وَأَنذِرِ ٱلنَّاسَ يَوْمَ يَأْتِيهِمُ ٱلْعَذَابُ فَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ رَبَّنَآ أَخِّرْنَآ إِلَىٰٓ أَجَلٍ قَرِيبٍ نُّجِبْ دَعْوَتَكَ وَنَتَّبِعِ ٱلرُّسُلَ أَوَلَمْ تَكُونُوٓا۟ أَقْسَمْتُم مِّن قَبْلُ مَا لَكُم مِّن زَوَالٍ

“Und warne die Menschen vor dem Tag, an dem die Strafe über sie kommt. Da werden diejenigen sagen, die Unrecht taten: "Unser Herr, stelle uns auf eine kurze Frist zurück, so werden wir Deinen Ruf erhören und den Gesandten folgen." "Hattet ihr denn nicht zuvor geschworen, es würde für euch keinen Untergang geben?” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre bu ayet, cehenneme giren müşriklerin azabın geri alınmasını ve dünyada tövbe etme fırsatı için mühlet verilmesini talep etmelerine Allah'ın verdiği cevaptır. Kendilerine dünyadan ahirete geri dönüşün ve yeniden yemin edip iman etmelerinin mümkün olmadığı, sadece öleceklerini ama artık diriltilmeyeceklerini söylemeleri üzerinden bir kınama (takrî') anlatılır. Ayrıca ayetteki fiilin ref' veya nasb ile okunabileceği, emrin cevabı olmayıp istinaf olduğu dil tahliliyle açıklanır.

وهذا تقريع من الله تعالى ذكره للمشركين من قريش بعد أن دخلوا النار بإنكارهم في الدنيا البعث بعد الموت، يقول لهم إذ سألوه رفع العذاب عنهم وتأخيرهم لينيبوا ويتوبوا
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Zemahşerî'ye göre ayette geçen 'gün', 'inzâr' fiilinin ikinci mef'ûlü olarak kıyamet günüdür; ancak dünyaya geri döndürülüp yakın bir süre mühlet verilmesi talebi, davete icabet ve resullere tabi olma konusunda eksik bıraktıklarını telafi etme isteğidir. Alternatif olarak 'gün' ifadesi, azabın acilen geldiği helak günü veya şiddetli sekerat ve meleklerle müjdesiz karşılaşmayla ölüm günü olarak da yorumlanabilir; bu durumda kişiler o gün Rablerinden yakın bir süreye kadar erteleme isteyeceklerdir. Ayrıca 'قبلا' kelimesinin 'apaçık/gözle görme' anlamında olduğu, farklı kıraatlerde 'kabilün'ün çoğulu olarak 'türler' veya 'karşıdan gelen/istikbal eden' anlamlarına da gelebileceği belirtilmiştir.

ومعنى ردنا إلى الدنيا وأمهلنا إلى أمد وحد من الزمان قريب ، نتدارك ما فرطنا فيه من إجابة دعوتك واتباع رسلك
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre 'inzar' ayette geçen ve önceki ayette anlatılan (gözlerin dikilmesi, başları dik koşuşturma gibi) kıyamet gününün azabıyla korkutmadır; müfessirlerin çoğu bunun kıyamet günü olduğunda ittifak etmiştir, Ebu Müslim'in bunu görme/müşahede haline hamletmesi ise metnin zahirine aykırıdır. Ayrıca ayette geçen dünyaya dönüş talebiyle ilgili iki görüş nakledilir: bazıları kaçırdıkları şeyleri telafi için dönmek istediklerini, bazıları ise teklif haline (peygamberlere itaat etme fırsatına) dönmeyi talep ettiklerini söylemiştir. Son olarak 'tebdil' kelimesi hem zatın devam edip sıfatının değişmesi hem de eski zatın yok olup yeni bir zatın oluşması anlamına gelebileceği, dilde ilk anlamın kullanımının cevaz taşıdığı belirtilir.

والمفسرون مجمعون على أن قوله : هو يوم القيامة ، وحمله أبو مسلم على أنه حال المعاينة ، والظاهر يشهد بخلافه
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî, İbn Abbas'tan naklen, ayette geçen 'gün' ifadesinin kıyamet günü olduğunu ve Mekke halkının bu günden korkutulduğunu belirtir. Bu gün özellikle azap günü olarak zikredilmiştir, oysa aynı gün mükafat günü de olmasına rağmen, çünkü söz asiler için bir tehdit üslubuyla gelmiştir. Onlar o gün 'bize mühlet ver' diyerek İslam'a girmek için erteleme isteyeceklerdir.

أراد أهل مكة وهو يوم القيامة أي خوفهم ذلك اليوم وإنما خصهم بيوم العذاب وإن كان يوم الثواب لأن الكلام خرج مخرج التهديد للعاصي
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr'e göre bu ifade, dünyadan âhirete geçiş/intikal olmaksızın kalınacağını anlatmaktadır; yani insanların bu durumdan başka bir hâle veya yere intikallerinin bulunmadığı vurgulanmaktadır.

أي مالكم من انتقال من الدنيا إلى الآخرة
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre 'yevm el-azâb' kıyamet günü veya ölüm günü anlamına gelir; ölüm günü zulmedenlerin azap günlerinin ilkidir. Zalimler kendilerine kısa bir süre daha mühlet verilmesini isteyecekler; bu talep azabın geciktirilmesi, dünyaya geri döndürülmeleri veya ecellerinin ertelenip iman edip peygamberlere icabet edecekleri kadar bir süre yaşatılmaları anlamına gelebilir. Ayrıca dünyada daim kalıp asla yok olmayacaklarına dair önceden yemin ettikleri hatırlatılır; bu yeminin gurur ve şımarıklıktan kaynaklandığı veya onların sağlam binalar yapıp uzun emeller beslemelerinin bu yemine delalet ettiği belirtilir.

ولعلهم أقسموا بطرا وغرورا أو دل عليه حالهم حيث بنوا شديدا وأملوا بعيدا

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Müfessirlerin ortak vurgusu, ayetteki 'gün' ifadesinin kıyamet günü (veya ona bağlı ölüm/azap günü) olduğu ve azaba maruz kalanların dünyaya dönüp iman etme veya eksik bıraktıklarını telafi etme talebinde bulundukları, ancak bu talebin artık mümkün olmadığı yönündeki kınama anlamıdır. Rivayet (İbn Abbas, Mücahid) ve dil/belağat tahlili birlikte kullanılmıştır.

Unterschiede

Taberî ve Kurtubî rivayet temelli okumayı öne çıkarırken, Zemahşerî ve Beydâvî dilbilimsel/kıraat farklılıklarına ağırlık verir; Râzî ise kelamcı tartışmaları (büyük günah sahiplerinin cehennemden çıkışı meselesi) ve müfessirler arası ihtilafları nakle dayalı sentezler. İbn Kesîr'in yaklaşımı daha sade olup dünyadan âhirete intikalin imkânsızlığına odaklanır; bu farklar müfessirlerin dönemsel yöntem tercihlerinden (dilci, rivayetçi, kelamcı) kaynaklanır.

Historischer Kontext

Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ve dil analizini birleştirirken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Beydâvî'de dilbilimsel/kıraat odaklı incelik artmış, Râzî'de ise kelamî tartışmalar daha sistematik hale gelmiştir. Temel anlam (kıyamet günü korkutması ve geri dönüş talebinin reddi) tüm dönemlerde sabit kalmış, yöntemsel derinlik ve tartışma boyutu zamanla genişlemiştir.

Bezug zur Gegenwart

Bu ayet, insanın fırsatların değerini genellikle onlar kaybedildikten sonra fark ettiği gerçeğine dikkat çekebilir; bu bakımdan günümüzde de zamanı ve imkânları ihlasla, sabırla değerlendirme bilinci için bir hatırlatma olarak düşünülebilir. Ayrıca ilim ile iman arasındaki uyumun, yalnızca söz ile değil samimi bir çaba ve yapıcı tutumla desteklenmesi gerektiği çıkarımına da yaslanılabilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben