وَقَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِى نُزِّلَ عَلَيْهِ ٱلذِّكْرُ إِنَّكَ لَمَجْنُونٌ

“Und sie sagen: "O du, dem (angeblich) die Ermahnung offenbart worden ist, du bist ja fürwahr besessen.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre bu ifade Kur'an'a işaret etmektedir; Allah'ın, insanları kendisine tabi olmaya ve ilahlarını terk etmeye çağırırken içinde öğütler zikrettiği kitap Kur'an'dır. Metin bunu doğrudan 'القرآن' kelimesiyle açıklamaktadır.

وهو القرآن الذي ذكر الله فيه مواعظ خلقه في دعائك إيانا إلى أن نتبعك ونذر آلهتنا. قال: «القرآن»
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu metin parçası, Râzî'nin ilgili ayette bir ifadenin iki farklı yoruma (vecihe) müsait olduğunu belirttiği girizgâh cümlesinden ibarettir; metnin devamı olmadığı için bu iki vechin içeriği bu parçada açıklanmamıştır.

في هذه الآية يحتمل الوجهين . أما قوله :
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre müşrikler Peygamber'e 'kendisine zikir indirilen kişi' diye hitap ederken bunu alay ve istihza yoluyla yapmışlardır; bunun delili hemen ardından 'sen mecnunsun' demeleridir. Ayrıca 'lev mâ' ifadesindeki 'lev', 'mâ' ile birleşerek hem bir şeyin başka bir şeyin varlığı sebebiyle imkânsız oluşunu hem de teşvik/kışkırtma (tahdîd) anlamını taşımaktadır. Melek isteme talebi de ya kendilerini doğrulayıp Peygamber'e destek vermesi için ya da yalanlamaları sebebiyle önceki ümmetlere geldiği gibi azap getirmesi içindir.

نادوا به النبي صلى الله عليه وسلم على التهكم، ألا ترى إلى ما نادوه له وهو قولهم. إنك لمجنون
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr'e göre bu ayetle ilgili olarak Yahudilerin Hz. İsa'ya karşı düşmanlığı ve onu Şam kralına şikayet etmeleri anlatılır. Kral, İsa'nın öldürülmesini emretmiş, ancak Allah onun benzerini bir gence büründürerek İsa'yı semaya yükseltmiştir. Bu kıssa, İsa'nın çarmıha gerilmediğini, gerçekte Allah tarafından kurtarılıp göğe kaldırıldığını göstermek amacıyla nakledilmiştir.

فرفع إلى السماء وهو كذلك كما قال الله تعالى

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Taberî ve Beydâvî, ayetin dil ve bağlam üzerinden anlaşılması gerektiği konusunda yöntemsel olarak yakındır; her ikisi de metnin lafzından ve muhataplarının tavrından hareket eder. Ancak burada aktarılan alıntılar aslında farklı ayetlere/farklı konulara odaklandığından, ortak bir tefsir konusu üzerinde doğrudan bir kesişim görünmemektedir.

Unterschiede

Taberî ifadeyi Kur'an'a işaret olarak okurken, Râzî sadece bir çok-anlamlılık tespitinin girizgâhını sunar ve içerik vermez. Beydâvî ayeti müşriklerin alaycı tutumu ve dilbilgisel bir yapının (lev-mâ, tahdîd anlamı) tahlili üzerinden açıklarken, İbn Kesîr tamamen farklı bir bağlamda, İsa kıssasına dair bir rivayet nakleder. Bu çeşitlilik, farklı ayetlerin farklı yöntemlerle (dil analizi, rivayet, çok-anlamlılık tespiti) ele alınmasından kaynaklanmaktadır; aynı zamanda dirayet tefsiri ile rivayet tefsiri arasındaki yöntem farkını da yansıtır.

Historischer Kontext

Taberî'den Râzî ve Beydâvî'ye uzanan çizgide dil ve belağat temelli tahlillerin derinleştiği, çok-anlamlılık ve edebi inceliklere daha fazla yer verildiği görülür. İbn Kesîr ise daha çok rivayet ve kıssa aktarımına dayanan bir okuma sunarak farklı bir tefsir geleneğini temsil eder. Bu, tek bir konudaki değişimden çok, tefsir usulündeki çeşitliliğin ve farklı ayetlere yönelik farklı vurguların bir yansımasıdır.

Bezug zur Gegenwart

Bu karşılaştırma, bir metnin farklı yönlerden (dil, bağlam, rivayet) ele alınabileceğini ve bunun ilim geleneğinde bir zenginlik olarak görülebileceğini hatırlatır. Günümüzde de bir konuyu anlamaya çalışırken farklı yöntem ve bakış açılarına sabırla ve açık fikirle yaklaşmak, hem ilmî hem de toplumsal diyalog açısından yapıcı bir tutum olabilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben