يَوْمَ يَدْعُوكُمْ فَتَسْتَجِيبُونَ بِحَمْدِهِۦ وَتَظُنُّونَ إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا قَلِيلًا
“Am Tag, da Er euch rufen wird und da ihr mit Seinem Lob antworten und meinen werdet, ihr hättet nur ein wenig verweilt."” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre 'بأمره' ifadesi hakkında farklı görüşler nakledilmiştir; İbn Abbas ve İbn Cüreyc bunu Allah'ın emri ile diriltme olarak yorumlarken, Katâde bunu Allah'ı bilme ve O'na itaat etme şeklinde açıklamıştır. Taberî ise en doğru görüşün, insanların kabirlerinden Allah'a O'nun kudreti ve çağrısıyla icabet edecekleri, ve her halükârda hamdin Allah'a ait olduğu şeklinde anlaşılması gerektiğini belirtmiştir.
وأولى الأقوال في ذلك بالصواب أن يقال: معناه: فتستجيبون لله من قبوركم بقدرته، ودعائه إياكم. ولله الحمد في كل حال
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre ayetteki 'çağırma' ve 'icabet etme' mecazi kullanımlardır; asıl anlam Allah'ın insanları diriltip haşredeceği ve onların da hiçbir direniş göstermeksizin itaatle bu diriltmeye uyacaklarıdır. 'Bihamdihî' ifadesi ise onların bu boyun eğişlerindeki mübalağayı ifade eden bir haldir; sanki zor bir işe zorlanan biri gibi önce direnip sonra rıza ile, hatta hamd ederek teslim olma durumuna benzetilmiştir. Ayrıca Said b. Cübeyr ve Katade'den nakledilen rivayetlere göre, insanlar kabirden kalkarken başlarındaki toprağı silkerken 'Sübhanek Allahümme ve bihamdik' diyecekler ve dünyadaki kalış sürelerini kıyametin dehşeti karşısında çok kısa (bir gün veya bir günün bir parçası) gibi hissedeceklerdir.
والدعاء والاستجابة كلاهما مجاز . والمعنى : يوم يبعثكم فتنبعثون مطاوعين منقادين لا تمتنعون . وقوله { بحمده } حال منهم ، أي حامدين ، وهي مبالغة في انقيادهم للبعث
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Râzî, ayetteki 'bi-hamdihî' ifadesi için birden çok görüş nakleder: Katâde'ye göre bu, öldükten sonra dirilme anında insanların Allah'ı bilip O'na itaat ettiklerini ancak bu bilginin o gün kendilerine fayda vermeyeceğini ifade eder. Ehl-i meânî ve Zemahşerî'ye göre ise 'bi-hamdihî' hal olup 'hamd ederek icabet edersiniz' anlamındadır ki bu, dirilişe boyun eğişte bir mübalağa ve aslında bir tehdit bağlamında kullanılan bir ifadedir. İbn Abbas'a göre ise bu hitap, iki nefha (sûr üflenişi) arasında azabın kaldırıldığı vakitte müminlere yöneliktir, çünkü bu söz müminlere daha uygun düşmektedir.
وقال أهل المعاني : تستجيبون بحمده . أي تستجيبون حامدين كما يقال : جاء بغضبه أي جاء غضبان وركب الأمير بسيفه أي وسيفه معه وقال صاحب ( الكشاف ) : بحمده حال منهم أي حامدين ، وهذا مبالغة في انقيادهم للبعث
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre buradaki 'dâî' (çağırıcı), mahşere yapılan ve tüm mahlukatın işiteceği bir sesle Allah'ın insanları kabirlerinden çıkmaya çağırmasıdır; bir görüşe göre bu, insanları kıyamet arasasında toplanmaya sevk eden bir sayha (haykırış) sesidir. Ayrıca iki nefha arasında kâfirlerden azabın kesilip onların uyumasıyla ilgili rivayetler nakledilir; Mücahid'e göre kâfirler kıyametten önce uyku lezzeti tattıkları bir uyuklama geçirirler ve kabir ehline sesleniş yapıldığında dehşet içinde kalkarlar. Katade'ye göre ise anlam, dünyanın kıyameti gördüklerinde gözlerinde küçülüp az gelmesidir.
الدعاء : النداء إلى المحشر بكلام تسمعه الخلائق يدعوهم الله تعالى فيه بالخروج وقيل : بالصيحة التي يسمعونها فتكون داعية لهم إلى الاجتماع في أرض القيامة
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre ayetteki 'sizi çağırdığı gün' ifadesi, Allah'ın emrine icabet ve iradesine itaat ederek hepsinin kalkacağı anı ifade eder. Bu çağırmanın mahiyeti hakkında selef arasında farklı görüşler nakledilir: İbn Abbas ve İbn Cüreyc bunu Allah'ın emriyle olacağı şeklinde açıklarken, Katade bunu Allah'ı bilme ve O'na itaat etme olarak yorumlamıştır. Ayrıca bazı alimler bu durumun her halükârda hamd ile olacağını belirtmiştir.
قال علي بن أبي طلحة عن ابن عباس أي بأمره وكذا قال ابن جريج وقال قتادة بمعرفته وطاعته وقال بعضهم أي وله الحمد في كل حال
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre 'davet ve icabet' ifadesi, kıyamette insanların çağrılıp diriltilmelerinin hızlı ve kolay gerçekleşeceğini vurgulamak için mecazi olarak kullanılmıştır; bunun amacı insanları hesap ve ceza için huzura getirmektir. 'Bihamdihî' ifadesi ya kabirden kalkarken Allah'ı hamd ile zikretmelerini ya da O'nun davetine hamd edenler gibi itaatle uymalarını ifade eder. Ayrıca kişiler kabirde kaldıkları süreyi ya da dünya hayatlarını, gördükleri dehşet sebebiyle çok kısa hissedeceklerdir.
استعار لهما الدعاء والاستجابة للتنبيه على سرعتهما وتيسر أمرهما، وأن المقصود منهما الإحضار للمحاسبة والجزاء
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler ayetin kıyamette insanların diriltilip çağrılmasını konu edindiğinde birleşir; 'bihamdihî' ifadesinin ya bir teslimiyet/itaat hali ya da Allah'ı zikretme anlamına geldiği ve insanların dünyada/kabirde kaldıkları süreyi kıyametin dehşeti karşısında çok kısa hissedecekleri ortak vurgulardır. Ayrıca İbn Abbas, Katade gibi ortak rivayet kaynaklarına sıkça atıf yapılır.
Unterschiede
Taberî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir yöntemle nakilleri sıralayıp tercihte temkinli kalırken, Zemahşerî ve Beydâvî dil/belağat (mecaz, istiare, hal-mübalağa) merkezli bir okuma sunar. Râzî bu iki yaklaşımı sentezleyip ayrıca bağlamsal (siyak) bir okuma ekler ve hitabın kâfirlere mi müminlere mi yönelik olduğunu tartışır. Kurtubî ise sayha/nefha gibi kıyamet sahnesinin fiziksel-olaysal detaylarına daha çok yer verir. Bu farklar, tefsir ekolleri arasındaki (rivayet tefsiri/dirayet tefsiri) yöntem farkından kaynaklanır.
Historischer Kontext
Erken dönem müfessir Taberî rivayetleri nakletmekle sınırlı kalıp temkinli bir sonuca ulaşırken, sonraki dönemde Zemahşerî ve Beydâvî gibi dil merkezli müfessirler mecaz ve belağat tahlillerini öne çıkarmıştır. Râzî ve Kurtubî ise bu iki eğilimi birleştirerek daha kapsamlı bir sentez sunmuş, temel çerçeve (diriliş, çağrı, itaat/hamd) dönemler boyunca sabit kalmıştır.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet, insanın Allah'a karşı duyduğu teslimiyet ve şükür halinin zorlama değil içten bir rıza ile olması gerektiğini hatırlatır; bu da ibadetlerde ihlas ve gönülden bağlılığın önemine işaret eder. Ayrıca dünya hayatının geçiciliğinin fark edilmesi, kişiyi sabır ve hesaba hazırlıklı olma bilincine yönlendirebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben