وَكَأَيِّن مِّنْ ءَايَةٍ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يَمُرُّونَ عَلَيْهَا وَهُمْ عَنْهَا مُعْرِضُونَ
“Wie viele Zeichen gibt es in den Himmeln und auf der Erde, an denen sie vorbeigehen, wobei sie sie unbeachtet lassen!” — Bubenheim & Elyas
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre insanlar yeryüzündeki (helâk olmuş ümmetlerin izleri gibi) ibret verici işaretlerin üzerinden geçip onları görmelerine rağmen, bunlardan yüz çevirerek hiçbir ibret almazlar. Ayrıca 'el-arda' kelimesinin farklı okunuşlarına (ref' ve nasb) ve İbn Mes'ud mushafındaki farklı bir kıraat şekline de yer verir.
ويشاهدونها وهم معرضون عنها لا يعتبرون بها
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre burada geçen ifade 'onun etrafında dönerler' anlamına gelmektedir ve bu husus Abdullah'ın Mushafındaki bir okuma farkıyla desteklenmektedir.
بقولنا يطوفونها ، وفي مصحف عبدالله
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metin, âyette geçen 'كأين' (=كم) ifadesinin dilbilimsel yapısını Halîl ve Sîbeveyh'in görüşüyle açıklar; buna göre teşbih kâfı ona dahil olmuş ve onunla kaynaşarak 'كم' anlamını kazanmıştır. Ayrıca 'göklerdeki ve yerdeki âyetler' ifadesiyle ilgili olarak bunların geçmiş ümmetlerin ceza/azap izleri olabileceği, insanların ise bunları düşünmekten gafil ve yüz çevirmiş oldukları belirtilir. Son olarak âyetteki 'السماوات والأرض' ve 'يمشون عليها' ifadelerine dair farklı kıraat vecihleri (Akrime, Amr b. Fâid, Süddî, İbn Mesûd) zikredilir.
هي أي دخل عليها كاف التشبيه وبنيت معها فصار في الكلام معنى كم وقد مضى في آل عمران القول فيها مستوفى ومضى القول في آية السماوات والأرض في البقرة وقيل : الآيات آثار عقوبات الأمم السالفة أي هم غافلون معرضون عن تأملها
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre Peygamber, tebliğ ettiği haberler veya Kur'an karşılığında herhangi bir ücret istememektedir; bu, haber taşıyıcılarının (kâhinlerin/rivayet nakledenlerin) yaptığının aksinedir. Kur'an sadece bütün âlemler için bir öğüt ve uyarıdır. Göklerde ve yerde Allah'ın varlığına, hikmetine, kudretine ve tevhidine delalet eden sayısız âyet/delil vardır; insanlar bunların üzerinden geçip onları gördükleri halde düşünmeden ve ibret almadan yüz çevirmektedirler.
من جعل كما يفعله حملة الأخبار. إن هو إلا ذكر عظة من الله تعالى. للعالمين عامة. وكأين من آية وكم من آية. والمعنى وكأي عدد شئت من الدلائل الدالة على وجود الصانع وحكمته وكمال قدرته وتوحيده.
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ifade, insanların gökteki ve yerdeki delilleri (ayetleri) gözleriyle görüp onların yanından geçtikleri halde bunlardan yüz çevirdiklerini, bunlara ibret nazarıyla bakmadıklarını anlatır. Onlar bu delillerin Rablerinin birliğine (tevhide) işaret ettiğini düşünmezler; oysa bu deliller, her şeyi yaratıp yöneten Vâhid ve Kahhâr olan Allah'tan başkasına ilâhlık yakıştırılamayacağını gösterir.
يعاينونها فيمرون بها معرضين عنها، لا يعتبرون بها
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Müfessirlerin ortak vurgusu, göklerde ve yerde insanların önünden geçtiği sayısız âyet/delilin bulunduğu, ancak insanların bunların üzerinden geçip gördükleri halde düşünmeden ve ibret almadan yüz çevirdikleridir. Taberî, Zemahşerî, Kurtubî ve Beydâvî bu gafleti ve delillerin tevhide işaret ettiğini benzer şekilde işler; ayrıca Zemahşerî, Fahreddin er-Râzî ve Kurtubî âyetteki 'el-arda' ifadesiyle ilgili kıraat farklılıklarına (özellikle İbn Mes'ud mushafındaki okuma) dikkat çeker.
Unterschiede
Taberî rivayet temelli bir yaklaşımla (Katâde'den gelen nakil) âyeti bağlamsal olarak açıklarken, Zemahşerî ve Kurtubî dil/belağat ve kıraat farklılıkları üzerinden i'râb tahlili yapar; Kurtubî ayrıca Halîl ve Sîbeveyh'in dilbilimsel görüşlerine başvurarak 'كأين' ifadesinin yapısını inceler. Fahreddin er-Râzî ise 'onun etrafında dönerler' anlamını öne çıkararak farklı bir okuma nakleder. Beydâvî diğerlerinden ayrılarak âyeti Peygamber'in tebliğ karşılığında ücret istemediği vurgusuyla ilişkilendirir ve Kur'an'ın âlemler için öğüt olduğunu ekler.
Historischer Kontext
Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte âyetin temel mesajı -insanların gafleti ve delillerin tevhide işareti- sabit kalmış, ancak zamanla dil/belağat ve kıraat tartışmaları daha sistematik hale gelmiştir. Erken dönemde rivayet ağırlıklı yaklaşım (Taberî) hâkimken, sonraki müfessirlerde (Zemahşerî, Kurtubî, Beydâvî) dilbilimsel ve kıraat temelli analiz daha belirgin bir yöntem olarak öne çıkmıştır.
Bezug zur Gegenwart
Bu âyet, çevremizdeki tabiat olaylarına ve tarihten kalan izlere dikkatle bakmanın, ilim ile iman arasında bir uyum kurmanın önemine dair bir hatırlatma olarak düşünülebilir. Günlük hayatın koşturmacasında farkına varmadan geçtiğimiz işaretler üzerinde durup düşünmek, hem bilimsel merakı hem de ibadet ruhunu besleyebilir. Bu bakış açısı, insanı gaflet halinden çıkarıp çevresine ve topluma karşı daha bilinçli, sorumlu bir tutum geliştirmeye davet eder.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben