“Unser Herr, vergib mir und meinen Eltern und den Gläubigen an dem Tag, da die Abrechnung stattfinden wird."” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî bu ayeti, 'senin dinine tabi olan mü'minlere de mağfiret et' anlamında açıklar; ayrıca hesap gününe dair ifadeyi, 'insanlar hesap için kalkar' şeklinde yorumlayarak, 'insanlar' kelimesinin zikredilmeden 'hesap'ın zikriyle yetinildiğini, çünkü anlamın zaten anlaşılır olduğunu belirtir.
يعني: يقوم الناس للحساب، فاكتفى بذكر الحساب من ذكر الناس، إذ كان مفهوما معناه
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî 'yekūmu'nun sabit olmak/dikilmek anlamında olduğunu ve bunun 'ayağı üzerinde durmak' istiaresinden geldiğini belirtir. Kıyamet gününde Rûh ve meleklerin, yaratılmışların en üstünü ve Allah'a en yakını oldukları halde Allah'ın huzurunda söz söylemeye güç yetiremeyeceklerini, bunun konuşma iznine ve doğru söz söylemeye bağlı iki şart olduğunu açıklar. Rûh'un melekler üzerinde bir üstünlüğe sahip olduğuna dair farklı görüşleri (büyük bir melek, melek olmayan bir yaratık, Cebrail) nakleder.
والمعنى : إن الذين هم أفضل الخلائق وأشرفهم وأكثرهم طاعة وأقربهم منه وهم الروح والملائكة لا يملكون التكلم بين يديه ، فما ظنك بمن عداهم من أهل السموات والأرض
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî, İbrahim'in ana-babası için istiğfarına dair birçok görüş nakleder: babası ve annesinin kendisine düşman olduğu kesinleşmeden önce onlara istiğfar ettiği, annesinin belki de Müslüman olduğu (Kuşeyrî'den), imana gelecekleri ümidiyle veya İslam'a girmeleri şartıyla istiğfar ettiği söylenir. Ayrıca 'والدي' ifadesinin Âdem ve Havva'ya, ya da 'ولدي' okuyuşuyla İsmail ve İshak'a işaret ettiği görüşleri de aktarılır. Farklı kıraat ve nakiller bu çok yönlü yorumları desteklemektedir.
قيل : استغفر إبراهيم لوالديه قبل أن يثبت عنده أنهما عدوان لله قال القشيري : ولا يبعد أن تكون أمه مسلمة لأن الله ذكر عذره في استغفاره لأبيه دون أمه
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre bu ayet bağlamında Müslümanlar İslam'ın ilk döneminde müşrik akrabaları ve yakınları için İbrahim'e (a.s.) uyarak istiğfar ediyorlardı, ta ki Allah bu konuda hüküm indirinceye kadar. Ayrıca İbrahim'in babası için dua etmesinin, babasının Allah'a düşmanlığı kendisine açıkça görününceye kadar, ondan uzaklaşmadan önceki bir dönemine ait olduğu belirtilir. Hesap gününde tüm kulların hesaba çekilip amellerine göre karşılık göreceği de vurgulanır.
وقد استغفر المسلمون لقراباتهم وأهليهم من المشركين في ابتداء الإسلام وذلك اقتداء بإبراهيم الخليل في ذلك حتى أنزل الله تعالى وهذا مما رجع عنه إبراهيم عليه السلام
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre İbrahim'in duası, hem kendisinin namazı devamlı ve gereğince kılan biri olmayı istemesini hem de zürriyetinden bir kısmının bu duaya dahil edilmesini içerir; zürriyet için 'min' harfinin kullanılması, gelecekteki nesillerinden bazılarının kâfir olacağını bilmesine veya önceki ümmetlerde bunun âdet olduğunu bilmesine dayanır. Ayrıca babası için istiğfar etmesinin daha önce geçen bir mazerete bağlı olduğu, bir görüşe göre de 'vâlideyn' ifadesiyle Âdem ve Havva'nın kastedildiği belirtilir. 'Yevme yekûmu'l-hisâb' ifadesindeki kıyam, savaşın kızışmasını ifade eden mecazi bir kullanım gibi hesabın sabit/kaim olması anlamında istiare olarak ya da hesaba insanların kalkıp gitmesi anlamında mecazi bir isnad olarak açıklanır.
ومن ذريتي عطف على المنصوب في اجعلني، والتبعيض لعلمه بإعلام الله أو استقراء عادته في الأمم الماضية أن يكون في ذريته كفار.
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre İbrahim'in kendisi için mağfiret talep etmesi, gerçekten bir günah işlemiş olduğunu göstermez; asıl maksat Allah'a sığınmak ve O'nun fazlından, keremi ve rahmetinden başka hiçbir şeye ümit bağlamamaktır. Ayrıca kâfir olan ana-babası için istiğfar etmesi meselesinde birkaç ihtimal zikredilir: bu konuda bir yasağın bulunduğunu bilmediği için caiz zannetmiş olabilir, ya da 'ebeveyn' ile Âdem ve Havva'yı kastetmiş olabilir, yahut bu istiğfar İslam şartına bağlı olabilir.
المقصود منه الالتجاء إلى الله تعالى وقطع الطمع إلا من فضله وكرمه ورحمته
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler İbrahim'in ana-babası için istiğfarının bir mazerete, şarta veya belirsizliğe (henüz düşmanlıkları açığa çıkmadan, iman etme ümidiyle veya 'vâlideyn' ifadesinin Âdem-Havva'ya işaret edebileceği ihtimaline) bağlı olduğunda ve peygamberin kendisi için günahsız olsa da mağfiret talebinin Allah'a tam sığınma ifadesi olduğunda birleşir; ayrıca hesap gününe dair 'kıyam' ifadesinin mecazi/istiare bir kullanım olduğu ortak vurgudur.
Unterschiede
Taberî ve Beydâvî meseleyi ağırlıklı dil ve belağat (hazf, istiare) çerçevesinde ele alırken, Kurtubî ve İbn Kesîr rivayet ve kıraat farklılıklarına dayanarak çok yönlü nakiller sunar; Zemahşerî meleklerin ve Rûh'un mertebesine dair ayrı bir tartışma açarak konuyu genişletir; Râzî ise kelami-fıkhi bir itiraz-cevap yöntemiyle İbrahim'in fiilinin şer'i cevazını sorgular. Bu farklar, her müfessirin ağırlıklı yönteminden (dilbilimci, rivayetçi, kelamcı) kaynaklanır.
Historischer Kontext
Taberî'den Râzî'ye uzanan süreçte temel yorum çizgisi (istiğfarın şarta bağlılığı, kıyamın mecazi anlamı) büyük ölçüde sabit kalmış; ancak zamanla rivayet çeşitliliği (Kurtubî), kelami derinlik (Râzî) ve dilbilimsel incelik (Zemahşerî, Beydâvî) eklenerek yorum katmanlaşmıştır. Bu, tefsir birikiminin öncekini reddetmeden üzerine inşa edilen kümülatif bir yöntem izlediğini gösterir.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet, yakınlarımız için hayır dilerken bile ölçülü ve şartlara duyarlı olmanın, sevgi ile ilkelilik arasında denge kurmanın önemine işaret eder. İbrahim'in kendisi için de mağfiret istemesi, ilim ve makam sahibi olsa bile kişinin tevazu ve ihlasla Allah'a yönelmesinin bir örneği olarak düşünülebilir. Aile bağları ile inanç farklılıkları arasında yaşanan gerilim, sabır ve hoşgörüyle yürütülebilecek bir ilişki biçimine dair düşünmeye vesile olabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben