikrini hatırlatarak, günlük hayatta tevazu ve sorumluluk bilincini teşvik edebilir. Şeytan-insan beraberliği teması, kişinin kendi zaaflarına karşı uyanık olması ve yapıcı, ihlaslı bir tutum geliştirmesi için bir düşünme fırsatı sunar. Bu okuma, ilim ile mânevi öz-eleştiri arasında bir denge kurma çabasına ihtiyatlı bir örnek olabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben