Bu müfessire göre metinde geçen iki dağ, Ermenistan ve Azerbaycan tarafında bulunan iki dağdır. Bu bilgi İbn Abbas'a dayandırılan bir rivayet aracılığıyla aktarılmaktadır.
وهما جبلان من قبل أرمينية وأذربيجان روى عطاء الخرساني عن بن عباسثُمَّ أَتْبَعَ سَبَبًا
“Hierauf verfolgte er einen Weg,” — Bubenheim & Elyas
Bu müfessire göre metinde geçen iki dağ, Ermenistan ve Azerbaycan tarafında bulunan iki dağdır. Bu bilgi İbn Abbas'a dayandırılan bir rivayet aracılığıyla aktarılmaktadır.
وهما جبلان من قبل أرمينية وأذربيجان روى عطاء الخرساني عن بن عباسBeydâvî'ye göre 'üçüncü bir yol' takip edilmiş, doğu ve batı arasında güneyden kuzeye doğru uzanan bu yol ile iki dağ arasına ulaşılmıştır; bu iki dağ Ermenistan ve Azerbaycan dağları olabileceği gibi, Türk topraklarının kuzey ucunda bulunan ve ardında Ye'cûc ve Me'cûc'un yaşadığı yüksek dağlar da olabilir. Orada karşılaşılan kavmin, dillerinin garipliği ve anlayışlarının kıtlığı nedeniyle söz anlamakta zorlandığı belirtilir; kırâat farkına göre bu durum ya söyleneni anlamamaları ya da kekemelik/dil bozukluğu yüzünden kendi konuşmalarını başkalarına anlatamamaları şeklinde yorumlanabilir.
وجد من دونهما قوما لا يكادون يفقهون قولا لغرابة لغتهم وقلة فطنتهم. وقرأ حمزة والكساء «لا يفقهون» أي لا يفهمون السامع كلامهم ولا يبينونه لتلعثمهم فيه.Gemeinsamkeiten
Her iki müfessir de sözü edilen iki dağın Ermenistan ve Azerbaycan taraflarındaki dağlar olabileceği görüşünü paylaşır; bu noktada Kurtubî'nin rivayete dayalı tespiti Beydâvî tarafından da bir ihtimal olarak kabul edilir.
Unterschiede
Kurtubî tek bir rivayete (İbn Abbas'tan Atâ el-Horasânî yoluyla) dayanarak coğrafi tespiti nakletmekle sınırlı kalırken, Beydâvî bu rivayeti bir ihtimal olarak sunup buna ek olarak Türk topraklarının kuzeyindeki Ye'cûc-Me'cûc'la ilişkilendirilen dağları da alternatif olarak zikreder. Ayrıca Beydâvî, kırâat farklarına dayanarak karşılaşılan kavmin dil sorununu iki farklı şekilde (anlamama veya kendini anlatamama) yorumlayarak dilbilimsel/belâgat temelli bir katman ekler; bu, Kurtubî'nin rivayet ağırlıklı yaklaşımından farklı bir yöntemdir.
Historischer Kontext
Kurtubî'nin daha çok rivayet nakline dayanan yaklaşımı, klasik tefsir geleneğinin erken dönem eğilimini yansıtır; Beydâvî ise bu rivayet birikimini kullanmakla birlikte dil, kırâat ve coğrafya bilgisini birleştiren daha sentezleyici bir yöntem izler. Bu, zaman içinde tefsir faaliyetinin sadece rivayet nakli olmaktan çıkıp dilbilimsel ve coğrafi analizle desteklenen çok katmanlı bir çalışmaya dönüştüğünü gösterir.
Bu karşılaştırma, farklı bilgi birikimlerini (rivayet, dil, coğrafya) bir arada değerlendirmenin ilim ve iman arasında nasıl bir uyum kurabileceğine dair bir örnek sunar. Farklı dil ve anlayışa sahip toplulukların anlaşma çabası, günümüzde de hoşgörü ve diyalog yoluyla karşılıklı anlayışın önemine dikkat çekebilir. Ayrıca bilinmeyen coğrafyalar ve topluluklar üzerine ihtiyatla, kesin hüküm vermeden düşünmek, ilmî mütevazılığın bir yansıması olarak görülebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben