وَقَالَ لِلَّذِى ظَنَّ أَنَّهُۥ نَاجٍ مِّنْهُمَا ٱذْكُرْنِى عِندَ رَبِّكَ فَأَنسَىٰهُ ٱلشَّيْطَٰنُ ذِكْرَ رَبِّهِۦ فَلَبِثَ فِى ٱلسِّجْنِ بِضْعَ سِنِينَ

“Und er sagte zu dem von beiden, von dem er glaubte, daß er entkommen werde: "Erwähne mich bei deinem Herrn." Aber der Satan ließ ihn vergessen, ihn bei seinem Herrn zu erwähnen, (und) so blieb er noch einige Jahre im Gefängnis.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre Yusuf, kendisiyle beraber hapiste bulunup rüyası yorumlanan ve kurtulacağını bildiği kişiye, kralın (efendisinin) yanında kendisini hatırlatmasını, mazlum olduğunu ve suçsuz yere hapsedildiğini anlatmasını söylemiştir. Ayrıca 'bazı seneler' ifadesi (بضع سنين) üç ile dokuz/on arası bir süreyi ifade eder ve şeytan Yusuf'a Rabbini zikretmeyi unutturarak onu bu kadar uzun hapiste kalmasına sebep olmuştur; bu konuda Peygamber'den nakledilen hadisler de bu görüşü desteklemektedir.

وهذا خبر من الله جل ثناؤه عن غفلة عرضت ليوسف من قبل الشيطان نسي لها ذكر ربه الذي لو به استغاث لأسرع بما هو فيه خلاصه، ولكنه زل بها، فأطال من أجلها في السجن حبسه، وأوجع لها عقوبته
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Zemahşerî'ye göre bu ayette 'zann' kelimesi, eğer Yusuf'un rüya yorumunu ictihadla yaptığı kabul edilirse zannın gerçek anlamıyla olduğunu, eğer vahiy yoluyla yaptığı kabul edilirse zannın burada yakîn anlamına geldiğini gösterir; zanneden kişi ise sakinin serbest bırakılacağını düşünen Yusuf'tur. Ayrıca 'zikr rabbehu'daki zamirin şeytana ait olup şeytanın sakiye Yusuf'u efendisine (krala) hatırlatmayı unutturduğu, bir başka görüşe göre ise Yusuf'un işini Allah'tan başkasına havale ettiği için Allah'ı zikretmeyi unuttuğu belirtilir; hapiste kalış süresi hakkında da yedi yıl olduğu görüşü nakledilir. Son olarak şeytanın insana nasıl güç yetirebildiği sorusuna, şeytanın vesvese yoluyla unutmaya sebep olan şeylerle insanı meşgul edebileceği ama asıl unutturmayı ancak Allah'ın yapabileceği cevabı verilir.

فإن قلت : كيف يقدر الشيطان على الإنسان ؟ قلت : يوسوس إلى العبد بما يشغله عن الشيء من أسباب النسيان ، حتى يذهب عنه ويزل عن قلبه ذكره ، وأما الإنساء ابتداء فلا يقدر عليه إلا الله عز وجل
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Râzî bu ayette geçen 'ذكر' fiilinin merciinde iki görüş nakleder: bazıları bunu Yusuf'a, bazıları da kurtulan kişiye (sakiye) döndürür. Yusuf'a döndürüldüğünde anlam, şeytanın Yusuf'a Rabbini zikretmeyi unutturması olur ki bu durumda Yusuf'un Allah'tan başkasına yönelmesi kendisine bir eksiklik olarak değerlendirilir; nitekim rivayete göre Hz. Peygamber 'Allah Yusuf'a rahmet etsin, eğer beni rabbinin yanında zikret demeseydi hapiste bu kadar kalmazdı' buyurmuştur. Bu görüşe göre Yusuf, işini bir mahluka havale ettiği için hapiste bekletilme cezasına çarptırılmıştır.

وعن قتادة أن يوسف عليه السلام عوقب بسبب رجوعه إلى غير الله ، وعن إبراهيم التيمي أنه لما انتهى إلى باب السجن قال له صاحبه : ما حاجتك قال : أن تذكرني عند رب سوى الرب الذي قال يوسف
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî bu bölümde Yûsuf'un saki'ye söylediği 'رَبِّكَ' ifadesinin dilde efendi/sahip anlamında kullanıldığını, Hz. Peygamber'in 'rabbî' denmesini yasaklayıp 'seyyidî/mevlâye' denmesini emrettiği hadisin bu kullanımla ilişkisini açıklar. Ayrıca 'فأنساه' ifadesindeki zamirin Yûsuf'a mı yoksa şeytana mı ait olduğu tartışılır; Yûsuf'un mahlûka sığınıp Allah'a sığınmayı unutmasının cezası olarak zindanda bekletildiği rivayet edilir. Son olarak 'بضع sene' ifadesinin dilbilimsel ve rivayet temelli farklı süre tahminleri (7, 12, 14 yıl gibi) sıralanır.

أي سيدك وذلك معروف في اللغة أن يقال للسيد رب قال الأعشى : ربي كريم لا يكدر نعمة * وإذا تنوشد في المهارق أنشدا
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr, 'unuttu' fiilinin zamirinin kime ait olduğu konusunda iki görüş nakleder: Mücahid, Muhammed b. İshak ve başkalarına göre zamir kurtulan (zindan arkadaşı) kişiye aittir ve doğru olan görüş budur; İbn Abbas, Mücahid ve İkrime'den nakledilen diğer görüşe göre ise zamir Yusuf'a aittir. Bu ikinci görüşü destekleyen merfû hadisi İbn Cerîr'den nakleder ama bu hadisin senedini çok zayıf bulur, ayrıca Hasan ve Katade'den gelen mürsel rivayetlerin de bu konuda kabul edilemeyeceğini belirtir.

هذا هو الصواب أن الضمير في قوله عائد على الناجي كما قاله مجاهد ومحمد بن إسحاق وغير واحد ويقال إن الضمير عائد على يوسف عليه السلام رواه ابن جرير عن ابن عباس ومجاهد أيضا وعكرمة وغيرهم
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî, Yusuf'un rüya yorumunu ictihatla mı yoksa vahiyle mi yaptığı hususunda iki ihtimali zikreder; şeytanın rabbini zikretmeyi unutturduğu kişinin sâkî mi yoksa Yusuf'un kendisi mi olduğu konusunda da farklı okumalar sunar. Yusuf'un başka birinden yardım istemesinin, peygamberlik makamına yakışmadığına dair bir hadisle desteklenen bir görüşü aktarır; bu nedenle zindanda kalış süresinin uzamasını bu duruma bağlar.

فأنساه الشيطان ذكر ربه فأنسى الشرابي أن يذكره لربه، فأضاف إليه المصدر لملابسته له أو على تقدير ذكر أخبار ربه، أو أنسي يوسف ذكر الله حتى استعان بغيره، ويؤيده قوله عليه الصلاة والسلام «رحم الله أخي يوسف لو لم يقل اذكرني عند ربك لما لبث في السجن سبعا بعد الخمس»

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Tüm müfessirler 'unuttu' fiilinin zamirinin kime ait olduğu (Yusuf'a mı yoksa kurtulan sakiye mi) sorusunu ele alır ve bu konuda rivayet zincirlerine başvururlar. Çoğu, Yusuf'un mahlûka güvenip Allah'ı zikretmeyi ihmal etmesinin bir sonucu olarak hapiste uzun kaldığı yorumunu nakleder; 'bıd' sene' ifadesinin belirsiz bir süreyi (3-9/10 yıl arası, bazen 7,12,14 gibi rakamlarla) ifade ettiği hususunda da dilbilimsel ve rivayet temelli tartışmalar ortaktır.

Unterschiede

Taberî ve Râzî, zamiri daha çok Yusuf'a bağlayan rivayetleri ve buna dair hadisi öne çıkarırken, İbn Kesîr sened tenkidi yaparak bu hadisi zayıf bulur ve zamirin sâkîye ait olduğu görüşünü tercih eder. Zemahşerî ve Beydâvî meseleyi daha çok dil/belâgat ve kelamî ihtimaller (zann-yakîn ayrımı, ictihad-vahiy tartışması, şeytanın insana etki gücü) üzerinden ele alırken, Kurtubî 'rabbik' kelimesinin lügavî kullanımına ve hadis şerhine ağırlık verir. Bu farklar, müfessirlerin yöntemsel eğilimlerinden (rivayet tenkidi, dil tahlili, kelamî istidrad) kaynaklanmaktadır.

Historischer Kontext

Erken dönem müfessiri Taberî büyük ölçüde sahâbe-tâbiîn rivayetlerini toplayıp nakletmeye odaklanırken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Râzî dilsel ve kelamî tahlilleri genişletmiş, Kurtubî hadis şerhini detaylandırmış, İbn Kesîr ise rivayetleri sened kritiğiyle süzmüştür. Beydâvî ise özet bir sentezle önceki yorumları harmanlamıştır; temel mesele (zamirin merci ve hapis süresi) sabit kalmış, ancak ele alınış yöntemi zamanla rivayet ağırlıklıdan analitik/tenkitçi yaklaşıma evrilmiştir.

Bezug zur Gegenwart

Bu farklı okumalar, bir işi yaparken elden geldiğince çaba göstermekle birlikte kalbin nihai güvenini yalnızca Allah'a bağlamanın önemine dikkat çeker. Sıkıntılı zamanlarda sabırla beklemek ve tevekkülü kaybetmemek, günlük hayatta karşılaşılan zorluklarla baş etmede hâlâ anlamlı bir tutum olarak değerlendirilebilir. Ayrıca müfessirlerin farklı yorumları, bir metni anlamada çeşitli yöntemlerin birbirini tamamlayabileceğini ve bu çokluğun hoşgörülü bir ilim anlayışına katkı sunabileceğini hatırlatır.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben