وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِـَٔادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ قَالَ ءَأَسْجُدُ لِمَنْ خَلَقْتَ طِينًا
“Und als Wir zu den Engeln sagten: "Werft euch vor Adam nieder." Da warfen sie sich nieder, außer Iblis. Er sagte: "Soll ich mich vor jemandem niederwerfen, den Du aus Lehm erschaffen hast?"” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre âyette geçen ifade, İblis'in kendisini topraktan yaratılan Âdem'e karşı ateşten yaratılmış olmasıyla övünmesini anlatır; 'min' harfinin hazfedilmesiyle fiil doğrudan mansub olarak gelmiştir. Ayrıca İbn Abbas'tan gelen bir rivayete göre Allah İblis'i yeryüzüne gönderip topraktan hem tatlı hem tuzlu kısımlarını aldırmış, Âdem bu karışımdan yaratılmıştır; tatlı topraktan yaratılanlar mutluluğa, tuzlu topraktan yaratılanlar ise şekavete varır. Âdem isminin de yeryüzünün üstünden (edîmü'l-ard) alınmasından geldiği belirtilir.
بعث رب العزة تبارك وتعالى إبليس، فأخذ من أديم الأرض، من عذبها وملحها، فخلق منه آدم، فكل شيء خلق من عذبها فهو صائر إلى السعادة وإن كان ابن كافرين، وكل شيء خلقه من ملحها فهو صائر إلى الشقاوة وإن كان ابن نبيين
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metinde Râzî, İblis'in Allah'ı bilip tanıdığını, ancak kibir ve haset sebebiyle küfre düştüğünü, bir kısım âlimlerin ise İblis'in Allah'ı hiç tanımadığını söylediğini aktarır. Ayrıca ayetin İblis'ten bir tür fiil (secde etmemesi) ve iki tür söz naklettiğini belirtir; secde etmemesinin sebebi kendi aslının Âdem'in aslından daha şerefli olduğunu düşünmesi ve şereflinin aşağı olana hizmet etmesinin akılca kabih görülmesidir.
دلت هذه الآيات على أن إبليس كان عارفا بربه ، إلا أنه وقع في الكفر بسبب الكبر والحسد ، ومنهم من أنكر وقال ما عرف الله البتة
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre metinde geçen ifade 'çamurdan' anlamına gelmektedir ve buradaki soru bir inkâr/kınama sorusudur (istifham-ı inkârî), yani gerçek bir bilgi talebi değildir. Kurtubî, Âdem'in yaratılışı konusundaki ayrıntılı açıklamayı daha önce Bakara ve En'âm sûrelerinde verdiğini belirterek burada tekrara girmemektedir.
أي من طين وهذا استفهام إنكار وقد تقدم القول في خلق آدم في البقرة والأنعام مستوفى
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr bu ayeti açıklarken, konunun benzer şekilde ele alındığı başka bir ayete atıfta bulunmaktadır; yani söz konusu husus Kur'an'ın başka bir yerinde de aynı minvalde geçmektedir.
كما قال في الآية الأخرى
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre İblis'in 'kerrahtin' ile 'nen'a hâksını insanların çoğunu ayartıp saptıracağına dair yemin niteliğinde bir söz söylediği belirtilir. Bu ayartmanın kolay olacağını ya meleklerin 'yeryüzünde bozgunculuk yapacak birini mi yaratacaksın' sözünden çıkardığı, ya da insanı vehim, şehvet ve gazap sahibi olarak yaratılmış görmesinden sezgiyle anladığı ifade edilir. Ayrıca 'أأسجد لمن خلقت طينا' ifadesindeki gramer yapısının, İblis'in secde etmeyi reddetme gerekçesine (insanın çamurdan yaratılmış olmasına) işaret ettiği açıklanır.
وإنما علم أن ذلك يتسهل له إما استنباطا من قول الملائكة أتجعل فيها من يفسد فيها مع التقرير، أو تفرسا من خلقه ذا وهم وشهوة وغضب
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Müfessirlerin çoğu ayetteki soru/ifadenin İblis'in secde etmemesiyle ilgili olduğunu ve bunun arka planında Âdem'in çamur/topraktan yaratılmış olması meselesinin yattığını kabul eder. Ayrıca dil ve belağat tahliline (i'rab, hazf, istifhamın anlamı) başvurmak ortak yöntemsel bir zemin oluşturur; Kurtubî, İbn Kesîr ve kısmen Beydâvî bağlamsal okumayı (başka ayetlerle veya sûrelerle ilişkilendirme) da kullanır.
Unterschiede
Taberî dil tahlilinin yanına İbn Abbas'tan nakledilen, toprağın tatlı-tuzlu karışımıyla insan mizacının açıklandığı rivayet temelli bir anlatı ekler; bu daha erken dönem tefsir geleneğinin rivayet ağırlıklı yapısını yansıtır. Râzî ise meseleyi akli-kelamî bir çerçeveye taşıyarak İblis'in Allah'ı tanıyıp tanımadığı, kibir-haset psikolojisi ve şereflinin aşağı olana hizmetinin akılca uygunsuzluğu gibi felsefi tartışmalara girer. Kurtubî ve İbn Kesîr ise daha çok özet ve atıf temelli bir tutum sergileyip ayrıntılı yorumu başka sûrelere havale ederler; bu, tekrardan kaçınma ve Kur'an'ı Kur'an'la açıklama yöntemine işaret eder. Beydâvî ise gramer analizini İblis'in ayartma stratejisiyle (yemin, sezgi, meleklerin sözünden çıkarım) ilişkilendirerek daha sentezci bir yaklaşım sunar.
Historischer Kontext
En eski müfessir olan Taberî'de rivayet ağırlıklı, İsrailiyat izleri taşıyan bir anlatı biçimi görülürken, Râzî ile birlikte kelam ve akli istidlalin devreye girdiği daha felsefi bir okuma belirginleşir. Kurtubî ve İbn Kesîr'de ise tefsir birikiminin yoğunlaşmasıyla özetleyici, atıf yapan ve tekrardan kaçınan bir yöntem öne çıkar. Beydâvî'de dilbilimsel incelik ile bağlamsal okumanın dengeli bir sentezi görülür; böylece süreç içinde rivayetten akla, oradan da sentetik bir dilbilimsel-bağlamsal yaklaşıma doğru bir seyir izlenebilir, ancak temel mesele (İblis'in kibri ve secde etmemesi) sabit kalmıştır.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, kibrin ve kendini üstün görmenin -aslı ne olursa olsun- hizmet etmeyi ve dayanışmayı zorlaştırdığını hatırlatır; bu da toplumsal ilişkilerde alçakgönüllülüğün ve karşılıklı saygının önemine işaret edebilir. Ayrıca müfessirlerin dil, akıl ve rivayeti birlikte kullanması, ilim ile iman arasındaki uyumlu bir düşünme tarzının örneğini sunar. Farklı yorum tarzlarının bir arada aktarılması, aynı metne dair çeşitli bakış açılarına açık olmanın ve hoşgörülü bir okuma kültürünün değerine dair ihtiyatlı bir çağrışım taşıyabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben