أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَؤُا۟ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَٱلَّذِينَ مِنۢ بَعْدِهِمْ لَا يَعْلَمُهُمْ إِلَّا ٱللَّهُ جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَرَدُّوٓا۟ أَيْدِيَهُمْ فِىٓ أَفْوَٰهِهِمْ وَقَالُوٓا۟ إِنَّا كَفَرْنَا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ وَإِنَّا لَفِى شَكٍّ مِّمَّا تَدْعُونَنَآ إِلَيْهِ مُرِيبٍ

“Ist zu euch nicht die Kunde von denjenigen vor euch gekommen, des Volkes Nuhs, der 'Ad und der Tamud und derjenigen nach ihnen? Nur Allah kennt sie. Ihre Gesandten kamen zu ihnen mit den klaren Beweisen; sie aber steckten (vor Grimm) ihre Hände in den Mund und sagten: "Wir verleugnen das, womit ihr gesandt seid, und wir sind über das, wozu ihr uns aufruft, fürwahr in einem starken Zweifel."” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre "reddû eydiyehum fî efvâhihim" ifadesi, kavimlerin peygamberlere karşı ellerini ağızlarına götürüp öfkeyle parmaklarını ısırmalarını anlatır; bu, Allah'ın münafıklar hakkında zikrettiği 'parmaklarını ısırma' tasvirine benzer bir öfke ifadesidir. Ayrıca müfessirlerin bu ibare için başka görüşleri de nakledilir: Allah'ın nimetlerini reddetme, peygamberleri diliyle yalanlama, hayret ederek elini ağzına koyma veya cevap vermeyi bırakıp susma anlamları. Taberî bunlar arasında İbn Mesud'dan nakledilen 'öfkeyle parmaklarını ısırdılar' görüşünü tercih eder.

وأشبه هذه الأقوال عندي بالصواب في تأويل هذه الآية القول الذي ذكرناه عن عبد الله بن مسعود أنهم ردوا أيديهم في أفواههم، فعضوا عليها غيظا على الرسل، كما وصف الله عز وجل به إخوانهم من المنافقين
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Zemahşerî'ye göre 'ellezîne min ba'dihim' ifadesi, önceki toplumların çokluğuna işaret eder; bu topluluklar Allah'tan başka kimsenin sayısını bilemeyeceği kadar çoktur. Ayrıca kavimlerin peygamberlere karşı ellerini ağızlarına koyması ifadesi hakkında birkaç görüş nakleder: bu, peygamberlerin sözlerine kesin bir reddiye olabilir, peygamberlere sussunlar diye işaret etmek olabilir, ya da 'eller' kelimesi 'nimetler' anlamında olup peygamberlerin öğüt ve vahiylerini reddetmelerini simgeleyebilir.

والمعنى : أنهم من الكثرة بحيث لا يعلم عددهم إلا الله . وعن ابن عباس رضي الله عنهما : بين عدنان وإسماعيل ثلاثون أبا لا يعرفون ، وكان ابن مسعود إذا قرأ هذه الآية قال : كذب النسابون
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Râzî bu ayette geçen 'أفواههم' ve 'أيديهم' ifadelerinin yorumunda çeşitli ihtimalleri sıralar: kâfirlerin öfke ve nefretten ellerini ağızlarına ısırmaları, peygamberlerin ellerini kendi ağızlarına koyarak susmaları veya kâfirlerin peygamberlerin ellerini ağızlarına koyup onları susturmaya çalışmaları gibi. Ayrıca 'اليد' ile Allah'ın zâhir ve bâtın nimetlerinin kastedilmiş olabileceği, kâfirlerin peygamberleri yalanlamakla bu nimetleri tehlikeye attıkları görüşünü de nakleder. Nihayetinde kâfirlerin önce peygamberlerin sözünü susturmaya çalıştıklarını, sonra açıkça küfürlerini ilan ettiklerini, sonunda ise şüphe ve tereddüt içinde olduklarını beyan ettiklerini belirtir.

الوجه الثاني : أن يكون الضميران راجعين إلى الرسل عليهم السلام وفيه وجهان : الأول : أن الكفار أخذوا أيدي الرسل ووضعوها على أفواههم ليسكتوهم ويقطعوا كلامهم . الثاني : أن الرسل لما أيسوا منهم سكتوا ووضعوا أيدي أنفسهم على أفواه أنفسهم
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî bu ayette geçen 'ellerini ağızlarına döndürmeleri' ifadesi için birçok görüş nakleder: bazılarına göre kâfirler peygamberlerin sözlerine öfkeden parmaklarını ısırmışlardır, bazılarına göre peygamberlere işaret ederek susmalarını istemişler, bazılarına göre ise peygamberler kâfirlerin sözlerini reddetmiştir. Bu görüşler arasında zamirin kime ait olduğu (kâfirlere mi peygamberlere mi) konusunda ihtilaf vardır. Kurtubî, İbn Mesud'dan nakledilen 'öfkeden ısırdılar' rivayetini senet açısından en sağlam bulur.

وهذه الأقوال الثلاثة متقاربة المعنى والضميران للكفار والقول الأول أصحها إسنادا
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr, 'ellerini ağızlarına götürdüler' ifadesinin tefsirinde müfessirler arasındaki ihtilafı nakleder: Bazılarına göre bu, resullere susmalarını işaret etmek; bazılarına göre yalanlamak amacıyla ellerini ağızlarına koymak; bazılarına göre ise resullerin sözüne cevap vermeyip sükût etmelerinin bir ifadesidir. Mücahid, Muhammed b. Ka'b ve Katâde'ye göre ise anlam, onların resulleri yalanlayıp sözlerini ağızlarıyla reddetmeleridir; İbn Kesîr bu son görüşü, ayetin devamındaki 'öfkeden dişlerini ısırdılar' ifadesiyle desteklendiğini belirterek tercih eğilimi gösterir.

وقال مجاهد ومحمد بن كعب وقتادة معناه أنهم كذبوهم وردوا عليهم قولهم بأفواههم قال ابن جرير توجيه أن في هنا بمعنى الباء
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre 'فردوا أيديهم في أفواههم' ifadesi için birkaç muhtemel anlam sıralar: kavimlerin peygamberlere karşı öfkeden parmaklarını ısırmaları, hayret veya alay ifadesi olarak ellerini ağızlarına koymaları, peygamberleri susturmak için işaret etmeleri, ya da dillerine işaret ederek kâfir olduklarını söylemekten başka cevaplarının olmadığını belirtmeleri. Ayrıca 'اليد' kelimesinin 'ايادي' (nimetler/öğütler) anlamına gelebileceğini, yani peygamberlerin vahiy ve şeriatlarını reddederek onları geldiği yere geri çevirdiklerini de bir görüş olarak nakleder.

أو وضعوها عليها تعجبا منه أو استهزاء عليه كمن غلبه الضحك، أو إسكاتا للأنبياء عليهم الصلاة والسلام وأمرا لهم باطباق الأفواه، أو أشاروا بها إلى ألسنتهم وما نطقت به من قولهم: إنا كفرنا تنبيها على أن لا جواب لهم سواه

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Tüm müfessirler 'reddû eydiyehum fî efvâhihim' ifadesinin tek bir kesin anlamı olmadığını kabul edip birden fazla ihtimali yan yana nakleder; öfkeden parmak ısırma (İbn Mesud rivayeti) ile bunun münafıkların 'öfkeden parmak ısırma' tasvirine benzerliği ortak bir eğilim olarak öne çıkar. Ayrıca 'el' kelimesinin 'nimet/öğüt' anlamına gelebileceği ve peygamberlerin vahiylerinin reddedilmesiyle ilişkilendirilmesi de birçok müfessirde tekrarlanan bir yorumdur.

Unterschiede

Taberî ve Kurtubî rivayet ağırlıklı ilerleyip İbn Mesud'un görüşünü senet/rivayet gücüne dayanarak tercih ederken, Zemahşerî, Râzî ve Beydâvî dil/belağat analizini öne çıkarıp anlam çoklu ihtimalleri sıralamakla yetinir, kesin tercih yapmaktan çekinir. İbn Kesîr ise Mücahid-Katâde çizgisindeki 'yalanlama' yorumunu, ayetin devamındaki ifadeyle desteklenmiş bulup ona yakınlık gösterir. Ayrıca zamirin kâfirlere mi peygamberlere mi ait olduğu konusunda (Kurtubî'nin belirttiği) bir ihtilaf farklı okumaları doğurmuştur.

Historischer Kontext

Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte rivayet ağırlıklı yöntemden dil/belağat analizinin daha sistemli kullanımına doğru bir eğilim görülür; ancak sahâbe rivayetleri (İbn Abbas, İbn Mesud, Mücahid, Katâde) hep temel referans olarak kalmış, hiçbir dönemde tamamen terk edilmemiştir. Yorumların çoğulluğu zamanla azalmamış, aksine sonraki müfessirler önceki görüşleri toplayıp yan yana sunma eğilimini sürdürmüştür.

Bezug zur Gegenwart

Bu ayet, güçlü bir çağrı veya öğütle karşılaşıldığında öfkeyle ya da susarak tepki vermek yerine, sabırla dinleyip anlamaya çalışmanın önemine dair bir düşünme zemini sunabilir. Farklı müfessirlerin aynı ifadeye getirdiği çok yönlü okumalar, günümüzde de bir metni veya sözü değerlendirirken aceleci tek bir yorumla yetinmeyip sabırlı ve kapsayıcı bir anlama çabasının değerini hatırlatabilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben