وَأَلْقَىٰ فِى ٱلْأَرْضِ رَوَٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِكُمْ وَأَنْهَٰرًا وَسُبُلًا لَّعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
“Und Er hat auf der Erde festgegründete Berge gesetzt, daß sie nicht mit euch wanke, und Flüsse und Wege (geschaffen) - auf daß ihr rechtgeleitet werden möget” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre Allah yeryüzüne sabit dağlar yerleştirmiştir ki yer insanlarla birlikte sarsılıp sağa sola hareket etmesin, aksine üzerindekileri sakin ve durağan tutsun. Yerin yaratıldığında sarsılmaya meyilli olduğu, dağların yaratılmasıyla bu sarsıntının önlendiği; ayrıca nehirlerin de dağlara atfen zikredildiği ve 'sübül' kelimesinin insanların ihtiyaçları için yeryüzünde geçtikleri yollar anlamına geldiği belirtilmiştir.
لما خلقت الأرض كادت تميد، فقالوا: ما هذه بمقرة على ظهرها أحدا فأصبحوا وقد خلقت الجبال، فلم تدر الملائكة مم خلقت الجبال
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre 'كراهة أن يميل بكم' ifadesi, dağların yerin sarsılıp insanları sallamaması için yaratıldığını belirtir; 'مائد' kelimesi gemide sarsılan kişiyi ifade eden bir kökten gelir. Ayrıca yerin önce sabit olmadan sallanan bir yapıda yaratıldığı, sonra dağlarla sabitlendiğine dair bir rivayet nakledilir. 'أنهارا' ifadesinin 'ألقى' fiiline bağlanması ise 'ألقى' fiilinin 'جعل' (yapmak/kılmak) anlamı taşımasıyla açıklanır.
كراهة أن يميل بكم وتضطرب والمائد : الذي يدار به إذا ركب البحر . قيل : خلق الله الأرض فجعلت تمور ، فقالت الملائكة : ما هي بمقر أحد على ظهرها ، فأصبحت وقد أرسيت بالجبال
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metinde Râzî, Nahl 15. ayetteki 'أن تميد بكم' ifadesinin dilbilimsel yorumunu tartışır; Kûfeliler bunu 'lâ' harfinin hazfedilmesiyle 'lüellâ temîde bikum' (sizi sarsmaması için) şeklinde okurken, Basralılar aynı anlamı 'kerâhiyyete en temîde bikum' (sizi sarsmasından kaçınma amacıyla) şeklinde açıklar ve 'lâ'nın gizlenmesini kabul etmez. Ayrıca İbn Abbas'tan nakledilen görüşe göre Allah yeri su üzerine yayınca gemi gibi sallanmış, sonra dağlarla onu sabitleştirmiştir.
أي لئلا . والوجه الثاني : وهو قول البصريين معناه : أنزلناه كراهة أن تقولوا ولا يجيزون إضمار ( لا ) فإنه لا يجوز أن يقال : جئت أن أكرمك بمعنى : أن لا أكرمك
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre ayette geçen 'ravâsî', yeryüzünün sallanmasını (meyd) önlemek için sabit kılınan dağları ifade eder. Bu görüşü desteklemek için yerin yaratıldığında sallandığı, meleklerin bundan şikayet ettiği ve Allah'ın dağları yerleştirmesiyle sakinleştiği yönündeki rivayetleri (Vehb b. Münebbih, Ali b. Ebî Tâlib ve Tirmizî'nin naklettiği hadis) aktarır. Ayrıca bu ayette Allah'ın sebepleri kullanmasına dair açık bir delil bulunduğunu, oysa dağlar olmaksızın da yeri sakin kılmaya kadir olduğunu belirtir.
وفي هذه الآية أدل دليل على استعمال الأسباب وقد كان قادرا على سكونها دون الجبال وقد تقدم هذا المعنى
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre bu ayet, Allah'ın yeryüzünde kulların rızkı için akan nehirler yarattığını anlatır; bu nehirler bir yerden başka bir yere akarak bir bölgeden çıkıp taşları, ovaları ve dağları aşarak kendisine tahsis edildiği bölgeye ulaşır. Ayrıca yeryüzünde şehirler arası geçit veren yollar (sübül) kılındığını, dağların da yeri sağlamlaştırıp sarsıntıdan koruma amacıyla yaratıldığını belirtir.
أي جعل فيها أنهارا تجري من مكان إلى مكان آخر رزقا للعباد ينبع في موضع وهو رزق لأهل موضع آخر فيقطع البقاع والبراري والقفار ويخترق الجبال والآكام فيصل إلى البلد الذي سخر لأهله
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre yeryüzü yaratıldığında hafif ve basit tabiatlı, küre şeklinde olup felekler gibi dönmeye ya da en küçük bir sebeple sarsılmaya müsaitti; dağlar üzerine yaratılınca ağırlıklarıyla merkeze doğru yönelip yeryüzünü sarsıntıdan koruyan kazıklar gibi işlev gördü. Bu görüşe ek olarak bir rivayet zikredilir: Allah yeri yarattığında sallanmaya başlamış, melekler kimsenin üzerinde durmayacağını söylemiş, sabahleyin ise dağlarla sabitlenmiş halde bulunmuştur.
فلما خلقت الجبال على وجهها تفاوتت جوانبها وتوجهت الجبال بثقلها نحو المركز فصارت كالأوتاد التي تمنعها عن الحركة. وقيل لما خلق الله الأرض جعلت تمور فقالت الملائكة: ما هي بمقر أحد على ظهرها فأصبحت وقد أرسيت بالجبال.
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler 'ravâsî' (sabit dağlar) ifadesinin yeryüzünün sarsılmasını (meyd) önleme amacına hizmet ettiği konusunda birleşir; ayrıca yerin dağlar yaratılmadan önce sallanma eğiliminde olduğuna dair rivayetler ortak biçimde nakledilir ve nehirler/yollar (sübül) ayetin bütünlüğü içinde dağlara bağlı unsurlar olarak ele alınır.
Unterschiede
Taberî ve İbn Kesîr daha çok dilsel atıf ve tabiîn rivayetlerine dayanırken, Zemahşerî, Râzî ve Kurtubî 'en temîde' ifadesinin i'râb açıklamasında Kûfe-Basra dilcileri arasındaki farklı takdir yöntemlerini tartışır; Kurtubî ayrıca bu ayette Allah'ın sebepleri kullanmasına dair kelamî bir çıkarım ekler; Beydâvî ise akli/kozmolojik bir izahla (yerin küre şekli, dönme eğilimi, dağların ağırlık merkezi işlevi) diğerlerinden ayrılıp felsefi-bilimsel bir yaklaşım sunar.
Historischer Kontext
Erken dönem müfessir Taberî'de rivayet ve dil analizi sadeyken, sonraki dönemlerde (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî) dilbilimsel tartışmalar derinleşmiş ve mezhepler arası i'râb farkları öne çıkmıştır; Beydâvî'ye gelindiğinde ise akli/kozmolojik açıklamalar rivayetlerin önüne geçerek daha felsefi bir çerçeve kazanmıştır. Bu, tefsir geleneğinin zamanla dilbilim ve kozmoloji katmanlarını daha sistemli işlediğini gösterir, temel anlam sabit kalmıştır.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, tabiattaki dengenin (dağlar, nehirler, yollar) insan hayatının istikrarına hizmet eden bir düzen olarak görülmesini hatırlatır; bu da ilim ile iman arasındaki uyumu, doğayı anlama çabasının ibadet ruhuyla bir arada yürütülebileceğini akla getirir. Ayrıca müfessirlerin farklı yöntemlerle aynı hakikate ulaşma çabası, günümüzde de farklı bakış açılarına hoşgörüyle yaklaşmanın ve bilgiye sabırla, ihlasla yaklaşmanın bir örneği sayılabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben